YÜKSEK ÖĞRETİMDE ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ
ÖĞRETİMİNDE KARŞILAŞILAN PROBLEMLER VE YENİ YAKLAŞIMLAR
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ-
Dr. Yasemin DOĞANER*
Özet
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi bugün tüm yüksek öğretim kurumlarında
okutulmakta olan ve hem öğrenciler hem öğretim elemanları tarafından derse
ilişkin içerik, yöntem ve teknikler konusunda bazı beklentilerin bulunduğu bir
ders niteliğindedir. Yakın tarihin özelliklerinin ve hassasiyetlerinin
kavranmaya çalışıldığı bu dersin verimliliğini artırabilmek, dersin amaçlarının
yerine getirilebilmesi bakımından da önem taşımaktadır. Bu amaçla Hacettepe
Üniversitesi örneğinde yapılan bir anket çalışması ile dersin gereksinimleri
tespit edilerek bunların giderilmesi ve yetişmekte olan genç neslin tarih
bilincine sahip olarak geleceğe hazırlanmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır.
Yapılan çalışmanın sonuçları tarih öğretimi ile ilgili yeni yaklaşımların
sergilenebilmesine ışık tutacaktır.
Anahtar Kelimeler: Atatürk İlkeleri, İnkılap Tarihi, Tarih Öğretimi, Yüksek
Öğretim, Hacettepe Üniversitesi
A. Giriş
Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni rejimin ulus devlet inşası sürecinde tarih
öğretiminin vatandaş yetiştirme konusunda önemli bir fonksiyonu olmuş ve bu
durum buna uygun bir program geliştirilmesi ile sonuçlanarak, inkılâp tarihi
dersleri adı altında şekillenmiştir.
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinin kökeni 1925 yılında verilen
İhtilaller Tarihi dersine kadar götürülebilir. Ankara Adliye Hukuk Mektebinde
bu adla verilen dersin amacı, Türk inkılabının özelliklerini anlatmak ve
kendisinden önce yapılan inkılâp hareketleriyle karşılaştırmalı bir biçimde
incelemektir. Dersin düzenli olarak üniversitelerde okutulmaya başlanması ise
1933 yılında İstanbul Üniversitesi bünyesinde İnkılâp Tarihi Enstitüsünün
kurulması ile gerçekleştirilmiştir. 15 Nisan 1942de 4204 sayılı yasa ile dersin
sorumluluğu Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesine bağlı olarak
kurulan Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsüne verilmiştir. 27 Mayıs 1960tan sonra
dersin Türk İnkılâp Tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti Rejimi adıyla bütün fakülte
ve yüksek okullarda iki yarı yıl okutulması kararlaştırılmıştır. 20 Mart 1968de
dersin adı Türk Devrim Tarihi olarak
* Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü.
1
değiştirilmiştir. 12 Eylül 1980 sonrası ders tekrar Türk İnkılâp Tarihi adını
almıştır. Kısa bir süre Türk İnkılâp Tarihi adıyla okutulan ders 6 Kasım 1981
tarih ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu uyarınca Atatürk İlkeleri ve İnkılâp
Tarihi adını almış ve başından beri olduğu gibi zorunlu ders olma niteliğini
korumuştur.
Dersin okutulmasının amacı, Türk inkılâbının ruhunu ve amacını kavrayacak,
kabullenecek ve geliştirecek nesiller yetiştirmektir.
Dersin amacı YÖK tarafından 4 ana başlıkta toplanmıştır.1 Bunlar:
1. Türk bağımsızlık savaşı, Atatürk inkılâpları ve Atatürkçü düşünce sistemi,
Türkiye Cumhuriyeti tarihi hakkında doğru bilgiler vermek,
2. Türkiye ve Atatürk inkılâpları, ilkeleri ve Atatürkçü düşünceye yönelik
tehditler hakkında doğru bilgiler vermek,
3. Türk gençliğini ülkesi, milleti ve devleti ile bölünmez bir bütünlük içinde
Atatürk inkılâpları, ilkeleri ve Atatürkçü düşünce doğrultusunda ulusal hedefler
etrafında birleştirmek,
4. Türk gençliğini Atatürkçü düşünce doğrultusunda yetiştirmek ve güçlendirmek
olarak sıralanmıştır.
Ders başlangıçta üniversitelerde dört yıl süreyle verilmekteyken, önce iki yıla
daha sonra şimdiki haliyle bir yıla indirilmiştir. Zaman içinde dersin öğretimi
ve derse ilişkin sorunlarla ilgili olarak akademik çevrelerce dersin niteliğini
artırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan ilki Unesco
Sosyal ve Beşeri Bilimler Komitesince bu dersin amaçlarının netleştirilmesi,
inkılâp tarihi dersinin hangi programla ve nasıl bir etkinlikte yürütülmekte
olduğunu belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yüksek öğretim düzeyinde
diğer bir alan araştırması Özer Ozankaya tarafından yapılmıştır.2 Araştırmanın
amacı, Türk devrim hareketinin anlam, önem ve değeri ile bunların genç kuşaklara
öğretiliş biçiminin gençler tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaktır.
Alana ilişkin ilk toplantı 1975 yılında Felsefe Kurumu seminerleri çerçevesinde
Türkiyede Tarih Eğitimi başlığı altında Ankarada yapılarak yüksek
öğretimdeki tarih eğitiminin sorunlarına ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur.3
Bunun dışında 1985 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde İnkılâp
1 Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi 1/1 Türk İnkılâbının Hazırlık Dönemi ve
Türk İstiklal Savaşı, YÖK Yay., Ankara, 1997.
2 Özer Ozankaya, Türk Devrimi ve Yüksek Öğretim Gençliği, Ankara, 1978.
3 Felsefe Kurumu Seminerleri, TTK, Ankara, 1977.
2
Tarihi Enstitülerinin yetkililerinin bir araya geldiği bir seminer yapılmıştır.4
Seminere enstitüler adına katılan konuşmacıların görüşleri, üniversite düzeyinde
bu dersin durumu, 1933ten günümüze tarihçesi ve alanın sorunları üzerine
olmuştur. 1994 yılında Buca Eğitim Fakültesi tarafından Tarih Eğitimi
Sempozyumu düzenlenmiştir.5 1997 yılında İstanbulda Üniversite Öğretim Üyeleri
Derneği tarafından üniversite düzeyinde inkılâp tarihi dersinin nasıl okutulması
gerektiğinin sorgulandığı bir toplantı yapılmıştır.6 1998 yılında Hacettepe
Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü tarafından Atatürk
İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersi Yöntem Semineri adıyla bir sempozyum
düzenlenmiştir.7 2002 yılında ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından
Tarih Öğretimi ve Yeni Yaklaşımlar Ulusal Sempozyumu düzenlenmiştir.
Bahsi geçen toplantılarda dersin içeriği, yöntemi, veriliş biçimi vb. pek çok
konuda tartışmalar yapılmış ve çözüm önerileri ortaya konmuştur. Tartışmaların
odaklandığı belli başlı konular her oturumda tekrar edilegelmiş ve bugün de
karşımızda sorun olarak durmaya devam eden konulardır. Yüksek öğretimde Atatürk
İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersi hakkındaki sorunlar ve tartışmalar şu noktalar
üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dersin adı, dersi veren öğretim elemanının niteliği,
dersin bir rejim dersi veya ideolojik bir amacının olup olmayacağı, konu
sınırlamasının nasıl yapılacağı, seçmeli mi, zorunlu mu olması gerektiği,
işlenişinin seminer şeklinde karşılıklı mı yoksa öğretim elemanı tarafından mı
yapılacağı, ne ölçüde nesnel kalınabildiği, farklı görüş ve ideolojilere yer
verilmesi, tek bir kaynak yerine farklı kaynaklardan yararlanılması, laiklik,
ulus devlet, çağdaşlaşma ve modernleşme gibi kavramlar üzerinde uzlaşmanın
sağlanması, öğrenci tarafından dersin içselleştirilmesinin sağlanması, dersin
dilinin dost, düşman gibi subjektif kavramlardan arındırılması ve ortak bir
vicdan ve dil geliştirilmesi, yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi vb.
