|
Kurtuluş Savaşı
KUVAYI MİLLİYE
Kuvayı Milliye:
Yurdun işgali
üzerine Anadolu'da bölgesel olarak başlayan ve gelişen
direniş birliklerine Kuvayı Milliye (Milli Kuvvetler)
denir.
a) Kuvayı Milliye Birliklerinin
Özellikleri:
İlk
kez Yunan işgaline karşı Batı Anadolu'da kurulmuştur.
Kuvayı Milliye bölgesel olarak kurulmuş, bulundukları
bölgeleri kurtarmayı amaçlamışlardır.
Kuvayı Milliyede Türklük
duygusu hakim olmuştur.
Kuvayı Milliye, ulusal bilincin uyandırılmasında etkili
olmuştur.
Kuvayı Milliye, TBMM'ye karşı çıkan bazı ayaklanmaları
bastırmıştır.
Kuvayı Milliye daha sonra kaldırılarak Düzenli Ordu
kurulmuştur (8 Ekim 1920).
b) Kuvayı Milliye'nin Kaldırılmasının
Nedenleri:
Askerlik tekniğini yeteri kadar iyi bilmemeleri, dağınık,
düzensiz olarak mücadele etmeleri.
Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksun
olmaları.
Halktan zorla para ve malzeme toplamaları.
Suçlu
buldukları kimseleri yargılamaları.
TBMM'nin aldığı bazı kararlara karşı gelmeleri.
AMİRAL BRISTOL RAPORU
(13 Ekim 1919)
Yunan
işgaline karşı direniş cemiyetlerinin kurulması İtilaf
Devletleri tarafından hayretlikle karşılanmıştır.
Avrupa basınında Türkler lehine yazılar yazılmaya
başlanmıştır.
İtilaf Devletleri durumu incelemek için işgal bölgesine
bir komisyon göndermiştir.
Amerika Delegesi Amiral Bristol aşağıdaki raporu
hazırlamıştır:
İzmir ve
çevresindeki Hıristiyan halka işkence yapıldığına dair
Paris Konferansına yanlış bilgi verilmiştir. Bu bilgiyi
veren devletler ve kişiler sorumludur.
İşgalden
sonra Batı Anadoluda yapılan katliamlardan Yunanlılar
sorumludur.
Yunan
askerleri geri çekilmeli ve yerlerine İtilaf
devletlerinin kuvvetleri gönderilmelidir.
İzmir ve
çevresinde Türk halkının nüfusu fazladır. Bu nedenle
burasının Yunanlılara verilmesi söz konusu olamaz.
Amiral Bristol Raporunun Önemi:
Türklerin katliam yaptığı haberleri tarafsız bir devlet
tarafından yalanlanmıştır.
Rumların Ege Bölgesinde çoğunlukta olduğu iddiasının
yalan olduğu ispatlanmıştır.
İşgalin haksız olduğu dünya kamuoyuna bildirilmiştir.
Ege
Bölgesindeki Türklerin Yunanistana katılmayı kabul
etmeyeceği belirtilmiştir.
KURTULUŞ SAVAŞI (Hazırlık Dönemi)
Mustafa Kemal'in Karakteri
Vatanseverdir, mantıklıdır, idealisttir, gerçeği arama
gücüne sahiptir, çok yönlüdür, yöneticidir, ileri
görüşlüdür, gurura ve ümitsizliğe yer vermez.
Mustafa Kemal'in Yaptığı Görevler
M.
Kemal 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı olmuştur.
Trablusgarp Savaşında gönüllü olarak savaşmış, bu
savaştan sonra Binbaşı olmuştur.
Balkan Savaşları sırasında Çanakkale Boğazını koruyan
kuvvetlerin Şube Müdürlüğü görevini üstlenmiştir.
Balkan Savaşlarından sonra Sofya Ateşeliğine
getirilmiştir.
I.Dünya Savaşında Tekirdağda 19.Tümen Komutanlığı
görevine atanmıştır.
Çanakkale Cephesinde; Anafartalar, Conkbayırı ve
Kocaçimende başarılar elde etmiştir.
Çanakkale Savaşında albaylığa savaştan sonra da
generalliğe (paşalığa) yükselmiştir.
Kafkas Cephesinde Muş ve Bitlisi Ruslardan geri
almıştır.
Güney
(Suriye) Cephesine 7.Ordu Komutanı olarak atanmıştır.
Filistin Cephesinde Yıldırım Orduları Komutanlığına
atanmıştır (1918).
Samsun ve çevresindeki Türk halkı ile Rum çeteleri
arasındaki olayları incelemek için 9.Ordu Müfettişi
olarak Samsuna gönderilmiştir (16 Mayıs 1919).
Mustafa Kemal'in İstanbul'a Gelişi
M.
Kemalin Mondros Antlaşmasının hükümlerine karşı
çıkması üzerine İstanbul Hükümeti, Yıldırım Orduları
Komutanlığını kaldırarak M. Kemali İstanbula
çağırmıştır.
M.
Kemal, İstanbulda işgalci devletlerin donanmasını
görünce; Geldikleri gibi
giderler, diyerek, kurtuluşa olan inancını
belirtmiştir.
