|
Ord. Prof. Fuad KÖPRÜLÜ
( 1890-1966 )
( Köprülüzade Mehmet Fuad )
Türk
Tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Fuad Köprülü
İstanbul'da, 4 Aralık 1890'da
doğdu. Baba tarafından onuncu göbekten Köprülü Mehmed Paşa'yla akraba
olan Fuad Köprülü'nün annesi ise İslimye eşrafından Arif Hikmet
Efendi'nin kızıdır. İlkokul sıralarından başlayarak okumaya ve
araştırmaya karşı büyük bir ilgi duyan Fuad Köprülü, ortaokulu Ayasofya
Merkez Rüştiyesi'nde, liseyi ise Mercan İdadisi'nde okudu.
İlk yazısı, 1905 yılında, henüz 15 yaşında lisede öğrenciyken "Musavver
Terakki"de yayımlandı. Liseyi parlak bir biçimde bitiren Köprülü
1907-1909 yıllan arasında o zamanki Mekteb-i Hukuk'a (Hukuk Fakültesi)
devam etti. Ancak tutmak istediği yol bakımından bu eğitimin yararlı
olamayacağını düşündüğü için Hukuk Fakültesi'ni bitirmeden bıraktı.
Liseyi bitirdiği yıllarda Farsça'yı oldukça iyi, Arapça'yı da okuduğu
kitapları anlayacak derecede öğrenmişti. Bu arada Prof. Anjel'dan aldığı
özel derslerle Fransızca'sını da ilerletti. 1908 yılında, II.
Meşrutiyet'in ilânından sonra çok genç yaşta ülkenin düşünce yaşamına
girdi.
1908 Aralık ayında kurulan Türk Demeği ile 1911 Ağustosu'nda faaliyete
geçen Türk Yurdu Cemiyeti üyeleri arasında bulunan Köprülü Türk
Ocağı'nın kültür heyetinde de görev aldı. Bu dönemde millî ve vatanî
şiirleri, edebiyat, sosyoloji ve tenkit yazılan "Mehâsin", "Servet-i
Fünûn" dergileriyle "Tanin" gazetesinde sürekli olarak yayımlanmaya
başladı. Aynı yıllarda Fransızca'dan birçok çeviri de yaptı.
1910-1913 yılları arasında Mercan, Kabataş, Galatasaray ve İstanbul
liselerinde Türkçe ve Edebiyat hocalığı görevlerinde bulundu. İlk
bilimsel yazısı, "Bilgi" dergisinde, "Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl"
adıyla 1913 yılında yayımlanan makalesidir. Köprülü, bu makalesinde Türk
edebiyatı tarihinin Avrupa bilim yöntemleriyle fakat kendi millî
bünyemize uygun bir biçimde nasıl inceleneceğini göstermeye çalışıyor,
ileride yapacağı çalışmaların temellerini tespit ediyordu. 20 Aralık
1913 tarihinde İstanbul Darülfünûn'u Türk Edebiyatı Tarihi
müderrisliğine (profesörlüğüne) atandı. 1914 yılında kurulan Türk Bilgi
Derneği'nin ve yine 1915 yılında kurulan Asâr-ı İslâmiye ve Milliye
Tedkik Encümeni'nde genel sekreterlik görevlerini, "Millî Tetebbular
Mecmuası"nın müdürlüğünü üstlendi.
Fuad Köprülü'ye uluslararası alanda ün sağlayan büyük monografisi 1918
yılında yazılıp, 1919 yılında yayımlanan "Türk Edebiyatında İlk
Mutasavvıflar" adlı yapıtı oldu.
1923 yılında Edebiyat Fakültesi Reisliğine (dekanlığına) seçildi.
Paris'te toplanan Dinler Tarihi Kongresi'ne ülkemiz adına "Bektaşiliğin
Menşeleri ve Eski Türklerde Sihri Bir Anane: Yağmur Taşı" tebliği ile
katıldı. 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal'in isteği ile Maarif Vekâleti
Müsteşarlığına getirildi. Sekiz ay süren bu müsteşarlığı sırasında, bu
vekâletin teşkilâtında Fuad Köprülü'nün teklifiyle köklü değişiklikler
yapıldı. Edebiyat Fakültesi'ndeki görevine dönen Köprülü, aynı yıl
sonlarında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan Türkiyat Enstitüsü'nün
müdürlüğüne getirildi. Hocalık yaşamında aslî görevine ek olarak
İlahiyat Fakültesi'nde Türk Dinî Tarihi (1924), İstanbul Mülkiye
Mektebi'nde Siyasi Tarih (1923-1929), Sanayi-i Nefise Mektebi'nde
Medeniyet Tarihi (1926-1929) dersleri de verdi. 1925 yılında Rus İlimler
Akademisi'nin ikiyüzüncü yılını kutlama törenine ülkemiz adına katıldı.