Üniversite düzeyinde bir araştırma Yüksek Öğretim Kurumlarında İnkılâp Tarihi
Öğretimi adıyla öğretim elemanları ve öğrenciler üzerinde alan araştırması
şeklinde yapılmıştır.8 Araştırma sonuçları dersi veren öğretim elemanlarının
YÖKün programıyla kısmen uyumlu olduklarını, öğrencilerin ise dersi gerekli
gördüklerini ve içeriğe güncel
4 Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Semineri (11-13 Mayıs 1985), On Dokuz Mayıs
Üniversitesi Bs., Samsun, 1985.
5 Tarih Öğretimi ve Ders Kitapları, Haz: Salih Özbaran, Dokuz Eylül Yay., İzmir,
1998.
6 Bülent Tanör, Zafer Toprak, Halil Berktay, İnkılâp Tarihi Dersleri Nasıl
Okutulmalı, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Yay., İstanbul, 1997.
7 Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihinde Yöntem Arayışları, Editör: Bahaeddin
Yediyıldız, Temuçin Faik Ertan, Kutay Üstün, H.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp
Tarihi Enstitüsü, Ankara, 2004.
8 İlhan Aksoy, Yüksek Öğretim Kurumlarında İnkılâp Tarihi Öğretimi,
Yayınlanmamış Doktora Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2003.
3
konular eklenmesi gerektiğini düşündüklerini ortaya koymaktadır. Bunun dışında
ilk ve orta öğretim düzeyinde inkılâp tarihi dersine ilişkin çeşitli çalışmalar
bulunmaktadır.9
B. Yöntem
Derse ilişkin yukarıda anılan görüş ve önerilerin Hacettepe Üniversitesinde
nasıl uygulandığına bakmak ve Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp
Tarihi Enstitüsü tarafından dersin verimliliğini ölçmek, sorunlarını tespit
etmek ve bu sorunlara ilişkin çözüm üretebilmek amacıyla 1995-1996 Bahar dönemi
sonunda 33 bölümden 1008 öğrenciye 20 soruluk bir anket uygulanmıştır. Bu
anketin sonuçlarında öğrencilerin yaklaşık % 50 oranında dersin veriliş
yöntemini yeterli buldukları, %60 oranında da güncel konularla tarihi sürecin
ilişkilendirilmesinden memnun oldukları görülmektedir. Ayrıca gerek öğrencilerin
fikri yapılarına dersin katkısı, gerekse orta öğretime nazaran yüksek öğretimde
aldıkları dersin daha yeterli olduğu konusunda hemfikir oldukları ortaya
çıkmaktadır. Ders saatleri, derse ilişkin materyal ve sınav şekli gibi konularda
bazı talepler bulunmakla birlikte genel olarak dersin öğrencilerin Türk
inkılâbını anlamalarını sağladığını ve gelecek yaşamlarına katkı yapacak
nitelikte olduğunu söylemek mümkündür.10
2001-2002 Bahar dönemi sonunda anket formu geliştirilerek 600 kişiye 25 sorudan
oluşan bir anket daha uygulanmıştır. Bu anketin sonuçlarında ise ilk ankette
ortaya konan olumlu tutumun çoğunlukla artarak devam ettiği ve dersin seçmeli
olması gerektiği, devam zorunluluğunun bulunmaması ve güncel olaylar ile tarihi
sürecin ilişkilendirilmesi gibi bazı taleplerin devam etmekte olduğu
görülmüştür.11
2003-2004 Güz dönemi başında ve Bahar dönemi sonunda aynı amaçlarla anket
çalışmaları yapılmıştır. Anketimizin ilk kısmında sosyo-ekonomik profili ortaya
koyma amacına yönelik 9 sorudan sonra sonraki kısmında 13ü orta öğretim
sırasındaki Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi hakkında, 19u almakta
oldukları ders hakkında olmak üzere 32 soru bulunmaktadır. Bu kez ilk uygulamada
öğrencilere orta öğretim sırasında gördükleri
9 Mehmet Serhat Yılmaz, İlköğretimde Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve
Atatürkçülük Programı İçerik Değerlendirmesi, H.Ü. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp
Tarihi Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Ankara, 2004; Gülmisal Emiroğlu,
İlköğretimde Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Ders
Konularının Öğretimi Üzerine Bir Araştırma, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Selçuk
Üniversitesi Soysal Bilimler Enstitü, Konya 2002.
10 Anket sonuçlarının değerlendirmesi hakkında bkz: Mustafa Yılmaz, Atatürk
İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersleri ve Bu Konuda Yapılan Araştırmalar, Atatürk
Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XVI, Mart 2000, Sayı 46dan ayrı basım,
s.313-326.
11 Bu çalışmanın sonuçları tebliğ şeklinde sunulmuştur. Yasemin Doğaner,
Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Dersi Tutum Analizi-Hacettepe Üniversitesi
Örneği-, Tarih Öğretimi ve Yeni Yaklaşımlar Ulusal Sempozyumu10-12 Ekim 2002,
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi.
4
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersine ilişkin tespitleri ile, yüksek
öğretimde almaya başladıkları dersten beklentilerinin neler olduğu sorulmuştur.
Bu amaçla Hacettepe Üniversitesinde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersini
alan öğrencilerin yaklaşık yüzde 15ine tekabül eden 1030 kişiye uygulanmış ve
verileri S.P.S.S. paket programı aracılığıyla elektronik ortama aktarılmıştır.
2003-2004 Bahar dönemi sonundaki ikinci uygulamada ise iki dönem boyunca
aldıkları ders hakkındaki tutumlarının ölçülmesine yönelik sorular sorulmuştur.
2003-2004 Bahar dönemi sonunda Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersini alan
Hacettepe Üniversitesi öğrencilerine 28 ayrı bölümde uygulanan ankete 547 kız,
226 erkek, toplam 773 öğrenci katılmıştır. Sağlık, Fen Bilimleri ve Sözel
Bilimler şeklinde yaptığımız bir sınıflandırma ile bu alanlarda okuyan
öğrencilerin % 15ine anket uygulanmıştır. Buna göre 5i ön lisans 25i lisans
olmak üzere toplam 30 bölümde uygulama gerçekleştirilmiştir. Öğrenci sayıları
ile orantılı olarak anketin % 33ü Sağlık, % 17si Sayısal, % 51i de Sözel
Bilimler öğrencilerine uygulanmıştır. Burada belirtilmesi gereken husus farklı
bölümlerde okuyan öğrenciler arasında eşitlik sağlamak amacıyla böyle bir
oranlamaya ihtiyaç duyulduğudur. Ancak farklı eğitim alanlarının öğrencilerin
yaklaşımını %2-3 oranında etkilediği, dolayısıyla sonucu etkilemeyecek kadar
düşük olduğu ortaya çıkmıştır.