M.
Kemal, Ahmet İzzet Paşanın Kabinesinde Harbiye Nazırı
(Savunma Bakanı) olmak için gayret gösterdiyse de bunda
başarılı olamamıştır.
M.
Kemal, Sultan Vahdettine de düşüncelerini anlatmak
istemiş, fakat Padişahın bir şey yapamayacağını
anlamıştır.
M.
Kemal İstanbulda kaldığı süre içerisinde arkadaşlarına
Mondrosun hükümlerine uymamalarını söylemiştir.
M.
Kemal İstanbulda yapılabilecek bir şey olmayınca
Anadoluya geçmenin yollarını aramıştır.
Mustafa Kemal'in Samsun'a Çıkışı
Samsun ve çevresinde Pontus Rum çeteleri Türklere
saldırmıştır.
İngilizler Avrupa kamuoyunu yanıltarak, saldırıların
Türkler tarafından gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
İngiltere, Samsun ve çevresinin silahsızlandırılmasını,
yoksa, bu bölgeyi işgal edeceğini söylemiştir.
İngilizlerin baskıları sonucu Damat Ferit Paşa sadrazam
olmuştur.
M. Kemal Padişah iradesiyle 9.Ordu
Müfettişliğine atanmıştır (30 Nisan 1919).
M.
Kemal, sivil yöneticilere de emir verme yetkisini
istemiş ve bu yetkiyi almıştır.
M.
Kemal 16 Mayıs 1919da yanındaki 17 kişi ile birlikte
Samsuna deniz yoluyla hareket etmiş ve 19 Mayıs 1919da
Samsuna ulaşmıştır.
M.
Kemal, bölgede huzuru bozanların Rumlar olduğunu,
İngilizlerin antlaşma hükümlerine uymadıklarını İstanbul
Hükümetine bir telgrafla bildirmiştir.
M.
Kemal, İstanbul Hükümetinin bir şey yapmaması üzerine
millet ve orduyu bilinçlendirmek için daha güvenli olan
Havzaya geçmiştir (25 Mayıs 1919).
M. Kemalin 9.Ordu Müfettişliğine
Atanmasını Sağlayan Etkenler
M.
Kemalin İttihat ve Terakki karşıtı olması.
M.
Kemalin, Türk ordusunun Almanların kontrolüne
verilmesine karşı çıkması.
Padişah'ın veliahtlık döneminden itibaren M. Kemali
yakından tanıyor olması.
M.
Kemalin daha önceki başarıları.
Mustafa Kemalin Samsundaki Görevleri
Bölgede güvenliğin sağlanması.
Asayişsizliğin çıkış nedenlerinin saptanması.
Bölgedeki silah ve cephanenin toplanması.
Halka
silah dağıtan kuruluşların ortadan kaldırılması.
Mustafa Kemal Samsuna Çıktığında Ülkeyi
Kurtarmak İsteyenlerin Üç Gruba Ayrıldığını Görmüştür:
1.
İngiliz mandasını isteyenler.
2.
Amerikan mandasını isteyenler.
3.
Bölgesel kurtuluş yollarını arayan cemiyetler.
M. Kemalin Samsun'a çıkarken kurtuluş için düşündüğü
tek çare; Milli egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız
bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmaktır.
KURTULUŞ SAVAŞI (Hazırlık Dönemi)
GENELGELER
Havza Genelgesi (28-29 Mayıs 1919)
M.
Kemal Havzada hazırladığı bir genelgeyi ülkenin askeri
ve mülki amirlerine bildirmek için telgraflar çekmiştir.
Genelgenin içeriği şunlardır:
1.
Büyük ve heyecanlı mitingler düzenlenecek ve işgaller
protesto edilecek.
2.
İstanbul Hükümetine protesto telgrafları çekilecek.
3.
Büyük devletlerin temsilcilerine uyarı mektupları ve
telgrafları çekilecek.
4.
Mitinglerde Hıristiyan halka zarar verilmeyecek.
Havza Genelgesi'nin Önemi:
Havza
Genelgesi ile halkın milli mücadele için bilinçlenmesi
sağlanmaya çalışılmıştır
Ülkenin pek çok yerinde işgalleri protesto mitingleri
düzenlenmiştir.
İtilaf Devletlerinin baskısıyla Harbiye Nezareti M.
Kemali İstanbula çağırmıştır (8 Haziran 1919).
M.
Kemal çağrıya cevap vermemiş ve Amasyaya geçmiştir (12
Haziran 1919).
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
M.
Kemal bazı arkadaşlarını gizli olarak Amasyaya çağırmış
ve işgaller hakkında görüşmüştür.
Rauf
Bey, Refet Paşa, Ali Fuat Paşa, Cemal Paşa ve Kazım
Karabekirin de onayıyla Amasya Genelgesi yayınlanmıştır.
Genelgenin içeriği şunlardır:
1.
Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
(Gerekçe)
2.
İstanbul Hükümeti, üzerine düşen görevi yerine
getirememektedir. Bu durum milletimizi yok durumuna
düşürmektedir.
3.
Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı
kurtaracaktır. (Amaç ve
yöntem)
4.
