HİCAZ DEMİRYOLU VE
SULTAN II. ABDÜLHAMİD HAN
Ahmed Demirbilek
Tarihimiz konusunda ne
zihinlerimiz yeterli berraklığa sahip, ne de biz bu berraklığı sağlamaya yetecek
bilgiye sahibiz. Bunun en çarpıcı misallerinden birini, boynu bükük Osmanlı
Demiryolu Tarihinde müşahede ederiz. Günümüzde artan trafik kazaları ve bunun
meydana getirdiği maddi ve manevi kayıplar, demiryollarını tekrar gündeme
getirmiştir. 21. yüzyılın eşiğinde hâlâ karayolu ulaşımının bize verdiği
zararları tartışırken, gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde en önemli ulaşım
vasıtası olan demiryollarına ne kadar önem verildiği ortadadır. Benzer bir
şekilde, ülkemizde de bir asır önce demiryoluna ne kadar ehemmiyet verildiği ve
bugün mevcut olan hatların yaklaşık yarısının inşa edildiği göz önüne alınırsa,
bu hatların inşasında çok büyük katkısı olan Sultan II. Abdülhamidin nasıl bir
hizmet şuuruna sahip bir devlet adamı olduğu ortaya çıkacaktır.
Sultan II. Abdülhamid Han tahta çıkar çıkmaz, büyük eğitim hamleleri yapmış,
birçok okullar açmış ve o gün için dünyanın en iyi haberleşme sistemi olan
telgraf hatlarıyla, 1800lü yılların son çeyreğinde ülkeyi baştan sona
donatmıştı. Demiryolları onun en büyük rüyâlarından biriydi. Rumeli, Hicaz ve
Anadolu-Bağdat demiryollarının inşası da en büyük projeleri arasındaydı. Dünyada,
demiryolu ilk defa, 27 Eylül 1825te İngilterede, işadamı Edward Peasein
Stocton-Darlington Railway Company adlı şirketinin mali katkılarıyla,
George Stephenson tarafından Stocton ve Darlington arasında yapılmışken, bu
tarihten yaklaşık otuz yıl sonra, Osmanlı Devletinde de demiryolu çalışmalarına
başlanmıştır.
Sultan II. Abdülhamid Han, 1876da padişah olduğunda, devletin 300 milyon altın
liraya yakın dış borcu vardı ve çeşitli iç sorunlarla karşı karşıya idi. Bütün
bu menfi şartlara rağmen dahilî ve malî sıkıntıları halletmeye çalışan Sultan,
bu arada demiryollarının ekonomik ve siyasi önemini çok iyi kavramış ve Osmanlı
topraklarında demiryollarını yaygınlaştırmak için yabancı devletlere çeşitli
imtiyazlar tanıyarak, demiryolu yapımını teşvik etmiştir.
Osmanlı Devletinde demiryolunun yaygınlaştığı ve demiryolu yatırımının en çok
yapıldığı dönem, II. Abdülhamid devridir. 1889- 1898 döneminde, 5350 kmlik
demiryolu inşası için izin verilmiştir. Bu rakamın, günümüzde mevcut olan
demiryolu uzunluğunun yarısından fazla olduğu düşünülürse, o günkü şartlarda ve
teknolojik imkânlarla yapılan bu yatırımın ne kadar büyük ve önemli olduğu
ortaya çıkmaktadır.
Aynı zamanda, bütün dünya müslümanlarının halifesi olan II. Abdülhamid Han,
İslamın şartlarından olan Hac farizasını yerine getirmek için her yıl Hicaza
giden binlerce hacının, develeriyle 60 °Cye varan sıcaklık altında, çöl
yollarında; susuzluk, bulaşıcı hastalıklar, eşkıyalar vb. zorluklarla karşı
karşıya olduğunu, bu yolların emniyet ve asayişini sağlamak için ise, devletin
büyük malî ve askerî fedakârlıklarda bulunduğunu biliyordu. Hicaz için bütün bu
problemleri halledecek ve buradaki müslümanlarla Anadolu arasında bir köprü
vazifesi görecek, ayrıca devletin saygınlığını İslâm dünyasında artıracak,
bölgedeki denetimi güçlendirecek ve Süveyş Kanalının yerini tutabilecek
stratejik bir demiryolu projesini uygulamaya koymayı düşünüyordu. Sultan II.