Başlangıçta öğrencilerin sosyo-ekonomik profilini ortaya koymak amacıyla
cinsiyet, bitirilen orta öğretim kurumu, yüksek öğrenim öncesinde yaşanan yer,
şu anda kalınan yer, anne ve babanın eğitim durumu ve ekonomik durum
sorulmuştur. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, sosyo-ekonomik profilin
öğrencilerin derse yaklaşımını etkileyen bir faktör olmadığı yapılan sayısal
karşılaştırmalarda ortaya çıkmakta ve sonuçlar dersi alan öğrencilerin profilini
ortaya koymaktan öteye gidememektedir. Ankete katılanların %67si kız, %33ü
erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Kız öğrencilerin çokluğunda Hemşirelik ve
Çocuk Gelişimi gibi bölümlerin kız öğrencilerden oluşması, öğretmenlik ve dil
bölümlerini ise en çok kız öğrencilerin tercih etmiş olmaları gibi unsurlar
etkili olmuştur.
Bitirilen orta öğretim kurumu incelendiğinde %30 ile Anadolu Liselerinin ilk
sırada, %20 ile Meslek Liselerinin ikinci sırada, %19 ile Genel Liselerin de
üçüncü sırada olduğu görülmektedir. Bunu sırasıyla Süper Lise, Fen Lisesi, Diğer
ve Özel Liseler takip etmektedir.
Yüksek öğrenim öncesinde yaşanılan yer incelendiğinde ise öğrencilerin %70inin
il merkezinde, %23ünün ilçede, %4ünün köyde, %2sinin ise yurt dışında
yaşadığı anlaşılmaktadır. Öğrencilerin halen kalmakta oldukları yerlere
bakıldığında ise %40ının ailelerinin yanında, %18inin arkadaşları ile,
%17sinin Devlet yurdunda, %11inin özel
5
yurtta, %12sinin ise diğer olarak tanımladığımız seçenekte belirttikleri üzere
çoğunlukla bir akraba yanında kaldıkları görülmektedir.
Anne ve babaların eğitim durumlarına bakıldığında ise annelerde %35 ile ilk
sırada ilkokul mezunu seçeneği yer alırken bunu %25 ile Lise, % 19 ile
Üniversite, %11 ile Ortaokul, %4 ile okur-yazar ve %6 gibi yüksek bir oran ile
de okur yazar değil seçenekleri takip etmektedir. Bu da bir bakıma toplumda
eğitime verilen değeri göstermektedir. Eğitim yükselen bir değer olma özelliğini
korumakta, ebeveynler çocuklarını okutmayı iyi bir gelecek için kaçınılmaz bir
alternatif olarak görmektedirler. Babaların eğitim durumu ise annelerin eğitim
seviyesinden daha yüksek bir düzeydedir. Buna göre %35 ile yüksek okul ve üzeri
ilk sırada yer alırken % 26sı Lise, %24ü İlkokul, %13ü Ortaokul, %2si okur
yazar, %0.6sı ise okur yazar değil seviyesinde eğitim düzeyine sahiptir.
Anketin ilk kısımda öğrencilere orta öğretim sırasında görülen AİT dersinin
içeriği, derste kullanılan materyal, yöntem ve teknikler sorulmuştur.
Öğrencilerin dersle ilgili çeşitli konularda tutumlarını tespit etmek için
verilen önermelerin derecelendirmesini sağlamak amacıyla beşli likert tipi anket
modeli uygulanmış, Tamamen Katılıyorum, Kısmen Katılıyorum, Kararsızım,
Katılmıyorum ve Kesinlikle Katılmıyorum şeklindeki seçeneklerden birini
işaretlemeleri istenerek ders hakkındaki tutumları ortaya konmaya çalışılmıştır.
Bunun yanı sıra farklı olarak daha önce derste kullanılan öğretim materyalleri,
öğretim yöntem ve teknikleri ile sınavlarda en çok sorulan soru tipleri ile
ilgili seçeneklere yer veren sorular sorulmuştur. Öğrencilere soru formunun ilk
kısmında sunulan önermeler bu dersle ilgili daha önceki durum hakkında bilgi
almaya yönelikken, ikinci kısımda dersin işleniş biçimi, içeriği ve sınavlar vb.
hakkında derse ilişkin beklentileri ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Anketin son
kısmında ise derse ilişkin önerileri almak amacıyla açık uçlu bir soruya yer
verilmiştir. 2003-2004 Bahar dönemi sonundaki ankette orta öğretime ilişkin
durum ilk ankette yer aldığı için yalnız ikinci ve son kısımdaki sorulara yer
verilmiştir.
C. Bulgular ve Yorum
2003-2004 Güz dönemi başında ve 2003-2004 Bahar dönemi sonunda uygulanan
anketlerde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersine ilişkin anket soruları
yüzde ve frekans tabloları aracılığıyla incelendiğinde şu sonuçlar ortaya
çıkmaktadır:
Orta öğretim sırasında görülen AİT dersinin içeriğinin yeterli olduğu fikrine
öğrencilerin %55i kısmen veya tamamen katılırken %16sı kararsız olduğunu
belirtmiş, %29u ise dersin yeterli olmadığına işaret etmişlerdir. Aynı yılın
sonunda yüksek öğretimde görülen Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinin
içeriği/konularının yeterliliği hakkında
6
öğrencilerin %83ü içeriği yeterli bulduğunu ifade etmiş, %10u kararsız
olduğunu, %7si ise yeterli bulmadığını belirtmiştir. 2001-2002 yılında yapılan
ankette orta öğretimde görülen dersin yeterliliği dikkate alındığında dersin
içerik açısından öğrenciyi tatmin ettiğini söylemek mümkün olacaktır.
Öğrencilerin %75inin orta öğretim sırasında AİT dersinin Kurtuluş Savaşı
hakkında yeterli bilgiyi sağladığını ifade etmelerine karşılık, %16sı bu konuda
yeterli bilgiyi almadıklarını belirtmekte %9u da kararsız kalmaktadır. Yüksek
öğretimde görülen dersle ilgili olarak ise verilen cevaplarda öğrencilerin %40ı
tamamen, %42si de kısmen katıldıklarını %8i kararsız iken, %9u da
katılmadıklarını ifade etmişlerdir. Sonuçlar orta öğretimle kıyaslandığında
yeterli bulanların oranının %7 arttığını, kararsızların ise aynı oranda olduğunu
görmekteyiz. Bu da bize verilen derste öğrencilerin Kurtuluş Savaşı hakkında
büyük ölçüde bilgilendiğini göstermektedir.
AİT dersinin Cumhuriyetin üzerine oturduğu değerler sistemi konusunda bilgi
verme işlevini de yüksek bir oranda gerçekleştirdiğini söylemek mümkündür.
Öğrencilerden %66sı bu konuda bilgi edindiklerini, %15i kararsız olduğunu,
%18i ise bilgi alamadıklarını belirtmişlerdir. Kararsızların oranının nispi
çokluğu soru kökünün anlaşılmaması olarak yorumlanabilir. Bu durum dersin
verilişi sırasında değerler sistemi hakkındaki sorulara verilen cevapların
yetersizliğinden anlaşılmaktadır. Bu sorunun oranı yüksek öğretimde % 86ya
çıkmaktadır. Orta öğretime göre oranın %20 artış göstermiş olması bizim için
memnuniyet vericidir. Bu sonuca göre başlangıcından itibaren dersin en önemli
amaçlarından biri olarak vurgulanan, yetişen gençlere Cumhuriyet rejiminin
değerler sistemini öğretmek ve benimsetmek konusunun amacına ulaştığını söylemek
mümkündür.
Dersin Atatürkçü Düşünce Sistemi hakkında yeterli bilgiyi sağlaması konusunda
verilen cevaplar %65 olumlu, %24 olumsuz ve %11 kararsız şeklinde
sıralanmaktadır. Yüksek öğretimde ise Öğrencilerin %84ü bu konuda dersin
faydalı olduğunu belirtirken, %8i kararsız olduğunu, %8i ise gerekli bilgiyi
alamadıklarını ifade etmişlerdir. Bir önceki ankete göre olumsuz cevap oranının
%24ten %8e düşmesi dersin bu konudaki başarısını açıklamaktadır. Cumhuriyetin
kurucusuna duyulan sevgi ve bağlılığın bu konudaki ilgi ve duyarlılığı
artırdığını dolayısıyla sonucun dersin temel işlevlerinden birine katkıda
bulunduğunu söylemek mümkündür.