Her türlü etki ve denetimden uzak bir kurul
oluşturulmalıdır.
(Temsil Kurulu)
5.
Anadolunun en güvenilir yeri olan Sivasta milli bir
kongre düzenlenmeli, bunun için de her bölgeden üç
delege Sivasta olacak şekilde yola çıkmalıdır.
6.
Delegelerin seçimlerini Redd-i İlhak, Müdafaa-i Hukuk
cemiyetleri ve belediyeler yapacaktır.
7.
Doğu illeri için 10 Temmuzda Erzurumda bir kongre
toplanacaktır.
8.
Mevcut askeri ve milli örgütler kesinlikle
dağıtılmayacak, komuta bırakılmayacak ve başkalarına
teslim edilmeyecek.
9. Bu
genelge sır olarak tutulmalı ve delegeler kimliklerini
gizli tutarak seyahat etmelidirler.
Amasya Genelgesi'nin Önemi:
Türk
İnkılabının İhtilal Safhası başlamıştır.
Kurtuluş Savaşının gerekçesi, amacı ve yöntemi
belirlenmiştir.
İlk
kez milli egemenliğe dayalı bir yönetimden
bahsedilmiştir.
(3.madde)
İstanbul Hükümeti ilk kez yok sayılmıştır.
(3.madde)
Türk
milleti hem İstanbul Hükümetine hem de işgalci güçlere
karşı mücadeleye çağrılmıştır.
Kurtarıcı olarak görülen Padişah,Hilafet, manda ve
himaye düşüncesinin yerini millet ve milliyetçilik
düşünceleri almıştır.
Üstü
kapalı olarak Temsil Kurulu oluşturulmasından
bahsedilmiştir.
(4.madde)
M.
Kemal, kendisine verilen yetkiyi aşmıştır.
Amasya Genelgesi'nin Sonuçları:
Genelge yayınlandıktan sonra İngilizlerin baskısı sonucu
İstanbul Hükümeti M. Kemali görevinden alarak
İstanbula çağırmıştır.
M.
Kemal kendisinin padişahın iradesiyle atandığını
bildirerek zaman kazanmaya çalışmıştır.
KONGRELER
Erzurum Kongresi (22 Temmuz-7 Ağustos 1919)
Padişah, M. Kemalin görevden alındığına dair buyruk
çıkarmıştır ( 8 Temmuz 1919 ).
M.
Kemal, İstanbula aynı gün, resmi görevinden ve askerlik
mesleğinden istifa ettiğini bildirmiştir.
Hiçbir yetkisi kalmayan M. Kemale Kazım Karabekir,
Kolordusu ile emrinde olduğunu bildirmiştir.
Doğuda Ermenilere karşı Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti mücadele veriyordu.
Ermeni tehlikesine karşı nasıl hareket edileceği
konusunu belirlemek için Erzurumda Doğu Anadolu
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından Erzurum Kongresi
düzenlenmiştir.
Manda
ve himaye ilk kez reddedilmiştir (İngiliz mandası).
Kongrede Alınan Kararlar:
1.
Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, asla
parçalanamaz.
2.
İstanbul Hükümeti, vatanın bağımsızlığını koruyamadığı
takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır.
3.
Manda ve himaye kabul edilemez.
4.
Azınlıklara egemenliğimize engel olabilecek ayrıcalıklar
verilemez.
5.
Kuvayı Millîyi etkili ve milli iradeyi hakim kılmak
esastır.
6.
Meb'usan Meclisi derhal toplanmalı ve hükümetin
çalışmaları meclis tarafından kontrol edilmelidir.
Erzurum
Kongresinin Önemi:
Kongre bölgesel yapılmasına karşılık, alınan kararlar
yönüyle ulusal bir kongre özelliğine sahip olmuştur.
Kongrenin 1.maddesi, Misak-ı Millîde de yer alan
maddedir.
Heyet-i Temsiliye (Temsil Kurulu) 9 kişiden oluşmuştur.
Başkanı M. Kemal olmuştur.
İlk
kez bir hükümet kurma fikrinden bahsedilmiştir.
Doğu
Anadoluda kurulan milli cemiyetler, Doğu Anadolu
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısında birleştirildi.
Kongrede alınan kararlar Milli Mücadelenin temelini
oluşturmuştur.
Erzurum
Kongresinin Sonuçları:
Kongrenin kararları tüm yurtta sevinçle karşılanmıştır.
İstanbul Hükümeti kongrenin meşru olmadığını ilan
etmiştir.
İşgalci güçler, olayı geçici bir isyan hareketi olarak
değerlendirmişlerdir.
Birinci
(28 Haziran 1919)
ve İkinci Balıkesir
Kongreleri ( 26-31 Temmuz
1919)
Batı
Cephesinde Yunanlılara karşı mücadele eden Kuvayı
Milliyenin örgütlenmesi, sevk ve idaresi ile
ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yapılmıştır.
Kongre, Hareket-i Milliye Redd-i İlhak adı altında
toplanmıştır.
Kongrede Alınan Kararlar:
1.
Yunanlıların işgali devam ettikçe seferberlik
sürecektir.
2.