Abdülhamidin hâtıratında da; Çok eskiden beri hayâl ettiğim Hicaz
demiryolu nihayet hakikât oluyor. Bu yol Osmanlı Devleti için sadece iktisadi
bakımdan büyük fayda getirmekle kalmayacak, aynı zamanda oradaki kuvvetimizi
sağlamlaştırmaya da yarayacağından, askeri bakımdan da çok ehemmiyetli
olacaktır.. diye bahsettiği ve bugün milli sınırlarımız dışında bulunan
Hicaz demiryolu projesinin gerçekleştirilmesi, bütün müslümanların halifesi olan
II. Abdülhamide yakışan bir yatırımdı. 1 Mayıs 1900de irâdesi çıkarılan proje
için başta halifenin kendisi 2.5 milyon altın olmak üzere, devletin sivil ve
askeri memurları, aylıklarının %10unu (harik ianesi) vermişlerdir. Bu iş için
halktan kurban derisi toplanmış, posta pulları, damga kağıtları, ilmühaberler ve
madalyalar(*) bastırılmıştır. Müslümanlar arasında örnek bir dayanışma örneği
olarak; Mısır Hidivi, İran Şahı, Haydarabat Nizamı, Okyanus adalarındaki
müslümanlar, özellikle bugünkü Pakistanı oluşturan Hint müslümanları,
Afganistan, Fas, Muskat, Kırım olmak üzere bütün dünya müslümanları büyük maddi
bağışlarda bulunmuşlardır. Sadece İslâm dünyasınca yapılan bu yardımlar, Hicaz
Şimendifer Hattı İanesinde toplanmıştır. Bu kadar büyük bir bağış kampanyasını
başarıyla yürüten II. Abdülhamid Hanın yakından ilgilendiği bu demiryolu
inşaatına, 1903 yılı Ekiminde başlandı. İnşaatın güvenliği için aynı yıl
İstanbulda ilk kez iki taburluk demiryolu askerliği sınıfı açıldı. 1050 mm
genişliğindeki demiryolu hattı beş yılda tamamlandı. (**) Toplam uzunluğu 1464
km olan bu yolun 1300 kmlik Şam-Medine arasına öncelik tanındı. Hicaz demiryolu
inşaatında çalışan işçilerle teknik elemanlar yalnızca müslümanlardan
seçilmişti. Ayrıca ray ve benzeri malzemeler İstanbul tersanelerinde üretilmiş,
traversler ise Toros ve Amanos dağlarındaki ağaç kütüklerinden sağlanmıştı.
Issız, çorak, susuz ve kumlu çöllerde, hat boyundaki er ve subaylarımız,
demiryolu yapılmasına karşı çıkan ve engellemeye çalışan eşkıya ile mücadele
uğruna pekçok şehit vermişlerdi; kilometrelerce uzayıp giden demiryolu güzergâhı
onlara adeta meçhul birer mezar olmuştu. Demiryolu inşaatında çalışan nezih
Anadolu çocukları, çöllerde alev gibi yakan güneş altında kızgın rayları
elleriyle tutamaz, başlarındaki kabalakları (serpuş) eldiven gibi kullanırlardı.
Başı açık olanlardan güneş çarpmasından dolayı oracıkta ölenler de olurdu. Su
bulunan yerler azdı. Şamdan özel olarak sarnıç vagonlarıyla su getirilir,
haftada bir kez dağıtılırdı. Bu sular Dera, Afule, Medan-ı Salih gibi yerlerde,
depo ve mahzenlerde saklanırdı. Bütün bu yoksulluğa, acılara, meşakkate ve
perişanlığa karşı mücadele eden erlerimizi, subaylarımızı, demiryolcu memur ve
işçilerimizi ayakta diri tutan güç, böyle kutsal ve manevî yönü büyük olan bir
işte görev almanın verdiği moral ve Gül-ü Muhammed (s.a.s) sevgisi idi.
