BU DERS NOTLARI DERSTE ANLATILANLARA YARDIMCI OLMASI AMACIYLA VERİLMİŞTİR !!!
TÜRK İNKILABI
Atatürk’e göre; Çağdaş uygarlığa ulaşma yolunda, her engeli aşmak gereklidir.Atatürk,milletimizin kalkınmasının ancak bu yolla olacağını düşünmektedir.Bu sebeple Atatürk İnkılapları, çağı yakalamak ve ilerlemek şeklinde özetlenebilir.
Türk toplumunu , aklın,mantığın,bilimin ve tekniğin verileri doğrultusunda çağın gerektirdiği , çağdaş batı uygarlığı seviyesine çıkarmaktır.
Mustafa Kemal çalışmalarını 1923 – 1938 döneminde genelde bu alanda odaklaştırmıştır.
SİYASAL ALANDA İNKILAPLAR
1- SALTANATIN KALDIRILMASI : 1 KASIM 1922
TBMM , 1 Kasım 1922’de Saltanat ve Halifeliği birbirinden ayırarak, saltanatı kaldırmıştır.
Aslında Saltanatın işlevi 23 Nisan 1920’de TBMM’ nin açılmasıyla zaten sona ermişti.
Mustafa Kemal savaş yıllarında ulusal birlik ve beraberliği bozmamak için, kamuoyunun hazır olmadığı düşüncesiyle , asla zamanlama yanılgısına düşmemiş aceleci davranmayıp bu nedenle saltanatı kaldırmamıştı.Saltanat şeklen İstanbul’da varlığını sürdürmüştür.
Mustafa Kemal, Anlaşma Devletlerinin Londra Konferansında olduğu gibi Lozan dada aynı oyunu oynamaları (Barış görüşmelerine İstanbul Hükümetini de çağırarak Türk tarafında iki başlılık yaratmak ve bu şekilde güçsüz duruma düşürmek) üzerine Mustafa Kemal bu durumu fırsat bilerek Saltanatı kaldırmaya karar vermiştir.
Lozan Barış görüşmelerine İstanbul Hükümetinin de çağrılması saltanatın kaldırılmasını hızlandırıcı bir rol oynamıştır.
Saltanatın Kaldırılmasıyla ;
623 yıldır devam den Osmanlı Saltanatı sona ermiştir.
Laikliğe geçişin ilk aşaması gerçekleştirildi.
TBMM, ülkenin tek temsilcisi haline geldi.
İtilaf Devletlerinin ikilik çıkarma planları sonuçsuz kaldı.
Cumhuriyetin ilanı için zemin hazırlandı.
Birinci Meclisin yaptığı tek İnkılaptır.
Demokratikleşme yolunda önemli bir adım atılmış oldu.
Saltanat kaldırıldıktan sonra Halifelik Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendiye verildi.
A Ç I K L A M A :
Saltanatın kaldırıldığı, Refet (Bele) Paşa tarafından Yıldız sarayında bulunan Vahdettin e bildirilmiştir.
4 Kasım 1922’de TBMM Hükümeti İstanbul’un idaresine el koymuştur.
16 Kasım 1922de vahdettin Halife Ünvanı ile İşgal Orduları Başkomutanı Harington’a sığınma mektubu yazmıştır.
17 Kasım 1922’de Vahdettin, Malaya adlı İngiliz Harp gemisiyle Malta’ya kaçmıştır.
Vahdettin tahttan ve Halifelikten vazgeçmediğini belirtmiş ve ayrıca Türkleri İslam alemine şikayet eden bir mesaj yayınlamıştır.
Bunun üzerine Vahdettin,Halifelikten çıkarılarak yerine Abdülmecit Efendi getirilmiştir.Halifelik müessese olarak varlığını bir süre sürdürmüş, 3 Mart 1924 tarihinde gereksiz görülerek kaldırılmıştır.
2-ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI : 13 EKİM 1923
Ankara , Temsil Heyetinin bu şehre gelmesinden itibaren Milli Mücadelenin fiili merkeziydi.
Kurtuluş savaşının kazanılmasından sonra yeni Türk Devletinin başkentinin neresi olacağı TBMM’de tartışılmaya başlandı.
Milletvekillerinin bazıları , başkentin İstanbul olmasını savunurken bir kısmı da Ankara’nın başkent olması gerektiğini ileri sürüyordu.