Herkes askerlik göreviyle yükümlüdür.
3.
Askerden kaçanlar yakalanınca ya yurt dışına sürgüne
gönderilecek ya da Yunanistana teslim edilecektir.
4.
Hareketi tek elden yönetmek için Merkez Heyeti
kurulacaktır.
Balıkesir
Kongrelerinin Önemi:
Balıkesir Kongresinde işgalci güçlere telgraflar
çekilmiştir.
Kongre, padişaha bağlılığını bildirmiştir.
Kongre, Sivasa delege göndermekte çekingen
davranmıştır.
Kongre
bağımsız hareket etmiştir.
Alaşehir Kongresi
(16-25 Ağustos 1919)
Balıkesir Kongresi kararlarını pekiştirmek, düzenli
askeri örgütü geliştirmek amacıyla toplanmıştır.
Kongrede Alınan Kararlar:
1.
Yunanlılara karşı mücadele devam edecektir.
2.
Asker ve silah ihtiyacı karşılanacaktır.
3.
Yunanlılara karşı gerekirse İtilaf Devletlerinden
yardım istenecektir.
Alaşehir
Kongresinin Önemi:
Kongre, İstanbul Hükümetine karşı çıkmıştır.
Kongre, Sivasa sembolik olarak katılma kararı almıştır.
Kongre bağımsız hareket etmiştir.
Balıkesir ve Alaşehir kongreleri Sivas Kongresinde
örgütlenmeyi kolaylaştırmıştır.
Sivas Kongresi
( 4-11 Eylül 1919)
İstanbul Hükümeti bu kongreyi engellemek için Galip
Beyi görevlendirmiş fakat başarılı olamamıştır.
Sivas
Kongresi 38 delegenin katılımı ile toplanmıştır.
Kongrede M. Kemal başkan seçilmiştir.
Kongrede Alınan Kararlar:
1.
Erzurum Kongresi kararları aynen kabul edilmiştir.
2.
Tüm milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.
3.
Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedilmiştir (ABD
mandası).
4.
Temsil Kurulunun yetkileri tüm yurdu temsil edecek
şekilde genişletilmiştir.
5.
Devletin ve milletin bağımsızlığı zedelenmemek şartıyla
borç alınabileceği kabul edilmiştir.
6.
Meb'usan Meclisinin açılması için çalışmaların devam
etmesi kararlaştırılmıştır.
7.
İrade-i Milliye adlı bir gazete çıkarılmasına karar
verilmiştir.
Sivas
Kongresinin Önemi:
Her
yönüyle ulusal bir kongredir.
Sivas
Kongresi, seçimle gelen delegelerden oluşmuştur.
En
çok tartışılan konu manda ve himaye olmuş, fakat kesin
olarak reddedilmiştir.
Misak-i Millinin esasları belirlenmiştir.
Yürütme yetkisi Temsil Kuruluna verilmiştir. Ali Fuat
Paşa Batı Anadoluya Kuvayı Milliye Kumandanı olarak
atanmıştır.
Temsil Kurulu üye sayısı 15 olmuştur.
Milli
Mücadele, teşkilatını ve liderini bulmuştur.
Sivas
Kongresinin Sonuçları:
Temsil Kurulu, İstanbul Hükümeti ile posta ve telgraf
haberleşmelerinin kesildiğini bildirmiştir.
İstanbul yanlısı idareciler İstanbula geri
gönderilmiştir.
Damat
Ferit Hükümeti baskılara dayanamayarak istifa etmiş, Ali
Rıza Paşa Hükümeti kurulmuştur.
Damat Ferit Paşa Hükümetinin istifa
etmesi, milli hareketin başarısının bir sonucudur.
Temsil Kurulu'nun Ankara Gelişi
(27
Aralık 1919)
M.
Kemal, Temsil Kurulu ile birlikte Ankaraya gelmiştir.
Ankara ili, Erzurum ve Sivastan sonra Milli
Mücadelenin yeni merkezi olmuştur.
Ankaranın
Merkez Seçilmesinin Nedenleri:
Ülkenin doğusunun ve batısının Ankaradan kontrol
edilebilir olması.
Düşman tehlikesinden uzak bulunması.
Asıl
savaşın olduğu Batı Cephesine yakın olması.
Demiryolu ulaşımı ve haberleşmenin elverişli olması.
İstanbuldaki gelişmeleri daha yakından izleme imkanının
bulunması.
Ankaranın Ali Fuat Paşanın (
solda ) kontrolü altında olması.
M. Kemal, mecliste alınacak kararların
metnini kendisi hazırlamıştır.
M. Kemal meclise toplantıya gitmese bile
kendisinin Meb'usan Meclisine başkan seçilmesini
istemiştir.
Ankarada Hakimiyet-i Milliye adlı gazete yayınlanmaya
başlamıştır.
Son
Osmanlı Meb'usan Meclisinin Toplanması
(12
Ocak 1920)
Son
Osmanlı Meb'usan Meclisi 12 Ocak 1920de açılmıştır.
M.
Kemal, Müdafaa-i Hukuk Grubunu oluşturarak kendi
fikirlerinin Meb'usan Meclisinde kabul edilmesini ve
meclise başkan seçilmeyi istemiştir.
Meb'usan Meclisi Müdafaa-i Hukuk Grubunu tanımamış,
bunun yerine Felah-ı Vatan Grubu oluşturulmuştur.
Meclis M. Kemali başkan seçmemiştir.
Meb'usan Meclisi padişaha bağlı gibi hareket etmiştir.
Meb'usan Meclisi, esaslarını M. Kemalin belirlediği
Misak-ı Milli kararlarını kabul etmiştir (28 Ocak 1920).
Misak-ı Milli
(28
Ocak 1920)
1.
Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, asla
parçalanamaz.
2.
Arap topraklarının geleceği için halkın oyuna
başvurulacaktır.
3.
Batı Trakya halkının geleceğini halk kendi oyuyla
belirleyecektir.
4.
Elviye-i Selasenin (Üç il; Kars, Ardahan ve Batum)
geleceği için halk oyuna başvurulacaktır.
5.
İstanbul ve Marmara Denizi güvenlik altına alınmalıdır.
6.
Boğazlar konusunda diğer devletlerle yapılacak
anlaşmalarla alınan kararlar uygulanacaktır.
7.
Azınlıklara, komşu ülkelerdeki Müslüman azınlıklara
verilen haklardan daha fazla hak verilemez.
8.
Kapitülasyonlar kesinlikle kabul edilemez.
9.
Bağımsızlığımızı ve ekonomik gelişmemizi engelleyecek
hiçbir sınırlandırma kabul edilemez.
Misak-ı
Millinin Önemi:
Misak-ı Milli ile milli ve bölünmez Türk vatanının
sınırları çizilmiştir.
Bağımsızlık yolunda önemli bir adım atılmıştır.
Erzurum ve Sivas kongreleri kararları Meb'usan Meclisi
tarafından da kabul edilmiştir.
Türk
Ulusu bağımsızlık bilincine ulaşmıştır.
Misak-ı Milli ile belirlenen sınırlar, Lozan Barış
Antlaşması ve sonrasında bugünkü sınırlarımız
oluşturulmuştur.
Misak-ı Millinin kabul edilmesi ile İtilaf Devletleri
İstanbulu işgal etmiş ve Meb'usan Meclisi basılmıştır
(16 Mart 1920).
Meb'usan Meclisinin kapatılması TBMMnin açılmasının
zeminini hazırlamıştır.
İstanbulun İşgali
(16 Mart 1920)
İtilaf Devletleri Meb'usan Meclisinin kapatılması ile
Milli Mücadelenin sona ereceğine inanmıştır.
Baskılar sonucu Ali Rıza Paşa görevinden istifa etmiş (3
Mart 1920), yerine Salih Paşa sadrazam olmuştur (8 Mart
1920).
Adana
çevresinde Ermenilerin katledildiği yolunda yalan
haberler yayılmıştır.
İtilaf Devletleri sözde katliamdan İstanbul Hükümetini
sorumlu tutmuş ve İstanbulu işgal etmişlerdir.
İstanbulu
İşgal Eden İtilaf Devletlerinin Yayınladığı Genelge:
1.
İşgal geçicidir.
2.
İtilaf Devletlerinin amacı işgal değil, Osmanlı
Devletinin nüfuzunu arttırmaktır.
3.
Anadoluda isyan çıkarsa ya da Türkler katliam yaparsa
İstanbul Türklerden alınacaktır.
4.
Herkes saltanatın merkezi olan İstanbulun emirlerine
uymak zorundadır.
M.
Kemal'in İstanbul'un İşgali Üzerine İtilaf Devletlerini
Protesto Edişi ve Aldığı Önlemler:
1.
İstanbul ile telefon ve telgraf görüşmeleri kesilmiştir.
2.
İstanbulda yapılan tutuklamalara misilleme olarak
Anadoludaki İtilaf Devletlerinin görevli subayları
tutuklanmıştır.
3.
İstanbul ve Adanadan düşman askerinin ulaşımını önlemek
için Niğde Ulukışlada ve İzmit Geyve çevresindeki
demiryolları tahrip edilmiştir.
4.
Eskişehir ve Afyon çevresindeki İngiliz kuvvetlerinin
bölgeden çıkarılması ya da silahsızlandırılması
kararlaştırılmıştır.
5. Anadoluda
bulunan resmi ya da özel bütün mali kuruluşların para ve
değerli eşyaları belirlenerek İstanbula gönderilmesi
yasaklanmıştır.
İstanbulun İşgalinin Sonuçları:
İtilaf Devletleri Salih Paşaya Misak-ı Milliye karşı
olduğunu ilan etmesini istemişlerdir.
Salih
Paşa baskılara dayanamayarak istifa etmiş, yerine
yeniden Damat Ferit Paşa sadrazam atanmıştır (5 Nisan
1920).
Padişah meclisi feshetmiştir (11 Nisan 1920).
İtilaf Devletleri meclisi dağıtmıştır.
Milletvekillerinin bir kısmı sürgün olarak Maltaya
gönderilmiştir.
Kaçabilen milletvekilleri Ankaraya gelmiştir.
Damat
Ferit Paşa Şeyhülislama Kuvayı Milliye aleyhine bir
fetva yazdırarak fetvayı ülkenin her yanına dağıtmıştır
TBMM'NİN AÇILMASI
(23 Nisan 1920)
İtilaf Devletleri'nin İstanbul'u işgal etmesi ve
Meb'usan Meclisi'nin kapatılması üzerine M. Kemal, bir
genelge yayınlayarak Ankara'da olağanüstü yetkilere
sahip bir meclisin toplanacağını bildirmiştir.
Genelgede seçim yapılarak her sancaktan 5 delegenin 15
gün içinde Ankara'ya gelmesini istemiştir.
Olağanüstü Yetkilere Sahip Meclis 23 Nisan 1920'de
açılmıştır.
Meclis üç gruptan oluşmuştur:
1.
Seçimle belirlenenler,
2.
Kapatılan Meb'usan Meclisi'nden gelenler,
3.
Sürgünden dönen 14 milletvekili.
Meclis 120 milletvekili ile toplanmıştır.
Milletvekili sayısı zamanla 390'a çıkmıştır. Üyeler çok
çeşitli mesleklerden oluşmuştur.
Mustafa
Kemal'in Önergesi
(24 Nisan 1920):
1.
Hükümet kurmak gereklidir.
2.
Geçici kaydıyla bir hükümet reisi tanımak veya padişah
vekili atamak doğru değildir.
3.
TBMM'nin üstünde güç yoktur.
4.
TBMM, yasama ve yürütme yetkisine sahiptir.
5.
Meclisten ayrılacak bir kurul meclise vekil olarak
hükümet işlerini görür.
6.
Meclis başkanı, hükümetin de başkanıdır.
7.
Padişah ve halifenin durumu, bulunduğu baskıdan
kurtulduktan sonra Meclis tarafından görüşülecek ve
durumları belirlenecektir.
Önemi:
TBMM'nin açılması ile yeni Türk Devleti kurulmuştur.
"Geçici bir hükümet reisi tanımak doğru değildir"
denerek meclisin bağımsızlığı ve devamlılığı
belirtilmiştir (2.madde).
TBMM'nin üstünde güç olmadığı belirtilerek İstanbul
Hükümeti yok sayılmıştır (3.madde).
İlk
TBMM'de "güçler birliği ilkesi" ve "Meclis Hükümeti
Sistemi" kabul edilmiştir (4.madde).
Bu
önerge 20 Ocak 1921 Anayasası kabul edilinceye kadar
Meclisin çalışma esaslarını belirlemiştir.
"Türkiye Büyük Millet Meclisi" adının kullanılması;
kurulan yeni devletin milliyetçi düşünceler taşıdığını
ve Türk milletine dayandığını ortaya koymaktadır.
I.TBMM'nin Özellikleri
TBMM'nin açılması ile Temsil Kurulu sona ermiştir.
TBMM,
Meclis Hükümeti Sistemi ile çalışmıştır.
TBMM,
kurucu meclistir. Ancak ulusal birliğin dağılmaması için
"Olağanüstü Yetkilere Sahip Meclis" adı kullanılmıştır.
"Milli Egemenlik" ilkesi gerçekleşmiştir.
İlk
meclis, çok farklı görüş ve mesleğe sahip kişilerden
oluşmuştur. Bu kadar farklı görüşe sahip insanları bir
arada tutan düşünce "yurdun bağımsızlığını" kurtarma
düşüncesidir.
TBMM,
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasını sağlamıştır. Zor
koşullar altında yıpranan meclisin 1 Nisan 1923'te
yenilenme kararı alınmış, 11 Ağustos 1923 tarihinde
II.TBMM açılmıştır.
I.TBMMnin Gerçekleştirdiği Çalışmalar
TBMM
açılmıştır (23 Nisan 1920).
Hıyanet-i vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).
İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).
TBMM
ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiyeyi kabul etmiştir
(20 Ocak 1921).
İstiklal Marşı kabul edilmiştir (12 Mart 1921).
Saltanat kaldırılmıştır (1 Kasım 1922).
İzmir
İktisat Kongresi toplanmış ve Misak-ı İktisadi kabul
edilmiştir (18 Şubat-4 Mart 1923).
Lozan
Barış Antlaşması imzalanmıştır (24 Temmuz 1923).
Teşkilat-ı Esasiye
(1921 Anayasası - 20 Ocak 1921)
Yunan
ilerleyişi devam ettiğinden bir anayasa çıkarılması
zorlaşmıştır.
I.İnönü Savaşı'nın kazanılması üzerine M. Kemal bir
önerge yayınlamıştır (13 Eylül 1920).
Teşkilat-ı Esasiye adındaki bu önerge Türk Devleti'nin
ilk anayasası olmuştur (20 Ocak 1921).
23
esas ve bir ek maddeden oluşmuştur.
Kanun-i Esasinin Teşkilat-ı Esasiye ile çelişmeyen
bölümleri yürürlükte kalmıştır.
Türkiye Devletinin ilk anayasasıdır.
1921 Anayasası'nın Maddeleri
1.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
2.
Kanun yapmak (yasama) ve yürütme yetkisini kullanmak
milletin tek ve gerçek temsilcisi olan TBMM'ye aittir.
3.
Türkiye Devleti TBMM tarafından yönetilir ve hükümet
"TBMM Hükümeti" adını alır.
4.
TBMM, iller halkınca seçilen üyelerden oluşur.
5.
TBMM'de seçim iki yılda bir yapılır.
6.
TBMM, hükümeti seçtiği vekillerle (bakanlarla)
yönetilir.
7.
Şeri hükümlerin uygulanması TBMMye aittir.
8.
Meclis başkanı hükümetin de başkanıdır.
Önemi:
Yeni
Türk Devleti'nin kuruluşunun siyasi ve hukuki
belgesidir.
Güçler Birliği İlkesi kabul edilmiştir.
Türk
tarihinde ilk kez egemenlik ulusa verilmiştir.
Meclis içinde İstiklal Mahkemeleri kurulmuş ve yargı
gücü de kullanılmıştır.
Ulusal birliğin bozulmaması için devletin rejimi
belirtilmemiştir.
TBMM,
yaptığı anayasa ile Kurucu Meclis özelliğini
göstermiştir.
Meclis Hükümeti sistemi kabul edilmiştir.
Şer'i
hükümlerin TBMM tarafından yerine getirilmesi kabul
edildiğinden 1921 Anayasası laik bir anayasa değildir.
1921
Anayasası, 1924 Anayasası'nın ilanına kadar yürürlükte
kalmıştır.
1921
Anayasasında Yapılan Değişiklikler
Devletin rejiminin cumhuriyet olduğu belirtilmiştir
(1923).
Cumhuriyetin ilanı ile Meclis Hükümeti Sistemi sona
ermiş Kabine Sistemine geçilmiştir.
TBMM'YE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR
Nedenleri:
İstanbul Hükümeti'nin TBMM
aleyhine yayınladığı fetva.
M. Kemal ve arkadaşlarının gıyabî
olarak idam istemiyle yargılanmaları.
İstanbul Hükümeti'nin Anadolu üzerinde otorite kurmak
istemesi.
İstanbul Hükümeti'nin Milli Mücadele'yi İttihatçı ve
Bolşevik olarak nitelendirmesi.
İtilaf Devletleri'nin Milli Mücadele'nin Padişah ve
Halifeye karşı yapıldığı şeklindeki propagandaları.
İngilizlerin boğazların iki tarafında da tampon bölge
oluşturmak istemeleri.
Asker
kaçaklarının otorite boşluğundan yararlanmak istemeleri.
Bazı
kişilerin manda ve himaye istemesi.
Azınlıkların işgallerden yararlanarak bağımsız devlet
kurma çabaları.
Kuvayı Milliye birliklerinin disiplinsiz hareketleri.
Bazı
Kuvayı Milliye birliklerinin Düzenli Ordu'ya katılmak
istememeleri.
A) İstanbul Hükümeti'nin Neden Olduğu
Ayaklanmalar
1. Anzavur Ayaklanması
Jandarma emeklisi Binbaşı Ahmet Anzavur tarafından
çıkarılmıştır.
Balıkesir, Biga, Gönen, Manyas ve Susurluk çevresinde
yayılmıştır.
Ayaklanmayı Ethem Bey bastırmıştır.
2. Kuvayı İnzibatiye
(Halifelik Ordusu)
Ayaklanması
Kuvayı Milliye'ye karşı İngilizlerin yardımları ile
kurulmuştur.
İzmit
ve Geyve çevresinde etkili olmuştur.
Ayaklanma Ali Fuat Paşa tarafından bastırılmıştır.
Kuvayı İnzibatiye birliklerinin bir kısmı Kuvayı
Milliye'ye katılmıştır.
B) İstanbul Hükümeti ve İşgalci
Devletlerin Kışkırtmaları İle Çıkarılan Ayaklanmalar
1) Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı
Ayaklanmaları
Boğazların kontrolünü sağlamak için İngilizlerin desteği
ile çıkarılmıştır.
Ayaklanma, Ethem Beyin yardımları ile Ali Fuat Paşa ve
Refet Bey tarafından bastırılmıştır.
2) Yozgat Yenihan Ayaklanması
Osmanlı Hanedanı'na bağlı ayanlardan olan Çapanoğulları
Yozgat'ta, Aynacıoğulları ise Zile'de ayaklanmışlardır.
Ethem
Bey ayaklanmayı bastırmaya çalışmış, ancak Yunan
ilerleyişi başladığından Batı Cephesi'ne geri
çağrılmıştır.
Yıl
sonunda ayaklanma merkezden gönderilen güçler tarafından
bastırılmıştır.
3) Afyon Ayaklanması
Yunanlıların kışkırtması sonucu Çopur Musa Afyon'da "Din
elden gidiyor" diyerek ayaklanmıştır.
Kuvayı Milliye güçleri ayaklanmayı bastırmıştır.
4) Konya Ayaklanması
Delibaş Mehmet, hükümet binasını basmış ve binaya el
koymuştur.
Milli
güçler tarafından ayaklanma bastırılmıştır (22 Kasım
1920).
5) Milli Aşiret Ayaklanması
Urfa
Viranşehir'de Fransızların kışkırtmaları sonucu
ayaklanmışlardır.
Ayaklanma Kuvayı Milliye tarafından bastırılmıştır.
6) Ali Batı Ayaklanması :
Midyat
ve Nusaybin çevresinde çıkmıştır.
7) Şeyh Eşref Ayaklanması :
Bayburt'ta çıkmıştır.
8) Koçkiri Ayaklanması :
Erzincan, Zara ve Koçkiri çevresinde çıkmıştır.
9) Cemil Çeto Ayaklanması :
Garzan ve çevresinde çıkmıştır.
C) Azınlıkların Çıkardığı Ayaklanmalar
1. Rum Ayaklanmaları
Rumlar, Trabzon'da Pontus Rum Devleti'ni kurma
düşüncesiyle ayaklanmışlardır.
İngilizler tarafından desteklenmiştir.
Kurtuluş Savaşı boyunca en uzun süren ayaklanma, Pontus
Rum ayaklanmasıdır.
Ayaklanma Şubat 1923'te bastırılabilmiştir.
2. Ermeni Ayaklanmaları
Fransızların desteği ile Ermeni İntikam Alayı Adana ve
çevresinde katliamlar yapmıştır.
Ayaklanma Güneydoğu Anadolu'ya yayılmıştır.
Milli
Mücadele'nin kazanılması ile ayaklanmalar
bastırılmıştır.
D) Kuvayı Milliye Taraftarı Olup Sonradan
Ayaklananlar
1. Demirci Mehmet Efe Ayaklanması
Denizli, Burdur, Dinar ve Çal çevresinde çıkmıştır.
Ayaklanmayı I.İnönü savaşından önce Refet Bey
bastırmıştır (30 Aralık 1920).
2. Ethem Bey Ayaklanması
Kütahya, Gediz ve Demirci çevresinde çıkmıştır.
Ethem
Bey, I. İnönü Savaşı sırasında Düzenli Ordu'ya
saldırmıştır.
I.İnönü Savaşı'ndan sonra ayaklanma bastırılmıştır (24
Ocak 1921).
Ethem
Bey ve arkadaşları Yunanlılara sığınmıştır.
TBMM'NİN AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI
ÖNLEMLER
Hıyanet-i Vataniye Kanunu
çıkarılmıştır (29 Nisan 1920).
İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur (11 Eylül 1920).
İstanbul Hükümeti ile tüm ilişkiler kesilmiş,
İstanbul'dan gelen evraklar geri gönderilmiş, İstanbul
Hükümeti'nin yaptığı her türlü iş yok sayılmıştır.
Düzenli Ordu kurularak Kuvayı Milliye birlikleri
kaldırılmıştır.
İstanbul Hükümeti'nin çıkardığı
fetvaya karşılık, Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi
tarafından karşı fetva yazılarak Milli Mücadele'nin
haklılığı halka duyurulmuştur.
Ayaklanmaların Sonuçları:
Kurtuluş Savaşı uzamıştır.
Milli
Mücadele'nin kazanılması gecikmiştir.
Yunanlılar, Anadolu'da ilerleme fırsatı bulmuştur.
Boş
yere kardeş kanı dökülmüştür.
TBMM
gücünü, ayaklanmaları bastırmak için kullanmıştır.
TBMM,
tüm ayaklanmaları bastırarak Anadolu'da otoriteye hakim
olmuştur.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve Şeyh Said
İsyanı olayıyla ilgili çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu,
amaç bakımından birbirine benzer.
İSTİKLÂL MAHKEMELERİ
(11 Eylül 1920)
Kuruluş Nedeni:
TBMM'ye
karşı ayaklanmaların çıkması.
Anadolu'da eşkıyaların çoğalması ve iç güvenliği tehdit
etmeleri.
Kuvayı Milliye birliklerinin düzensiz
hareket etmeleri.
Askerden firar edenlerin artması.
TBMM'nin tüm yurtta otoriteyi eline almak istemesi.
Hıyânet-i Vataniye Kanunu kabul edilmiştir (29 Nisan
1920).
İstiklâl Mahkemeleri
kurulmuştur (11 Eylül 1920).
İstiklâl Mahkemeleri'nin Özellikleri:
Mahkeme kararlarında temyiz hakkı yoktur.
Mahkeme üyeleri TBMM üyeleri arasından seçilmiştir.
İstiklâl Mahkemeleri'nin Yararları:
Asker kaçakları orduya geri dönmüştür.
Ayaklanmalar bastırılmıştır.
İç güvenlik sağlanmıştır.
Devlet organları işlemeye başlamıştır.
Vergi ve asker alımları kolaylaşmıştır.
İstiklal Mahkemeleri ilk kez TBMM'ye karşı ayaklanmalar
sırasında kurulmuştur.
Tekalif-i Milliye Emirleri'ne
karşı çıkmalar başlayınca İstiklal Mahkemeleri yeniden
devreye girmiştir.
Şeyh
Said İsyanı sırasında İstiklal Mahkemeleri yine işlevini
yerine getirmiştir.
|