W. Barthold, Kraçkovsky ve Oldenburg gibi Rus bilim adamlarının ortak
teklifleriyle Sovyet İlimler Akademisi'nin muhabir üyeliğine seçildi.
1926 yılında Bakü'de düzenlenen Türkiyat Kongresi'ne katılan ve burada
büyük ilgi gören Köprülü'ye, bir yıl sonra bilime yaptığı hizmetlerden
dolayı Heidelberg Üniversitesi (Almanya) tarafından fahrî felsefe
doktorluğu unvanı verildi. İstanbul Darülfünûn'u yapılan bir reformla
1933 yılında İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürüldüğü sırada Köprülü de
bu reform çalışmalarına katıldı ve yeni kurulan üniversitede Ord. Prof.
unvanıyla edebiyat fakültesi dekanlığına getirildi. 1934 yılında
Sorbonne Üniversitesi'nin (Fransa) daveti üzerine, bu üniversitede
Fransızca olarak verdiği üç konferansla Fransız bilim çevrelerinin
dikkatini üzerinde topladı. Ülkemizi temsilen İran'a gönderilerek
Firdevsî'nin 1000'inci doğum yılını kutlama törenine katıldı.
Atatürk'ün bir grup bilim ve fikir adamını kendi yakın çevresinde ve
TBMM'nin çatısı altında toplamak istemesinin bir sonucu olarak, 1935
yılında yapılan bir ara seçim ile Kars'tan milletvekili seçildi.
Milletvekilliği döneminde İstanbul Üniversitesi'ndeki Türk Edebiyat
Tarihi kürsüsüne ek olarak Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde
Orta Zaman Türk Tarihi ve Siyasal Bilgiler Okulu'nda Türk Müesseseler
Tarihi kürsülerinin de başkanlığını yürüttü. Bilime yaptığı katkılar
nedeniyle 1937 yılında Atina Üniversitesi (Yunanistan), 1939 yılında ise
Sorbonne Üniversitesi tarafından fahrî doktorluk unvanı verildi.
1941 ders yılına dek İstanbul ve Ankara'daki kürsü faaliyetlerini bir
arada yürüten Prof. F. Köprülü, 1941 yılı sonlarına doğru,
milletvekilliği ile üniversite hocalığının bir arada bağdaşamayacağı
biçiminde alınan bir karar üzerine görev yaptığı kürsüleri bırakmak
zorunda kaldı. 1935 yılında başlayan siyasi yaşamı, bir ara Meclis'te
Maarif Komisyonu başkanlığı yapmasına karşın, şeklî bir
milletvekilliğinden ileri gitmedi. 1943 Şubatı'nda ise, Cumhuriyet Halk
Partisi grubunda yaptığı uzun bir konuşmada, Türkiye'nin o sıralarda
Almanya aleyhine savaşa girmesinin ülkenin yüksek çıkarları bakımından
son derece zararlı olacağı fikrini savundu ve Bayar da dahil olmak üzere
bâzı arkadaşlarıyla birlikte böyle bir kararın alınmasını önledi.
1945 yılında ise 4 arkadaşıyla birlikte bütçeye red oyu kullandı. İkinci
Dünya Savaşı'nın bitmesi üzerine üç arkadaşıyla birlikte verdiği artık
CHP içinde de, anayasanın ruhuna uygun olarak daha demokratik bir düzene
geçilmesini öngören "Dörtlü Takrir" 12 Haziran 1945 tarihinde 7 saatlik
bir müzakereden sonra reddedildi. Vatan gazetesinde yayımlanan
yazılarında tek partili siyasî yaşama ağır hücumlarda bulunan Fuad
Köprülü'ye daha sonra Menderes de katıldı. Uzun bir mücadeleden sonra
"Dörtlü Takrir"de imzaları bulunan dört kişi 7 Ocak 1946 tarihinde
Demokrat Parti'yi kurdu. 1946 Temmuzu'nda yapılan milletvekili
seçimlerinde Köprülü, Demokrat Parti listesinden İstanbul milletvekili
seçildi.