Ancak aynı olumlu sonucun dersin günümüz Türkiyesinin sorunlarını düşünmek
konusundaki yararı veya olası sorunlar üzerine düşünmek konusunda alınamadığını
söylemek mümkündür. Öğrencilerin yalnız %40ı Türkiye sorunlarını düşünme
konusunda orta
7
öğretimde dersin katkı sağladığını düşünürken, %42 oranında katkı sağlamadığı
düşünülmektedir. Oysa aynı soruya yüksek öğretimde dersin alınması sonrasında
verilen cevaplarda oran % 76ya çıkmaktadır. Daha önceki oranın %42 olumlu
görüşe karşın %40 olumsuz görüş olduğu hesaba katıldığında bu konuda ciddi bir
ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Öğrencilerin bilgi seviyelerindeki artış
ile birlikte siyasi ve sosyal konulara olan ilgilerinin artması dersi bu açıdan
verimli kılmaktadır.
Gelecekteki olası sorunlar hakkında düşünme konusunda da orta öğretimde paralel
sonuçlar gözlenmekte %42 oranında olumlu %42 oranında da olumsuz düşüncelere yer
verilmektedir. Bu oran yüksek öğretimde %70e çıkmakta, %14ünün kararsız,
%16sının da olumsuz olduğu görülen bu konu bir önceki soruyla birlikte açık
uçlu soruda belirtilen en önemli konulardan birini oluşturmaktadır. 2003-2004
güz döneminde uygulanan ankette %42 oranında olan benimseme oranı belirgin bir
artış göstermiştir. Öğrencilerin özellikle Türk siyasal yaşamı ve onun sorunları
ile ilgili bilgi kaynaklarının sınırlı olduğu durumlarda bu talebin sıkça dile
getirildiği görülmektedir. Hatta dersin bir bakıma bugünden başlanarak geriye
doğru bir yaklaşımla ele alındığı takdirde daha verimli olacağı konusunda bir
eğilim var denilirse pek de yanlış olmayacaktır.
Türkiyenin sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözüm üretmek konusunda olumlu
fikirler artmakta ve %48e çıkmaktadır. Bu konuda %19 oranında kararsıza karşın
%33 oranında olumsuz fikirler belirtilmiştir. Aynı oranın yüksek öğretimde %71e
çıktığı görülmektedir.
Dersin içeriğinin günümüz dünyasının sorunlarını anlama konusundaki yararına
bakıldığında ise bu fikre katılanların oranının %45, katılmayanların %37,
kararsızların ise %16 olduğu anlaşılmaktadır. Dersin dünyada yükselen değerleri
açıklama konusundaki yararı hakkında ise %35 oranındaki olumlu düşüncelere
karşın %42 oranında olumsuz düşünce bulunmaktadır. Kararsızların %21 gibi yüksek
bir oranda oluşu ise yine soru kökünün anlaşılamamış olmasını akla
getirmektedir. Bu oranların yüksek öğretimde sırasıyla %69 ve %64e çıktığı
tablolardan anlaşılmaktadır. Genel olarak dersin amaçları arasında yer alan
bahsi geçen konularda bilgi verme işlevinin üniversiteye gelen öğrenciler
üzerinde gerçekleşmediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunda ilk ve orta öğretim
sırasında öğrencilere okuma alışkanlığının kazandırılamamasının, buna paralel
olarak öğrencilerin kelime hazinelerinin yetersiz oluşunun etkili olduğu
söylenebilir. Derse ilişkin temel kavramların sorgulandığı sorulara verilen
cevaplarda kararsızların artış göstermesi bu durumu doğrulamaktadır. Amaçları
arasında gerek Türkiye, gerekse dünya ile ilgili olarak yaşanan 8
siyasi, sosyal, kültürel veya ekonomik gelişmeler hakkında öğrencileri belli bir
oranda bilgilendirme işlevi bulunan dersin yüksek öğrenim sırasında büyük ölçüde
bu amacına ulaştığını söylemek mümkündür. Derse aktif katılımın sağlanması
halinde bu oranın daha da artacağı bilinen bir gerçektir. Görsel işitsel
malzemelerin desteğinin gerçekleştirilmesi, katılımı artıracak önemli bir etken
olacaktır.
Derste kullanılan öğretim materyallerine bakıldığında orta öğretim sırasında en
çok ders kitabı, harita, tepegöz ve yardımcı ders kitabı kullanıldığı
anlaşılmaktadır. Bilgisayar, Televizyon, Video ve Projektör gibi görsel
malzemenin kullanımının oldukça düşük olması, öğrencilerin en çok şikayet
ettikleri ezberci ders işleyiş tarzına yönelimi artırmaktadır. Buna bağlı olarak
bir sonraki soruda derste kullanılan öğretim materyallerinin yeterli olmadığı
çok net bir şekilde ifade edilmiştir. Öğrencilerden yalnız %30u materyalleri
yeterli bulurken, %50si yetersiz olduğunu düşünmektedir. Bilgisayar,
projeksiyon cihazı vb. aracılığıyla dersin görsel açıdan zenginleştirilmesi,
bilgisayar teknolojisinden faydalanılarak Cumhuriyet dönemi sosyal tarihinin
öğrencilere daha dikkat çekici bir biçimde sunulması verimliliği artırmayı
sağlayan bir unsurdur.
Orta öğretim sırasında görülen dersin öğretim yöntem ve tekniklerinin
sıralanması istendiğinde ortaya çıkan tablo da pek iç açıcı değildir. En çok
tercih edilen yöntem olarak aktarım ilk sırada yer almakta, soru-cevap ve
tartışma ise oldukça düşük oranlarda onu takip etmektedir. Araştırma-inceleme ve
gezi-gözlem gibi seçeneklerin yok denecek kadar az işaretlenmiş olması özellikle
öğrencileri araştırmaya sevk etmek isteyen öğretim görevlisinin işini hayli
zorlaştırmakta, orta öğretim sırasındaki alışkanlıkların sürdürülmesi yönündeki
eğilimin yüksek olduğu gözlenmektedir. Yüksek öğrenim sırasında derste
kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerine bakıldığında aktarım ilk sıradaki
yerini korumakta, ikinci sırada soru-cevap tekniği, üçüncü sırada ise tartışma
tekniğinin kullanıldığı ifade edilmektedir. Bunları düşük oranlarda olmak üzere
araştırma inceleme ve gezi-gözlem teknikleri takip etmektedir. Dersi verenler
olarak kullanılmak istenen teknikler arasında şüphesiz aktarım ilk sırada yer
almamaktadır. Öğrenci araştırma ve incelemeye, bunun sonucu olarak da katılımın
yüksek olduğu bir ders işlenişine teşvik edilmektedir. Ancak gerek bölüm
derslerinin ağırlığı, gerekse materyal bulma konusunda başta zaman darlığı olmak
üzere çeşitli güçlüklerin bulunduğu öğrenciler tarafından ifade edilmekte ve bu
durum da beklenen verimi düşürmektedir. Üniversite kütüphanesindeki alanla
ilgili kaynakların çoğaltılması halinde hiç olmazsa kaynakların temini ile
ilgili güçlük ortadan kaldırılmış olacak ve araştırma incelemeye dayalı bir
yaklaşımın önü açılmış olacaktır. 9
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinde sınav öncelikli amaçlardan olmamakla
birlikte ölçme ve değerlendirmenin sağlanabilmesi açısından yapılmakta ve
öğrencilerin olayları yorumlayabilme ve değerlendirme kapasitesini geliştirmek
amacıyla uygulanmaktadır. Öğretim elemanları tarafından bunun ne denli
sağlandığının ortaya koyulması amacıyla sınav soru tiplerinin neler olduğu
sorulmuştur. Orta öğretim sırasında sınavlarda sorulan soru tipleri
incelendiğinde en çok %33lük bir oranla neden-sonuç ilişkisi kurmaya yönelik
soruların sorulduğu anlaşılmaktadır. Bunu %28 ile tanım soruları, %26 ile de
açıklama soruları takip etmektedir. Değerlendirme soruları %7 oranında iken,
olayları günümüz sorunları ile ilişkilendiren sorular ise yalnız %2 oranındadır.