Hicaz projelerinde; 1904de Hvyran, 1905de Beyrut ve Hayfa, 1908de Medine
Garajına ulaşıldı. II. Abdülhamid Han, demiryolu hattı mukaddes belde Medineye
ulaşınca, Resulullahın rûhaniyetini rahatsız etmemek için rayların altına keçe
döşenmesini istemiş, hatta 5-6 kmlik bir güzergahta sessiz lokomotifler
çalıştırılmasını emretmiştir. Hicaz hattı 27 Ağustos 1908 tarihinde ilk trenin
Şamdan hareketiyle açıldı. Özel olarak hazırlanan bu tren- de devlet erkânı,
davetliler, yerli-yabancı gazeteciler bulunuyordu. Trenin hızı o döneme göre
mükemmel sayılan 40-60 km/s arasında idi.
Açılışından 8 yıl sonra, 1916da bu hatlar İngiliz casusu Thomas Edward
Lawrancein örgütlediği Araplar tarafından, Maan-Medine arasındaki 680 kmlik
kısmı bombalanarak tahrip edilmiştir. Ayrıca I. Dünya Savaşında da tahribata
uğramıştır. Bu yollardan kalan ray ve traversleri getirenlere İngilizler para
ikramiyeleri vermişlerdir. Bugün Medinede bahçe korkuluğu yapılmış travers ve
raylara rastlanmakta ve Ambariye Köprüsü, Medine İstasyonu ve Camii ile kömürlü
(buharlı) lokomotif ve ahşap vagonlar hâlâ mahzun, boynu bükük Osmanlı izleri
olarak yıkılmaya ve çürümeye terkedilmiş, adeta unutturulmak istenen bir tarih
gibi durmaktadır.
Dipnotlar
* Hicaz Demiryolları Madalyaları:
Hamidiye-Hicaz Demiryolu Madalyası:
Ön yüzünde defne dalından bir çelenk içinde II. Abdülhamidin el-Gazi
tuğrası, altta lokomotif resmi, arka yüzünde ise HamidiyeHicaz
Demiryoluna hizmet eden hamiyetmedana mahsus madalyadır. yazısı
bulunmaktadır.
Maan Mevkiinin Resmiküşadlı Madalyası: Demiryolunun Maana kadar olan bölümünün
açılışı dolayısıyla çıkarılmıştır. Ön yüzünde üstte tuğra ve lokomotif resmi,
arka yüzünde Hamidiye-Hicaz Demiryolu Maan mevkiinin resmi küşadı yadigârı
1322 (1904). yazısı bulunmaktadır.
Hicaz Demiryolunun Medine-i Münevvere Mevkii Madalyası: Ön yüzünde tünelden
çıkan tren resmi ile tuğra altında sene 1326 (1908) yazısı ve hurma ağaçları
resmi bulunmaktadır. Arka yüzünde Hamidiye-Hicaz Demiryolunun Medine-i
Münevvere mevkiine ve Aynüzzerka suyun un demir borularla Belde-i Tahireye
isali Hamidiye Camii şerifinin hitamı inşası ve Haremi melaiki huddam Hazreti
Risalert Penahide Ziyai Kehrubai isali hatırası olmak üzere bu babda hidematı
sebk edenlere nişane-i mefharettir. yazısı bulunmaktadır. (Madalyaların
resimleri; Dr. Ufuk Gülsoyun Hicaz Demiryolu isimli eserinden alınmıştır.)
** Standart açıklık 1435 mmdir. Bu yolun dar açıklıklı yapılmasının sebebi; bu
beldeye sadece Osmanlı Devletinin imal ettiği lokomotiflerin girmesinin
sağlanması ve hangi amaçla olursa olsun yabancı lokomotif ve vagonların
girmesinin önlenmesiydi.
Kaynaklar:
1. Kardelen, Sayı 6-7- 8-9-10, 1994-1995 (Demiryolu Meslek Okulu Mez. Der.
Yayını).
2. Demiryolcu,Sayı 8, Ekim 93.
3. Aydın Talay, Eserleriyle ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid. Risale Yay.,
Şubat 95, İst.
4. Demirbilek Ahmet, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi YTÜ. Şubat 96, İst.