Encyclopedie de L'Islam'ın üç dilde birden yapılan birinci baskısına, La
Litterature Turque Othamanlı (Leiden 1931, IV. 988-1010) ve öteki 10
küçük madde ile tek Türk bilim adamı olarak katılan Köprülü, bu
ansiklopedi 1940 yılından itibaren Dr. Adnan Adıvar'ın başkanlığında
İslâm Ansiklopedisi adıyla Türkçe olarak yayımlanmaya başlayınca bu
çalışmaların da içerisinde yer aldı. 1948 yılında Sovyetler Birliği,
Rusya'nın Kars ve Ardahan'ı istemesi üzerine, Rusya ve komünizm üzerine
yazdığı yazılardan dolayı Sovyet İlimler Akademisi'nden çıkarıldı. 1950
yılında dışişleri bakanlığına gelişinden sonra akademiye tekrar alınmak
istenmişse de Köprülü bu isteği reddetmiştir.
Dört kurucusundan biri olduğu Demokrat Parti'nin 14 Mayıs 1950 tarihinde
iktidara gelmesi üzerine bilimsel çalışmalarına ara vermek zorunda kalan
Köprülü, dışişleri bakanı olarak görev yaptığı dönemde Türkiye'nin
Nato'ya girmesi için çalıştı. Ülkemizin Kore Harbi'ne, Birleşmiş
Milletler tarafında ve tugay gücünde katılmasıyla, Türk tugayının Kunuri
Destanı'nı kazanması ve yoğun siyasi çalışmalarla 1952 yılında Kuzey
Atlantik Paktı'na katılmamızı sağladı. Atatürk'ün Balkan politikasını
canlandırmak ve Balkan Paktı'nın kurulması için çaba harcadı ve bunu -üç
devlet arasında da olsa- kısmen sağladı.
Demokrat Parti hükümetinin iç politikadaki kimi kararlarını uygun
bulmadığı için 1956 yılında dışişleri bakanlığından istifa etti.
1957 yılında ise Demokrat Parti'den ayrılarak siyasî yaşamdan çekildi.
1958-1959 ders yılında Harvard Üniversitesi'nde (Amerika) bu
üniversitenin davetlisi olarak çalıştı.1959 yılında Türkiye'ye dönen
Köprülü, 1960 İhtilali'ni takiben, 1955 yılındaki 6-7 Eylül olayları
sırasında dışişleri bakanı olduğu bahanesiyle tutuklandı, ilk duruşmada
o sırada dışişleri bakanı olmadığı Resmi Gazete ile ispatlanmasına
karşın beraatine dek üç ay süre ile Yassı Ada'da tutuklu kaldı. 4 fahrî
doktorluk ile 8 muhabir ya da şeref üyeliği ile 6 yıla yakın bir süre
yürüttüğü siyasî görevi dolayısıyla başta Fransa, Almanya, Arjantin ve
Yugoslavya olmak üzere çeşitli ülkelerden aldığı 8 nişanı bulunan Ord.
Prof. Fuad Köprülü 28 Haziran 1966 tarihinde yaşamını yitirdi.
Kitapları:
Hayat-ı Fikriye (İstanbul, 1909),
Nasreddin Hoca (İstanbul, 1918),
Tevfik Fikret ve Ahlakı (İstanbul 1918),
Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (İstanbul, 1919,
Türkiye Tarihi, Kanaat Kütüphanesi (İstanbul, 1923),
Bugünkü Edebiyat (İstanbul, 1924),
Türk Tarih-i Dinîsi (İstanbul, 1925),
Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul, 1926),
Millî Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türkî-i Basit
(İstanbul, 1928),
Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Hikâyesi (İstanbul, 1930),
Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (İstanbul, 1934),
Eski Şairlerimiz Divan Edebiyatı Antolojisi (İstanbul, 1934),
Leş Origines de I'Empire Ottoman (Paris, 1935, Türkçesi 1959),
İslam Medeniyeti Tarihi (İstanbul, 1940),
Türk Saz Şairleri, Antolojisi, II ve III (İstanbul, 1940, 1941),
Demokrasi Yolunda-On The Way to Democracy (The Hauge, 1964),
Edebiyat Araştırmaları (Ankara, 1966),
Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri (İstanbul, 1981),
İslâm ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi (İstanbul,
1983)
|