Yüksek öğretimde Hacettepe Üniversitesinde verilmekte olan dersin sınav soruları
ile ilgili olarak ankete verilen cevaplarda ilk sırayı %30 ile açıklama soruları
alırken, ardından %29 ile neden-sonuç ilişkisi kurmayı gerektiren sorular ve %23
ile de değerlendirme soruları gelmektedir. Buna karşın tanım soruları yalnız %4
oranında iken, olayları günümüz sorunları ile ilişkilendiren sorular ise %10
oranında bulunmaktadır. Mevcut durum hedeflenene yakın olmakla birlikte bu
durumun öğrenciler tarafından çoğunlukla benimsendiğini söylemek güçtür.
2003-2004 öğretim yılında alınan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersinin
işleniş biçimine ilişkin beklentiler de sorgulanmıştır. Buna göre öğrencilerin
%60ı dersin yalnız öğretim elemanı tarafından anlatılmasını istemektedirler.
%10u kararsızken, %30u bu fikre katılmamaktadır. Bu durum derse olan ilginin
zayıf olduğunu ve bazı önyargılarla derse başlandığını göstermektedir. Ancak
2001-2002 döneminde uygulanan ankette dersin öğretim elemanı tarafından
anlatılması gerektiğini düşünenlerin oranının %83 olduğu düşünülürse bu anlamda
olumlu bir gelişme kaydedildiği söylenebilir. Bir sonraki soruda ise bu durumla
çelişen sonuçlar söz konusudur. Öğrencilerin %73ü dersin soru-cevap şeklinde
işlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etmişlerdir. Bir önceki dönemde bu
oran %68dir. Yalnız %17 oranında soru-cevap fikrine karşı çıkılmaktadır.
Çelişkili gibi görünen bu durumun nedeni sanırız bir önceki soruda öğrencinin
kendisinin ders anlatmak istemeyişinden kaynaklanmaktadır. Soru-cevap şeklinde
dersin işlenebileceğinin alternatif olarak sunulması bu seçeneğe olan eğilimin
artmasına yol açmaktadır. Bilindiği gibi beklenti oluşan değil yaratılan bir
durumdur. Öğrenciler üzerinde beklentilerin oluşması için seçeneklerin ortaya
konması gerekmektedir. Nitekim bundan sonraki sorularda da görüleceği üzere
dersin verimliliğini artırmaya yönelik alternatifler sunulduğunda pek çoğu
öğrenciler tarafından benimsenmektedir.
201-2002 yılı anket sonuçlarında öğrenciler tarafından seminer hazırlanması %36
oranında kabul görürken, %44 oranında olumsuz karşılanmaktadır. Sonuçlar bir
önceki
10
dönemle paralellik göstermektedir. Bu da daha önce değinilen ezbere dayalı
eğitim sisteminin öğrencileri araştırma ve inceleme yönteminden uzaklaştırdığını
göstermektedir. Öğretim elemanı tarafından verilen araştırma ödevlerinin
hazırlanışı sırasında pek çok sorunla karşılaşılması da bu sonuçları teyit
etmektedir. 2003-2004 Bahar dönemi sonundaki anket sonuçlarında sınav yerine
ödev, seminer ve alanla ilgili kitap okuma çalışmasının yapılması ile ilgili
olarak %67 gibi yüksek bir oranda olumlu görüş mevcuttur. %15 kararsızlara
karşın %18 oranında bu duruma karşı çıkanlar bulunmaktadır. Bu oran daha önce
%36 iken bu denli yükselmesi, yapılan seminer çalışmalarından öğrencilerin
memnun kaldıklarını göstermektedir. Ders sırasında uygulanan bu yönteme
öğrenciler tarafından gösterilen ilgi, dersin öğretim elemanları tarafından da
gözlenmektedir.
Dersin işlenişi sırasında görsel işitsel materyallerden faydalanılması gerektiği
konusunda ciddi bir uzlaşma bulunmaktadır. Öğrencilerin %92si bu fikre
katılmaktadır. Dönem sonunda da bu görüş değişmemiş, oran %50 olarak tespit
edilmiştir. Yapılan araştırmalarda öğrenmede görselliğin çok büyük bir payı
olduğunun ortaya konduğu düşünülürse ders sırasında görsel işitsel materyal
kullanımının önemi ortaya çıkacaktır. Bu beklentinin karşılanması amacıyla
oluşturulacak arşivin, özellikle tartışılan ve üzerinde durulan konularda
bilgilendirici CD vb. teknik donanım aracılığıyla öğrencilere sunulması derse
olan ilgiyi artıracaktır. Burada ilginç olabilecek bir konu bir önceki dönemde
yapılan ankette bu sorunun yalnız %37 oranında destek bulmasıdır.
Üniversite bünyesinde Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi ile ilgili konferans,
seminer ve panellerin düzenlenmesi gerektiği de %86 gibi yüksek bir oranla kabul
görmektedir. Ancak yıl sonunda bu faaliyetlerin ne derece yeterli olduğu
sorulduğunda yalnız %34 oranında yeterli görüldüğü ortaya çıkmaktadır.
Kararsızların %24 gibi büyük bir oran teşkil etmesi, bir bakıma bu konuya olan
ilgi azlığı ile açıklanabilir. Güncel sorunlarla bağlantılı konulara ve alanında
uzman kişilere yer veren bu tür çalışmalar konusunda dersi veren birimlere
önemli bir görev düşmektedir. Daha önce gerçekleştirilen toplantılara katılımın
ne yazık ki düşük olduğu gözlenmektedir. Bu tür çalışmaları öğrencilerin
dikkatini çekebilecek bir biçime sokmak pek çok konuya yabancı olan ve bilgi
açlığı içinde bulunan öğrencilerin beklentisini karşılamak açısından yararlı
olacaktır.
Derste güncel olaylara değinilmesi konusu %95 oranında kabul görmektedir. Bu
durum öğrenciler tarafından sıkça dile getirilen ilk öğretimden itibaren
öğrenilen konuların sürekli tekrar edildiği şikayeti çerçevesinde dile
getirilmektedir. Bu aynı zamanda öğrencilerin günümüz dünyasının sorunlarını
anlamlandırma çabası içinde olduklarını ve bu
11
tarzda anlatılan bir dersin çok daha ilgi çekici olacağını göstermektedir. Açık
uçlu ifadelerin yer aldığı son soruda da güncel olaylara değinilmesi ve geçmiş
ile bugün bağlantısının kurulması isteği ısrarla belirtilen konular olmuştur.
Daha önce yapılan iki anket uygulamasının ilkinde bu oranın %60 , ikincisinde
%91 olması bu konudaki talebin sürekli arttığını ve derse ilişkin böyle bir
beklentinin oluştuğunu göstermektedir. Dönem sonunda bu konuda ortaya çıkan
bulgular, öğretim elemanları tarafından bu konu üzerinde özenle durulduğu ve
beklentilerin önemli ölçüde karşılandığını göstermektedir. Bir sonraki soruda
öğrencilerden güncel olaylara değinilmesi hakkında yeniden görüş istenmiş ve %94
oranında bu istek yinelenmiştir.
Dersin içeriği sorgulandığında konuların Osmanlı yenileşme döneminden
başlatılarak anlatılması konusunda %73 oranındaki desteğe karşın %13 oranında
olumsuz görüş bulunmaktadır. Bir önceki anket sonuçlarında bu fikre katılanların
oranı %79 olarak kaydedilmiştir. Bu durum dönem sonunda da %82 gibi benzer bir
oranla tasvip edilmiştir ki tarihi seyrin süreklilik içinde anlatılmış olması
verimli olmuştur.
Milli Mücadele ve Atatürk döneminin esas alınması gerektiğini düşünenlerin oranı
%74 iken, karşı çıkanların oranı %13tür. Bu oran bir önceki dönemde %81 ile %6
şeklindedir. Atatürk sonrası dönemin ağırlıklı olarak ele alınmasını
düşünenlerin oranı %53 iken bu fikre karşı çıkanlar %30 oranındadır. Dersin
temel amacına ters düşecek olan bu seçeneğin görece düşük olması anlamlıdır. Bu
durum öğrencilerden bir kısmının farklı beklentiler içinde olduklarını
göstermekle birlikte büyük oranda mevcut durumdan memnun olunduğu yönünde bir
izlenim oluşturmaktadır. Bu talebin bir nedeni de yeni oluşan dünya düzeni ve
yeni kavramlar hakkında yetersiz olan öğrencilerin bu ihtiyacı karşılayacak bir
derse gereksinim duymalarıdır.
Dersi almaya yeni başlayanların dersin veriliş zamanı ile ilgili sorulara
verdiği cevaplarda dersin bir sonraki yıl verilmesi olumsuz karşılanmakta ve
öğrencilerin %63ü buna karşı çıkmaktadır. Bu fikir yalnız %11 oranında kabul
görmektedir. Ancak yıl sonunda bu oran %24e çıkmaktadır. Dersin süresinin
artırılması fikri ise %17 oranında kabul görürken, %66 oranında karşı
çıkılmaktadır. Dersin süresinin azaltılması %23 oranında kabul görürken %57
oranında reddedilmektedir. Sorulara verilen cevapların oranları bir önceki yılın
sonuçları ile dönem sonunda ortaya çıkan sonuçlar arasında %1-2 gibi çok küçük
oran farklılıkları bulunmaktadır ve paralellik olduğunu söylemek mümkündür.
Dersin süresi konusunda bir sorunun olmadığı mevcut durumun çoğunlukla
benimsendiği yönünde bir sonuç çıkmaktadır.
12
Dersin devam zorunluluğunun kaldırılması gerektiği konusu daha önceki sonuçlarda
da bu yıl uyguladığımız anketin sonuçlarında da yüksek oranda dile getirilen bir
konudur. Öğrencilerin %70i devam zorunluluğunun kaldırılmasını istemektedir.
%20si ise bu fikre karşıdır. Bir önceki ankette bu oran %76 yıl sonunda yapılan
ankette ise %68dir.
Öğrencilerin %55i başlangıçta, %45i dersi aldıktan sonra Atatürk İlkeleri ve
İnkılâp Tarihi dersinin seçmeli hale getirilmesini istemektedir. Başka bir
deyişle, öğrencilerin yarısı dersin seçmeli olmasını, diğer yarısı da zorunlu
olmasını istemektedirler. Bir önceki yıla göre bu oranın %10 gerilediği
görülmüş, yani seçmeli olmasını isteyenlerin %10 azaldığı tespit edilmiştir.
Derslerde dile getirilen talepler dersin seçmeli hale getirilmesinin daha büyük
bir oranda isteneceği düşüncesini uyandırmaktadır ancak yapılan çalışma bunun
böyle olmadığını göstermektedir.
Yüksek öğrenimde halihazırda iki vize ve bir finalden oluşan ve ağırlıklı olarak
klasik yöntemle yapılan sınavlara öğrenciler tarafından pek sıcak
bakılmamaktadır. Bu yöntemi tasvip edenlerin oranı %27 iken, etmeyenlerin oranı
%53tür. Bir önceki döneme göre %4lük ufak bir artış gözlenmektedir. Sınavlar
test olmalıdır şeklindeki önermeye ise %66 olumlu cevap verilirken, %17 olumsuz
cevap verilmiştir. Yine bir önceki ankette test isteyenlerin oranı %72dir. Buna
paralel olarak son 5 yıldır merkezi olarak yapılan sınav için de %43 oranında
memnuniyet gösterilirken, %37 oranında olumsuz görüş belirtilmiştir. Bu oranlar
ilginç bir biçimde bir önceki sonuçlarla aynıdır. Bu sonuçlar bize öğrencilerin
ağırlıklı olarak test yöntemiyle ve öğretim elemanlarının kendi
inisiyatiflerinde sınav yapmalarını istediklerini göstermektedir. Test
konusundaki talebin öğrenciler tarafından dile getirilen nedeni, yorum ve
değerlendirme denildiğinde olaylara ilişkin siyasal değerlendirmelerin yoruma
açık olabileceği ve öğretim elemanı ile bu konuda ters düşülebileceği gibi bir
endişenin bulunmasıdır. Sınav esnasında öğrenciler sıkça bu konuda kendi
görüşlerini belirtip belirtemeyeceklerini, istenenle örtüşmediği takdirde bunun
nasıl değerlendirileceğini sormaktadırlar. Oysa yorum ve değerlendirmeden
kastedilen, konunun doğru veya yanlış olup olmadığı değil, kendi bağlamı içinde
ne tür bir anlam taşıdığının sorgulanmasıdır. Bu da şüphesiz kişisel görüşler
ile değil, bilimsel değerlendirmelerle ortaya konabilecektir. Tabii test
yönteminde öğrenci açısından tüm bu endişeler ortadan kalkacaktır. Öte yandan
merkezi sınava karşı oluşun en önemli nedeni de soruları komisyon tarafından
hazırlanan ortak final sınavının değerlendirmesinin de ortak yapıldığının
düşünülmesidir. Sınavın ortak oluşundaki temel amaç, aynı dersi alanlar arasında
eşitliğin sağlanmasıdır. Değerlendirme ise yalnız öğretim elemanı tarafından
yapılmaktadır. Ayrıca konuların yetiştirilememesi halinde Enstitü
13
tarafından yayınlanan ve takip edilen bir başvuru kitabının bulunması bu tür
endişeleri ortadan kaldırmaktadır.
Öneri ve beklentilerin sorulduğu son soruya verilen cevaplara bakıldığında,
düşünülenin aksine %82 oranında beklenti ve öneri görülmezken, %18 oranında
beklenti ve önerilerini belirten öğrenci olduğu görülmektedir. Bu durum belki
beklentilerin büyük ölçüde karşılandığının da bir ifadesi olabilir. Bir önceki
ankette beklentilerini ifade edenlerin oranlarının %25 olduğunu belirtmemiz
gerekir. Yukarıda değinilen konuların dışında beklentilerin önemli bir kısmını
görsel ve işitsel materyallerden faydalanılması gerektiği oluşturmaktadır.