İsmet Paşa, Ankara’nın başkent olması ile ilgili tek maddelik bir kanun teklifini meclise sundu.Bu teklif kabul edilerek Ankara 13 Ekim 1923’te Yeni Türk Devleti’nin başkenti ilan edildi.
Ankara’nın Başkent Olmasında ;
Türkiye’nin orta yerinde bulunması ve Askeri - Siyasi yönden güvenli bir konumda bulunması.
Ülkenin her tarafıyla ulaşım ve haberleşme imkanlarına sahip olması
Ülkenin her tarafına hizmet götürmeye elverişli bir konumda bulunması.
TBMM’nin Ankara’da açılması ve Kurtuluş Savaşının idari merkezi olması.
1924 Anayasasında Türkiye’nin İdari Teşkilatı Şu Şekilde Belirlenmiştir
Ankara ( Merkez )
İdari Birim Yönetici
İl Vali
İlçe Kaymakam Þ 1924 ANAYASA SINDA
Bucak Bucak Müdürü
Köy Köy Muhtarı
1930 yılında yapılan Belediye Yasası ile yerel yönetim esasları belirlenmiştir.
3- CUMHURİYETİN İLANI : 29 EKİM 1923
Cumhur , halk anlamına gelir.
Cumhuriyet ,Ulusal egemenliğe dayanan , yöneticileri halkın oyu ile seçilen devlet rejimlerine denir.
Cumhuriyetin İlanını Gerektiren Sebepler Şunlardır :
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde “ Ulusal İradeye “ dayalı bir yönetimden üstü kapalı bir şekilde söz edilmişti.
23 Nisan 1920’de TBMM’ nin açılması ile Ulusal Egemenliğe dayalı bir yönetime geçilmiştir.Ancak devletin adı konmamıştır.
1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılmış ,ancak rejimin adı ve devlet başkanının belirtilmediğinden sıkıntılar iyice artmıştır.Bu olumsuz durumun giderilmesi gerekiyordu.
Mecliste hala Halifeyi devletin başkanı olarak görmek isteyen milletvekillerinin bulunması
Yeni Türk Devletinin dışarıda rejimi ve devlet başkanı belli olmayan bir ülke olarak geçmesi doğru değildir.
II: TBMM , 11 Ağustos 1923’ te açılarak çalışmalarına başlamıştır.II. Meclis dönemi İnkılapların en yoğun yapıldığı dönemdir.
1921 Anayasasında kabul edilen “Meclis Hükümeti” sistemi ile bakanlar , meclis içinden tek tek oylanarak seçilmekte idi.Bu durum meclis çalışmalarının aksamasına neden oluyordu.Ve 27 Ekim 1923’te Fethi Okyar başkanlığındaki hükümetin istifa etmesi ile sonbahar bunalımı diye adlandırılan bir hükümet bunalımı ortaya çıkmıştır.Ve yeni hükümet bir türlü kurulamamıştır.Bu bunalım bu konuda önlem almayı zorunlu hale getirmiştir.
Mustafa Kemal yukarıdaki sorunlara son vermek için Kanun tasarısı hazırladı.Mecliste yapılan görüşmeler sonunda tasarı kabul edildi. Ve eni Türk Devletinin adı 29 Ekim 1923’ te Türkiye Cumhuriyeti şeklinde belirlenmiş oldu.
Cumhuriyetin İlanının Sonuçları ;
Devletin ve rejimin adı belirlenmiş oldu.
Devlet Başkanlığı sorunu çözümlendi (Aynı gün Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçilmiştir ) .
Meclis Hükümeti sisteminden Kabine Hükümetine geçilmiştir.Böylece Cumhurbaşkanı başbakanı atayacak , başbakan bakanları seçecek ve Cumhurbaşkanı da kurulan bu hükümeti meclisin onayına sunacaktı.Böylece uyumlu ve eşgüdümlü hükümetlerin kurulup çalışması sağlanmıştır.
Yapılacak devrimler için elverişli bir ortam yaratılmıştır.
Demokratikleşme için önemli bir adım atılmıştır.Cumhuriyetin ilanı ile Halifelik yanlıları ile savaşım iyice su yüzüne çıkmış buda halifeliğin kaldırılması sorununu gündeme getirmiştir.
UYARI 1: İlk Cumhurbaşkanı :Mustafa KEMAL
İlk Başbakan :İsmet ( İnönü ) Bey
İlk Meclis Başkanı :Ali Fethi ( Okyar ) Bey’ dir.
UYARI 2:Cumhuriyet Atatürk Devrimlerinin temelidir.
Cumhuriyet Atatürk’ün Temel Devrimi , Cumhuriyetçilik ise Temel İlkesidir.
Cumhuriyeti bir tarlaya , Atatürk Devrimlerini de tarlaya ekilen tohuma benzetebiliriz.Nasıl ki toprak olmadan
tohumun filizlenip yaşam bulması olanaksızsa , Cumhuriyette tıpkı öyledir.
4- HALİFELİĞİN KALDIRILMASI : 3 MART 1924
Halifelik ,Hz. Muhammet’in ölümüyle ortaya çıkan dinsel bir kurumdur.
Tarihsel Süreçte Halifelik
632 – 661 ® Dört Halife Devri
661 – 750 ® Emeviler
750 – 1258 ® Abbasiler
1258 – 1517 ® Memlükler
1517 – 1924 ® Osmanlılar
Halifelik Osmanlılara 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferinde geçmiştir.
Osmanlıların Halife Ünvanlı ilk padişahı Yavuz Sultan Selim’dir
Son Halifesi ise Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendidir ( halife ünvanlı son Osmanlı padişahı ise Vahdettin’dir).
Mart 1924 tarihinde kaldırılmıştır.
Halifeliğin Kaldırılma Nedenleri
Saltanatın kaldırılması sırasında Halifelik Makamı , saltanattan ayrılmış ve TBMM Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendiyi Halife seçmişti.
Ancak bir süre sonra meydana gelen olumsuz gelişmeler Halifeliğin kaldırılmasını zorunlu hale getirmiştir.
Bu Gelişmeler Şunlardır ,
ü Abdülmecit Efendinin TBMM’ye karşı olanlarla işbirliği içersine girmesi
ü Bazı TBMM üyelerinin Halifeyi meclisin üzerindeymiş gibi görmeleri
ü Halifeliğin eski rejim taraftarlarının sığınacağı merkez haline gelmesi
ü Abdülmecit’in halife gibi değil Padişah gibi davranması,gösterişli Cuma namazları düzenleyerek yeni rejim aleyhinde propaganda yapması ve fırsat buldukça Osmanlı hanedanlığından söz etmesi.
ü Çeşitli dış güçlerin halifeliğin korunması konusunda İsmet Paşaya baskı yapmaları.
ü Halifeliğin ümmet fikrine dayanması , yeni Türk devletinin ise Ulusçuluk ve Laikleşme temellerine Cumhuriyet rejimini benimsemesi ve bu iki fikrin birbirinden ayrı olması.
ü Halifeliğin Ulusal Egemenlik fikrine ters düşmesi
ü Orduda görevli üst düzey subayların halifenin tutum ve davranışlarından rahatsız olmaları
ü Halifelik Kurumunun Cumhuriyet yönetimine ve devrimlere zarar verebileceği endişesi
ü Devrimlerin yapılabilmesi için Halifelik engelinin aşılması gerekliliği
ü Ve nihayet 3 Mart 1924 tarihinde Halifelik Makamı kaldırıldı.
Halifeliğin Kaldırılmasının Sonuçları
· Laikliğe geçişin en önemli aşaması gerçekleştirildi
· İnkılapların gerçekleşmesini engelleyen en önemli güç ortadan kalktı.
· Ümmetçilik arayışları sona erdi ve ulusal egemenlik daha da pekiştirildi.
· Geriye dönüş , eski rejime dönüş yolları kapatılmış tıkanmış oldu.
Halifeliğin Kaldırılmasıyla Birlikte Gelişen Olaylar
· Şeriye ve Evkaf Vekaleti (Şeriat İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) kaldırılmış. Bunların yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
· Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırılıp , yerine Milli Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığı kurulmuştur.(Bundaki amaç ordunun siyasete karışmasının önlenmek istenmesidir.)
· Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretimin Birleştirilmesi ) çıkarılarak , eğitim ve öğretimde birleşme sağlanmış ve laikleşme yolunda adımlar atılmıştır.
· Osmanlı ailesine dahil tüm kişilerin gelecekte halifelik ve Saltanat iddiasında bulunmalarını engellemek içim Osmanlı Ailesinden olanların tümü yurt dışına çıkarılmıştır.
5-ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ VE KURULAN SİYASİ PARTİLER :
A-CUMHURİYET HALK FIRKASI :9 EYLÜL 1923
Birinci TBMM farklı kesimlerden ve düşüncelerden oluşan milletvekillerinden oluşuyordu.Farklı düşüncelere sahip milletvekilleri zamanla kendileri gibi düşünen milletvekilleri bir arya gelerek çeşitli gruplar kurdular.
Bu Gruplar Şunlardır :
ü Halk Zümresi :Sosyalist düşünce eğilimli kişilerden oluşmuştur.
ü Tesanüt(Dayanışma) Grubu :Eski İttahat ve Terakkicilerden oluşuyordu.
ü İstiklal Grubu :Mustafa Kemal’e yakın gençlerden oluşuyordu.
ü Islahat Grubu :Tutucu ve eski düzenin devamını savunanlardan oluşuyordu.
· Bu gruplar mecliste farklı siyasi düşüncelerin doğmasına , dolayısıyla Kurtuluş Savaşı yıllarında meclis çalışmaların yavaşlamasına neden oluyordu.Mustafa Kemal bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak için önce bu grupları birleştirmeyi denedi.Bunu başaramayınca kendisi gibi düşünenlerle birlikte “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunu” kurdu.
· 9 Eylül 1923’te Atatürk’ün emriyle bu grup Halk Fırkası adını almıştır.Bu parti Atatürk tarafından kurulan ilk partidir.
· Cumhuriyetin ilanından sonra 10 Kasım 1924’te Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır.
Böylece Cumhuriyet Döneminin ilk siyasi partisi kurulmuş oldu.
UYARI 1:Bu Partinin ilk kongresi olarak , Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin temeli kurulduğu için Sivas Kongresi kabul edilmiştir.İkinci Kongresi ise 15 – 20 Ekim 1927 tarihleri arasında gerçekleşen ve Nutkun okunduğu kongredir.M.Kemal nutku günde 6 saatten 36 saatte okumuştur.
UYARI 2:Bu parti 12 Eylül 1980 askeri harekatından sonra kapatılmış sonra yeniden açılmıştır.
B-TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI :17 KASIM 1924
Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisidir
17 Kasım 1924 tarihinde Kazım Karabekir,Dr. Adnan Adıvar , Rauf Orbay ,Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele tarafından kurulmuştur.
Bu Parti Cumhuriyet Halk Partisinden farklı olarak , ekonomide devletçilik yerine Liberalizmi savunuyordu.
Parti kurulduktan kısa bir süre sonra , Cumhuriyet ve İnkılaplara karşı olanlar ile halifeliğin geri getirilmesini isteyenler bu partide toplanmaya başladılar.
Parti kurucuları Parti üzerindeki otoritelerini kaybetmeye başlayınca , ülkede gerilim artmaya ve Cumhuriyet karşıtlarının cesaretlenmesine neden oldu.
Gerginliğin artması sonucu, bazı doğu illerinde İnkılaplara karşı olanlar tarafından Şeyh Sait önderliğinde bir ayaklanma çıkardılar.Partiye mensup bazı kişilerinde ayaklanmaların çıkmasında rolleri olduğu anlaşılınca parti 3 Haziran 1925 tarihinde hükümet tarafından kapatılmıştır.
ŞEYH SAİT İSYANI :13 ŞUBAT 1925
İsyanın Nedenleri :
İnkılapları içine sindiremeyen gerici ve tutucu çevrenin , cahil halkı Cumhuriyete karşı kışkırtması.
Bu sırada İngiltere ile Türkiye arasında görüşülmekte olan Musul meselesi sırasında , İngiltere’nin Musul ve Kerkük Petrollerini Türkiye’ye bırakmamak için , Güneydoğudaki halkı kışkırtarak Türk ordusunu ayaklanmalarla yıpratarak , Türk Ordusunun Musul’a askeri harekat düzenlemesini engellemek istemesi.
Terakkiperver Cumhuriyet Halk Partisini kuranların hükümete karşı başlattıkları sert muhalefetin rejim karşıtlarını cesaretlendirmesi.
Saltanat ve Hilafet yanlılarının yeni rejime karşı tepki duymaları.
Şeyh Sait adında birisi cahil halkın dini duygularını kullanarak din elden gidiyor propagandası ile Diyarbakır’ da isyan başlatmıştır.İsyan kısa sürede Erzurum , Elazığ , Muş , Bitlis gibi diğer illere de yayıldı.
İsyancıların amacı , yeni rejimi yıkarak eski rejimi yeniden kurmaktı.
Ayaklanmaya Karşı Şu Önlemler Alınmıştır :
Ayaklanmayı önlemede başarılı olamayan Fethi Okyar kabinesi görevden alındı , İsmet Paşa Hükümeti kuruldu.
Takrir-i Sükun adında düzeni ve güveni yeniden sağlama yasası çıkarıldı.Bu yasa ile asayişin sağlanması , rejimin kökleşmesi ve vatanın tehlikelerden korunması amaçlanıyor ve rejimin eleştirilmesi yasaklanıyordu.
NOT :Takrir-i Sükun Yasası ,Şeyh Sait İsyanının başlaması ile önce 4 Mart 1925 ‘te iki yıllık süreyle çıkarılmış daha sonra da süresi iki yıl daha uzatılarak 1929 yılında kaldırılmıştır.
İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu.
Doğu Anadolu ‘da bölgesel seferberlik ilan edildi.
Ayaklanmanın Sonuçları :
Zorlu uğraşlar sonucunda isyan 15 Nisan 1925 tarihinde kesin olarak bastırılmıştır.
İsyanı çıkaranlar çok sert biçimde cezalandırılmışlardır.
İlk çok partili rejim denemesi başarısız olmuş , kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır.
Musul sorununun lehimize çözümlenmesi engellenmiş oldu.Türkiye Musul’a planladığı askeri harekatı gerçekleştiremedi.Ve böylece İngilizler amaçlarına ulaşmış yani Musul ve Kerkük’ü almışlardır.
Mustafa Kemal’i iç politikada devrimler açısından olumsuz , dış politikada Musul gibi önemli bir yeri kaybetmesine yol açarak başarısız kılmıştır.
UYARI :Şeyh Sait Ayaklanmasının görünür nedeni dinsel olmasına karşılık , özde yatan temel nedeni siyasaldır.
®Güneydoğuda bir Kürt Devletinin kurulması amaçlanmıştır.
®Türkiye’nin Musul Petrolleri üzerindeki bağı koparılmak istenmiştir.
MUSTAFA KEMAL’E SUİKAST GİRİŞİMİ : 16 HAZİRAN 1926
Cumhuriyet Rejimine ve İnkılaplara karşı olanlarla eski İttihatçılar , Mustafa Kemal’i İzmir’e yapacağı gezi sırasında öldürmeyi planladılarsa da gezinin bir gün ertelenmesiyle çirkin emellerine ulaşmamışlardır.
Olay , Giritli kayıkçı Şevki’nin ilgililere durumu bildirmesiyle önlenmiş , suikastçılar yakalanmış ve İstiklal Mahkemelerinde yargılanmışlardır.
Mustafa Kemal bu olay üzerine şunu söylemiştir “ Benim naciz vücudum , bir gün elbet toprak olacaktır.Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (yaşayacaktır ).”
SERBEST CUMHURİYET FIRKASI :12 AĞUSTOS 1930
Parti Kurulmadan Önce Yaşanan Gelişmeler :
Ülkede tek parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi kalmıştı.Bu durum Hükümetin denetlenmesini ve eleştirilmesini engelliyordu.
Değişik kesimlerin görüşleri TBMM’ de temsil edilmeli ve Demokrasi tam olarak hayata geçirilmeli idi.
1929 da dünyada yaşanan ekonomik bunalımdan etkilenen Türkiye’yi kurtaracak yeni kadroların iktidara gelmesini sağlamak gerekiyordu.
Bu gelişmeleri ve durumları iyi değerlendiren Mustafa Kemal yeni bir siyasi partinin kurulması gerektiğini düşünüyordu. Ve Mustafa Kemal’in isteğiyle Fethi (Okyar ) Bey , Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdu.
Bu Parti ;
-Ekonomide liberalizmi benimsemişti.
-Seçimlerin tek dereceli olmasını istiyordu
-Vergilerin çok yüksek olduğunu savunuyordu.
· Parti kurucuları Cumhuriyete ve Laikliğe bağlı olmalarına rağmen , kısa sürede laiklik ve cumhuriyet düşmanları partiye toplanmaya başladılar.Durumun kötüye gittiğini ve kontrolün yönetimin denetiminden çıktığını gören Fethi Bey ve partinin diğer kurucuları aldıkları bir kararla 17 Kasım 1930’ da partiyi kapattılar.
UYARI : Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasıyla birlikte Atatürk döneminde çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri de sona ermiştir.
MENEMEN OLAYI :23 ARALIK 1930
Cumhuriyete ve İnkılaplara karşı olanlar , Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılması üzerine İzmir Menemen’de , Derviş Mehmet öncülüğünde ayaklandılar.
Amaçları, dinsel kurallara dayalı devlet düzeni kurmaktı.Bu ayaklanmayı bastırmak isteyen Yedek Subay Asteğmen Kubilay’ı şehit ettiler.
İsyan kısa sürede bastırıldı ve isyancılar Divan-ı Harpte yargılanıp idam edildiler.
ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ VE SONUÇLARI :
Şeyh Sait isyanı ve Menemen olayları Rejim Karşıtı ayaklanmalardır.
Türkiye’de henüz laik düzenin yerleşmesi için vaktin erken olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır.
Türk Ulusunun çok partili siyasi hayata hazır olmadığı görülmüştür.
HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Anayasa ,Bir devletin yönetim biçimini belirleyen yasama , yürütme ve yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren , vatandaşların temel hakları ve görevlerini belirten temel Kanuna denir.
Türkiye tarihinde ilk Anayasa ,1876 Meşrutiyet Anayasası dır. Yani Kanun-u Esasi dir.
A- 1921 ANAYASASI -TEŞKİLATI ESASİYE : 20 OCAK 1921
Yeni Türk Devleti’nin ilk Anayasasıdır.Teşkilat-ı Esasiye adıyla kabul edilmiştir.
I. İnönü Savaşından sonra kabul edilmiştir.
1921 Anayasası Kurtuluş Savaşının olağanüstü koşullarını yansıtan , 23 maddeden oluşan kısa , özlü bir anayasadır.
Yasama , yürütme ve yargı gücü tek elde yani Mecliste toplanmıştır.Güçler Birliği ilkesi kabul edilmiştir.
Meclis Başkanı aynı zamanda Başbakanlık görevini de üstlenmiştir.Ayrıca başbakanlık makamı yoktur.
Meclis Hükümeti Sistemi vardır.Bu sistemde ; meclis , bakanları tek tek oy çokluğu esasına göre seçmektedir.Cumhuriyetin ilanından sonra Kabine Hükümeti sistemine geçildi.
Din ve Şeriat işlerini yürütmek TBMM’ nin görevleri arasında yer aldığından 1921 Anayasa sı laik değildir.
1921 Anayasasına Cumhuriyetin İlanından sonra yani 29 Ekim 19232’ te Türk devleti bir Cumhuriyettir maddesi konmuştur.
1921 Anayasası İnsan Haklarına hiç yer vermemiştir.Çünkü o dönemde ülke işgal altındaydı.Önce ülkenin işgalden kurtarılması gerekiyordu.
B- 1924 ANAYASASININ KABÜLÜ : 10 NİSAN 1924
Türkiye , Cumhuriyetle yönetilir.
Güçler Birliği kabul edilmiştir.(1921 Anayasasına göre daha yumuşaktır.
Resmi dili ® Türkçe Başkenti ® Ankara Dini ® İslam dır.
Halkın yenilikleri tepki ile karşılamaması nedeniyle din belirtilmiştir.
Cumhurbaşkanı , Meclis tarafından 4 yıl için bir kereden fazla seçilebilir.
Seçmen yaşı , 18’dir . Her 40.000 kişi bir milletvekili seçecektir.
Seçimler 4 yılda bir yapılır.
Danıştay kurulacaktır.
1924 Anayasasında Yapılan Önemli Değişiklikler ;
10 Nisan 1928 :Anayasadan Devletin Dini İslam dır maddesi çıkarıldı . