![]() |
|
![]() |
Yapılan kazılardan elde edilen bilgilere göre Nevşehir İli'nin MÖ 3000 yıllara kadar uzanan bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Buraları tarih öncesi çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuştur. Yöreye KAPADOKYA denirdi. Nevşehir Kızılırmak'ın güneyinde olup Hititler' in egemenliğine MÖ 2000 yıllarından sonra yayıldılar. Hitit İmparatorluğu MÖ 1150 yılında dağılınca Asurların etkileri Nevşehir 'e kadar uzandı. MÖ 7.yüzyılda,bütün Anadolu gibi İran (Pers) İmparatorluğuna katıldı. Başkent Persopolis' ten yola çıkan İran imparatoru Kiros (Kurus) MÖ 546'da Nevşehir'i de aldı. MÖ 333 yılında Makedonya İmparatoru Büyük İskender, İran imparatorluğunu yıkıp burasını kendi topraklarına kattı. İskender'in ölümünden sonra Roma İmparatorluğu'na kadar İskender'in generallerinden Seleskovlar, Kapadokya Krallığı tarafından yönetildi. Bölge MÖ 1.yy' da Roma egemenliğini tanıdı. MS 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra 1077'de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca,bu topraklar da Orta Asya'dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071'den önce özellikle 7. ve 8.yy' larda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur. Hititler döneminde kalma yörede bulunan 200'e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiş tir. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölge çoğunlukla Anadolu Selçuklu Devleti'nin elinde kaldı. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır. Yöre halkı Acem ve Arap kültürüne karşı çıkmıştır. 13.yy' da Horasan' dan gelen Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli' nin çalışmaları sonucunda Türkler bölgede egemenliklerini kurmuşlardır. 1515 yılında Yavuz Sultan Selim,Dulkadiroğulları Beyliğine son verip eski Kapadokya'yı kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimine almıştır. Osmanlılar döneminde bölgede önemli olaylar geçmemiştir. Gerek Selçuk,gerekse Osmanlı dönemlerinde yörede pek çok kervansaray,camii ve medrese yaptırılmıştır. Hititler döneminde Kahve Dağı eteklerinde bulunan Nevşehir'in o günkü adı "NYSSA"dır. Osmanlı dönemin Nissa' nın yakınlarında MUŞKARA adında bir köy kurulmuştur. Osmanlı Sadrazamı Damat İbrahim Paşa Muşkaralı olup görevi aldığı yıllar arasında Muşkara Köyü ve çevre köy kasabalarla geliştirerek yeni şehir anlamına gelen NEVŞEHİR adını alır. 20 Temmuz 1954 yılına kadar Niğde ilinin bir ilçesi olan Nevşehir bu tarihte il olmuştur.
60 million years ago in the Oligocene and
Pliocene, the Taurus mountain chain arose as a subsidiary of the Alpine system.
the consequent warping of the Anatolian Plateau to the north resulted in the
appearance of volcanoes of which the two most massive are Mounts Erciyes and
Hasandagi, the one in eastern and the other in western Cappadocia. Midway
between them is situated the smaller Mt. Golludag.

Althoughno historical record exists of activity from these ancient volcanoes, an eruption is depicted in one wall painting at Catalhoyuk, which painting is in fact among the oldest known to archealogy. A temple of fire near Mt. Erciyes bears evidence that the Persians held the volcano sacred. And a coin from Caesarea is engraved with an image of Erciyes spouting lava. In ail likelihood these representations stem from an awed receptiveness to ancient legend, rather than from direct experience.
Over millions of years the ash laid down by
these two volcanic masses gradually formed a layer of soft tuff. This in turn
was patched over in places with a thin layer of basalt lava. This basalt cracked
and then split under weathering allowing rain water to seep down through the
fissures and slowly erode the underlying tuff. Time and the widening gaps
ushered in a thermoclastic effect, alternating heat and cold that broke down the
rock's resistance and to this was added the constant rub of wind. What emerged
were tall cones surmunted by caps of hard basalt in clumps or in teeming ranks
to which the Turks-sensing some mystery or spell-have given the name of fairy
chimneys.
Where there is no protective basalt layer or where it has been worn away eroding wind and water have sculpted out lovely valleys nearly all of which lie south of the Kizilirmak.
Steep canyons of andesite and basalt in the rock walls of which have collected softer formations, join these valleys to the plateau, Soganli and Ihlara are canyons in this mold, the latter truly vertiginous, attaining a depth in places of 200 meters.
Nooked and recessed sheltered from the north wind, these valleys have developed a near-temperate climate with soil that attracts the small-holding farmer and blooms forth in orchards and basking vineyards.
![]() |
Hitit, Frig
mitolojisinde, volkan tanrilarinin olusturdugu, yagmur ve ruzgar
tanrilarinin yumusak ve sihirli ellerinde bicimlendirdigi Kapadokya
plnaetinde, Avanos, doganin yazip cizdigi ve bize bahsettigi buyulu bir
masaldir. Doga ve tarihin dunyada en guzel butunlestigi yerdir. Cografik
olaylari Peri Bacalari'ni olustururken, tarihi surecte insanlar da bu
peri bacalarinin iclerine konut oymus, kilise oymus ve fresklerle
susleyerek, binlerce yillik yasli medeniyetlerin taze izlerini gunumuze
tasimistir.
Bu akilalmaz kultur hazinesini kurabilmek, baskalarina kaptirmamamk icin Milet'li Thales, Lidya Krali'nin Pers istilalarina karsi koyabilmesi icin (ancak basaramamistir) Kizilirmak'i (Halys) ikiye bolerek orduyu karsiya gecirmis ve tarihteki ilk bilimsel hesaplarini gene buralarda gerceklestirmistir. |
| Binlerce yy.dan beri insan topluluklarý
meyva toplayýcýlýðý ve balýk
avcýlýðý yaparak geçinmiþler,
dolayýsýyla suya olan hayati
baðýmlýlýklarýndan dolayý da
nehir kenarlarina yerleþmiþlerdir. Bu baðlamda
Kýzýlýrmak, bu tarihi görevini sessizce yerine
getirmiþtir.
Avanos'un bilinen tarihi ilk Bronz Çaðýndan itibaren baþlar. Bu bilgilerimizi Topaklý Höyük Kazýlarý'na borçluyuz. Ýtalyanlar'ýn 1967'de baþlattýðý kazýlrda Ýlk Bronz Çað'dan Bizans Dönemine kadar sürekli oturum yeri olduðunu gösteren 24 arkeolojik kat ortaya çýkarýlmýþtýr. |
![]() |
|
J.C. Gardin ve P. Garelli; M.O. 19. yy baslarina ait, Asurlularin ticaret yollarini incelerken, ticari sinirlarin Incesu, Aksaray, Konya, Bor, Nigde ve Eregli bolgelerine kadar uzandigini tesbit ettiklerinde Nenessa ve Washania'nin bu bolgenin sinirlari icinde oldugunu gorduler. Ayrica tabletler, iki Asurlu tuccarin Kanes'ten(Kayseri-Kultepe) Burushattum'a(Acemhoyuk) 4 gunde gitmek icin surekli Washania, Nenessa ve Ullama'dan gectiklerini yazmaktadirlar. 1926'da da dilbilimci Emile FORRER, Bogazkoy Hitit Kraliyet Arsivlerinden yaptigi arastirmalar sirasinda bir tablette ZU-WINASA sehrinin adini okudu. Nenessa ve Zu-Winasa, N. Thierry'nin calismalarina gore, Venessa ve Avanos'a donusmustur. Osmanli belgelerinde Avanos, "Enes","Uvenes", "Evenes" olarak gecmektedir. |
Bolge Hitit-Frig hakimiyetinden
sonra Kammerler'in istilasina ugramis, M.O. 700 yilindan hemen sonra da Liday,
Med ve Pers imparatorluklarinin egemenligine girmistir.
Ilk tarihi bilgilerimize gore Venessa, M.O. 322 yilinda Buyuk Iskender'in
Tegmeni Eumenes tarafindan kurulmustur. Ancak Venessa'nin ilk kuruldugu yeri
bilmiyoruz. M.S. 17'lerde Romalilar tarafindan vilayete donusturuluyor.
Strabon'a(M.O. 58 - M.S. 25) gore, cok zengin ve geliskin bir gorunumdedir. M.O.
4 - M.O. 1 yuzyila kadar hayli erken bir kult olarak belirtilen ve rahiplerin
krallar kadar etkili oldugu ve emirlerinde cok sayida esirler ve cok genis bir
arazi bulundugu anlasilan Zeus kultunun merkezidir. Bundan dolayi da bolgenin en
onemli uc sehirlerinden biridir. Zira Venessa'nin buyuk rahibi, krallik
hiyerarsisinin 3. buyuk kisiydi. (3.000 kole ve talents "gunumuz kuruna
gore 500 kg gumusluk) bir geliri vardi.
Yeni Selcuklu ekonomisi tarimsal aktiviteye dayandigindan.
Kapadokya'ya alisilmamis yeni uretim iliskileri ve skiden mevcut olmayan yeni
bir yasam kulturu getirmisti. Genel hatlariyla kamu yararina ve toplumun
ihtiyaclarina hitabeden dini, kulturel amacli yapilar, camii, medrese, imaret,
ticari ve sihhi amacli yapilar, han, kervansaray, nihayet toplumsal yardimlasma
amacli - vakif yapilar- kulliyeler bu toplumun yeni gorunusunu belirlemeye
baslamistir.
Selcuklu doneminde bir ara Avanos'da yalnizca 5-6 ev vardi. Istanbul-Bagdat yolu uzerinde islek bir gecit yeri olan Saruhan'i korumak amaciyla 13. yy.'da Selcuklular zamaninda gonderilen askerlerin komutani "Cavus", Kizilirmak'in kuzey yamacina bir mescit yaptirmisti. Yakin cevre ve koylerden geleb insanlar tarafindan mescidin cevresine evler yapildi. Bu Avanos'un ilk mahallesidir ve halk arasinda Cavus Mahallesi olarak bilinir. Tarim ve ticaretin devlet tarafindan son derece sIkI kontrolu, Osmanlilik doneminde Avanos'taki comlekcilik ticaretini birkac yuzyil dondurmus, dolayisiyla bir patlama olmamis ve Avanos uzun yillar sonuk bir koy olarak kalmistir.
1750 yilinda Avanos'da 56 hane vardi. Padisah II. Abdulhamit zamaninda sarayda gorevli olan Avanoslu Kurena ARif Bey, Avanos'un gelismesi icin calismistir. 18. yy.'in gelisme gorunuyor. Dis yuzeyleri kabartmali, ic yuzeyler sahane dekore edilmis evler yapmaya basliyor.
Volkanik orijinli jeolojik bir yapIya sahip olan Urgup, yagmur ve ruzgar erozyonunun meydana getirdigi ve peribacasI olarak tanImlanan ilginc dogal olusumlarIn sIkca ve tipik orneklerinin yogun olarak yer aldIgI bir bolgeye kurulmuStur. Vadi yamaclarIndan akan yagmur sularInIn ve daha sonra ruzgarlarIn asIndIrmasI sonucu olusan yarıklar arasIrIda yukselen peribacalari tamamen bu bolgeye has cok ilginc bir peyzaj goruntusu olusturmustur.DolayIsIyla bu bolgeye: YAGMURLA RUZGARIN, TARiHLE
COGRAFYANIN ELELE VEREREK YAZDIGI BiR SiiRDiR denebilir. Urgupte yazlarI sicak
ve kurak, Kislari soguk ve kar yagisli, ilk ve sonbaharda ise yagmurlu tamamen
kirsal bir step iklimi ozellikleri gorulur.
ikbaharda yeseren ancak daha sonralarI sararIp yok alan step bitki ortusunun
dIsInda bolgede bir orman ortusu bulunmamakla beraber, ilcede ve cevresinde cok
yogun olarak gorulen bagcilik ve yemyesil bag ortusu yaz aylarInda da sicak bir
goruntu vermektedir.
YeraltI sehirlerinin yarattIgI bolgeye has goruntulerin
yanIsIra, bir bolumu kayalara oyularak diger bir bolumu ise icinden cIkarIlan
taSlar ile yapIlan yumuSak kesme taSlarin zaman icinde sertlesmesi ile uzun
yIllar kullanilabilen tas yapIlar bolgeye has cok ilginc bir mimari yapI
olusturmustur. Nevsehir'in dogusunda yer alan Urgup'u bilinen en eski adI
Ossiana'dIr. O zamanki adi Tomisos olan Damsa cayI vadisinde dik kayalara
oyulmus magara evlerden olusan kucuk bir kasaba iken sonradan adi taslik ve
kayalik yer anlamIna gelen URKUP olmus ancak URKUP kelimesi daha sonralarI
Turkcenin yumusakliginda URGUP sekline donusmustur. Bir ara Selcuklular Urgup
adini BASHISAR olarak degistirmislerse de daha sonra tekrar URGUP olarak
anilmaya baslanmistir. 1950 yilina kadar Kayseri'ye bagli bir ilce olarak kalan
URGUP daha sonra Nevsehir ilinin bir ilcesi olmustur.