Güncel olaylara değinilmesi, resmi tarih olarak nitelendirilen formatın dışına
çıkılarak daha çok sorgulama ve tartışmanın yer aldığı bir öğretim şeklinin
benimsenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bilinenlerin tekrarı yerine yeni
açılımların ortaya konması, yurt ve dünya sorunları hakkında bakış açısı
geliştirebilecek yoğunlukta bir ders programının uygulanması, Atatürkçü Düşünce
Sistemi üzerinde daha gerçekçi bir biçimde durulması, Türkiyenin dünya
konjonktürü içinde sahip olduğu mevkiin ne olduğunun açıklanması ve son siyasal
gelişmelerdeki rolü hakkında daha ayrıntılı bilgiler verilmesi gibi konular en
çok dile getirilen konular olmuştur. Bu durum bize aynı paraleldeki
beklentilerin sürdüğünü göstermektedir.
Görüldüğü üzere bazen dersin kapsamının üzerine çıkabilecek nitelikte pek çok
beklenti bulunmaktadır. Dersin uygulayıcılarına düşen, dersin amaçlarından
sapmadan tüm bu taleplerin göz önüne alındığı bir dersin hayata geçirilmesini
sağlamaktır. Fiziksel engellerin büyük ölçüde aşıldığı bu şartlar içinde bundan
sonra sanırız dersin verimliliğini artırmak daha fazla mümkün olacaktır. Ayrıca
bir anlamda anket soruları aracılığıyla dersin içeriği, yöntemi ve beklentilerin
sorgulanması, hem öğretim elemanının performansının iyileşmesine hem de
öğrencilerle daha rahat diyalog kurmasına yol açmaktadır.
D. Sonuç
Hacettepe Üniversitesinde 1995-1996 öğretim yılından başlayarak belli
aralıklarla dersin verimliliğini ölçmek ve niteliğini artırmak amacıyla yapılan
anket çalışmalarının sonuçları değerlendirildiğinde önerilerin şu ana başlıklar
etrafında toplandığını söylemek mümkündür.
a. Dersin İçeriği
14
Son yıllarda gündemde olan Ermeni Meselesi, Kıbrıs Meselesi, Avrupa
Birliği, Küreselleşme, Büyük Ortadoğu Projesi gibi konularda bir bilgi
açlığı olduğu ortaya çıkmakta ve bu konuların anlatılması isteği dile
getirilmektedir. Genel öğretim müfredatı içerisinde Türkiye ve dünyada yaşanan
gelişmelerin ele alındığı bir dersin olmayışı bu ihtiyacı doğurmakta ve dersin
hedeflerini aşan bir beklentiye yol açmaktadır. Burada dersi veren öğretim
elemanına önemli bir görev düşmektedir. Yurt ve dünya sorunları hakkında bakış
açısı geliştirebilecek yoğunlukta bir program uygulanmalıdır. Tarihi süreç
anlatılırken günümüz sorunları ile ilişki kurulabilecek konular önceden tespit
edilerek yeri geldikçe konu ile paralel olarak verilmelidir. Böylelikle
öğrencilere analitik düşünme yeteneği de kazandırılmış olacaktır.
Dersin içeriği ile ilgili bir diğer talep de İkinci Dünya Savaşı sonrasında
Türkiyede yaşanan gelişmelerin anlatılması yönündedir. Özelikle çok partili
yaşama geçiş, askeri müdahaleler ve Türkiyenin komşu ülkelerle ilişkileri gibi
konuların pek az bilindiği veya hiç bilinmediği, ilk ve orta öğretimde üzerinde
çokça durulan konuların yerini yakın dönem tarihi ile ilgili konuların alması
gerektiği belirtilmektedir. Bu durum konu çerçevesinin mümkün olduğunca yakın
döneme kadar getirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca Türkiyenin dünya
konjonktürü içinde sahip olduğu mevkiin ne olduğunun açıklanması ve son siyasal
gelişmeler içindeki rolü hakkında detaylı bilgi verilmesi gerekmektedir.
İçerikle ilgili bir diğer konu da Resmi tarih yerine gerçeklerin anlatılması
konusundaki istektir. Öğrencilerin dersin mevcut içeriğine ilişkin olarak resmi
tarih ön yargısı çoğu zaman pek de haklı olmamakla birlikte, bu yargıları yok
edecek çeşitlilikte bir ders hazırlığı yapılması gerekmektedir. Öğrencilerin
yönlendirileceği geniş bir kaynakça ile bu tür ön yargıların önüne geçilmesi
mümkün olacaktır.
Atatürkçü Düşünce Sistemi üzerinde daha gerçekçi bir biçimde durulmalıdır.
Dersin en önemli amaçlarından biri olarak Atatürkçü düşünce sisteminin
öğretilmesinde başarılı olunduğunu söylemek mümkün değildir. Atatürkçülüğü
yalnızca onu sevmek ve başarılarını tasvip etmek noktasına indirgeyen bir dille
ele almak artık ne öğrencileri ne de toplumu tatmin etmektedir. Son dönemde
farklı kesimlerce farklı biçimlerde kullanılan Atatürkçülük kavramı toplumun
ve eğitim görmekte olan gençlerin kafasını karıştırmakta ve bu konunun doğru bir
biçimde anlatılması isteği doğmaktadır. Gerek ders sırasında gerekse
düzenlenecek konferans, seminer ve panellerle bilimsel olarak konunun
değerlendirilmesi gerekmektedir. Şüphesiz dersin içeriğini sınırlayan bir YÖK
programı bulunmaktadır, ancak programın zenginleştirilmesi yeterli ve donanımlı
öğretim elemanları aracılığıyla sağlanacaktır.
15
b. Dersin Öğretimi
Ders başlangıçta üniversitelerde dört yıl süreyle verilmekteyken, önce iki yıla
daha sonra şimdiki haliyle bir yıla indirilmiştir. Ders işleniş yönteminin
ağırlıklı olarak aktarıma dayanması derse olan ilginin azalmasına yol
açmaktadır. Yapılacak seminer çalışmaları, araştırma ve kitap okuma ödevleri ile
öğretim elemanı merkezli yöntemden öğrenci merkezli modele geçilmelidir. Ayrıca
üniversite bünyesinde düzenlenecek konferans, seminer ve panellerle öğrencilerin
ilgisi artırılabilir.
Derste karşılaşılan diğer bir güçlükte dil sorunudur. Bugün öğrencilerin önemli
bir kısmı derste kullanılan kavramların bir kısmını anlamakta güçlük çekmekte ve
bu durum konuların anlaşılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yalnız bu derse
özgü bir sorun olmamakla birlikte çözümün sözlük kullanma alışkanlığını
artırmakla giderilebileceği düşünülmektedir. Çünkü pek çok kavramın bugünkü
karşılıkları tarihi seyir içindeki yerini karşılamamaktadır ve dersin
terminolojisinin kullanılması, tarih metodolojisi açısından bir zorunluluk
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dersi veren öğretim elemanının niteliğini artırmaya yönelik çalışmalar
yapılmalıdır. Lisans üstü eğitim veren Türkiye Cumhuriyeti Tarihi ve Atatürk
İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Ana Bilim dallarında dersin daha verimli hale
getirilmesine ilişkin çalışmaların yapılmasının da amacına ulaşmasında etkili
olacağını söylemek mümkündür. Şüphesiz dersin öğretiminde öğretim elemanı kadar
dersin verildiği fiziki ortam, dersin üniversite ve ilgili bölüm tarafından
nasıl algılandığı ve yapılacak teknolojik destek de önemlidir.
Dersin ölçme ve değerlendirme konusundaki yeterliliği de dikkate alınması
gereken bir konudur. Yapılan sınavların verilen bilgileri ölçmeye yönelik olarak
hazırlanması gerekmektedir. Orta öğretim sırasında sınav sisteminin bir sonucu
olarak test ağırlıklı sınav tekniği kullanılmakta yorum ve değerlendirmeden
ziyade ezbere dayalı bir ölçme gerçekleştirilmektedir. Sınav nihai hedef
olmamakla birlikte verilen eğitimi ölçme ve değerlendirmede etkili bir unsur
olarak kullanılmalıdır. Bu da ancak yorum ve değerlendirme yeteneğini ölçen
sınavların yapılması ile mümkün olacaktır.
Dersle ilgili diğer önemli bir konu da Avrupa Birliği üyesi olma yolunda
hazırlıklar yapan Türkiyenin dersin öğretim programı konusunda yeni çalışmalara
ihtiyaç duyup duymayacağının tespit edilerek buna yönelik hazırlıklara
başlanmasıdır. Bilindiği gibi üye ülkelerden bazı konularda eleştiriler
gelmektedir ki, öncelikle dersin amacına yönelik
16
eleştirilerin ne ölçüde tartışmaya açık olduğu önceden belirtilmeli ve bu konuda
yapılacak düzenlemelerin son ana bırakılmayarak konunun uzmanlarınca ortaya
konması gerekmektedir.
Avrupa Birliği sürecinde diğer bir konu da ulus devlet, milli egemenlik gibi
kavramların yeniden tanımlanıp tanımlanmayacağı veya Türkiyenin yeni konumunun
bu noktada nasıl olacağı konusudur. Bu konulara ilişkin Türkiyenin duruşu
hakkında hem öğretim elemanlarının hem de öğrencilerin bilgilendirilmesi gereği
aşikardır.
c. Derste Kullanılan Yöntem ve Teknikler
Derse ilişkin en önemli ön yargılardan biri ezber dersi olduğu yönündedir.
Derste verilen bilgilerin içeriğinin ve sunuluş biçiminin hiç değişmediği ve bir
süre sonra ilgi çekici olmaktan çıktığı belirtilmektedir. Bu da yüksek öğretim
sıralarında verilecek olan derse bu ön yargı ile başlanması ve dersten
beklentinin oldukça düşük olması ile sonuçlanmaktadır. Bu önyargının aşağıda
belirtilen önerilerle bir ölçüde giderilebileceği düşünülmektedir.
Derste aktarım ağırlıklı modelden vazgeçilemediği bir gerçektir. Bu durum ders
sırasında öğrencinin ilgisini ayakta tutmayı güçleştirmektedir. Öğrenciler
kendilerine sorulduğunda öğretim elemanı tarafından sürekli anlatımın sıkıcı
olduğunu, dersin soru-cevap tarzında işlenmesi gerektiğini ifade etmekle
birlikte, hazırlıksız gelen öğrencilerle bunu gerçekleştirmek pek de mümkün
olmamaktadır. Bu nedenle ders sırasında görsel-işitsel materyallerden
faydalanılması ve gelişen teknolojik imkanlardan faydalanılması bir
zorunluluktur. Çanakkale Destanı, Ermeni Meselesi, Atatürk İnkılapları
gibi başlıklarla hazırlanacak programların teknolojik alt yapıları oluşturularak
öğrencilere sunulması, gençlerin hem kendi ulusunun tarihine duyarlılık
kazanmasını sağlayacak hem de dersin amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda
bulunulacaktır. Yapılacak çalışmalarda düz bir belgesel diliyle anlatım yerine
olayların içinde yaşayanların duygularından hareketle ortaya konacak tarihi
seyir, hem ilgiyi hem de verilen bilgilerin kalıcılığını artıracaktır. Ayrıca
görsel malzemelerin elektronik ortamlara aktarılarak veri bankalarının
oluşturulması da bu konuda sürekliliği sağlayacaktır.
Yüksek öğretimdeki öğrenci profiline bakıldığında önemli bir kısmının mobil
telefon, bilgisayar ve bunların sağladığı teknolojik imkanlardan faydalandıkları
görülmektedir. Buna bağlı olarak bilgiye ulaşmakta büyük bir hıza ulaşılmış ve
kitap okuma, süreli yayın takip etme gibi bilgilenme yöntemlerinin yerini
internet kullanımı gibi daha hızlı araçlar almıştır. Öğrencileri okumaya sevk
etmek her geçen gün zorlaşmaktadır. Buna bağlı olarak öğrencileri dersin
elektronik ortamdaki bilgi kaynaklarına ulaşmaya sevk etmek yararlı olacaktır.
Dersin
17
kaynakçası verilirken artık kitap ve makalelerin yanı sıra bu alanda önemli bir
sayıya ulaşmış web adreslerinin de kaynak olarak gösterilmesi faydalı olacaktır.
Dersin tek bir kaynaktan takip edilmesi söz konusu olmamakla birlikte son
yıllarda dersi veren birimlerce yazılan kitapların birer başvuru eseri olmaya
başladığı gözlenmektedir. Genel çerçevenin ortaya konması
açısından faydalı olmakla birlikte, öğrencilerin başka herhangi bir
kaynağa başvurmaları gerekliliğini ortadan kaldıran bu durum sınav haricinde
yapılacak araştırma, seminer ve kitap okuma ödevleri ile bir ölçüde
azaltılabilir. Bu konuda öğrencilerden alınan geri bildirimler oldukça
anlamlıdır. Daha önce ders kitapları dışında kitap okumadıklarını belirten
öğrenciler, olaylara bilinenin dışında yaklaşımlar geliştirilebileceğini
gördüklerini, akılda kalıcılık açısından yazılı sınavlardan çok daha fazla bilgi
edindiklerini ifade etmişlerdir.
Dersi ilgi çekici kılabilecek diğer bir araç da milli mücadele ve Cumhuriyet
döneminin özelliklerinin sergilendiği müze ve tarihi yerlerin görülmesidir.
Özellikle son dönemde Anıtkabirde büyük bir özenle hazırlanmış olan Kurtuluş
Savaşı Müzesinin, Sakarya Savaşının gerçekleştiği alanın veya Çanakkalenin
ziyaret edilmesi gibi seçeneklerin öğrencilere sunulması ve mevcut ziyaret
yerlerinin daha ilgi çekici yerler haline getirilmesi ile derse olan ilginin
artacağı düşünülmektedir.
E. Tartışma
Dersin vatandaşlık eğitimi, siyasal tutum ve değer aktarımı gibi amaçlanan
niteliklerinin bugün işlevini yerine getirdiğini söylemek mümkün değildir.
Dersin konulduğu 1933ten günümüze Türkiyede ve dünyada gelişen değerler
doğrultusunda gençler arasında farklı beklentiler ortaya çıkmıştır ve bu
beklentilere cevap verebilecek bir ders ortamının talep edildiği gözlenmektedir.
Belirtilen beklentiler ve ortaya konan talepler doğrultusunda dersin
geliştirilmeye çalışılması gerektiği aşikardır. Aslında Türkiyenin içinde
bulunduğu durum ve içinde yaşanılan dünyada Türkiyenin modernleşmeyi nasıl
gerçekleştirmeye çalıştığı ve buna bağlı problemler, imparatorluktan ulus
devlete geçiş, yeniden bir millet inşa etme süreci olan inkılâplar ve ilkelere
ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir. Ama diğer yandan bunun
özellikle ilk ve orta öğretimde ve aynı oranda olmasa da yüksek öğretimde
verilişinde sorunlar bulunmaktadır. Bunların çözümü için gerekli çalışmaların
yapılması gerektiği ortadadır. Bu doğrultuda dersi verenlerin kendilerini
kontrol etmelerini ve geliştirmelerini sağlayacak bir yöntem olarak dersi alan
öğrencilere belli aralıklarla 18
verimlilik ölçmeye yönelik testler yapılmalı ve belirtilen taleplerin göz önüne
alındığı hazırlıklara ağırlık verilmelidir. 19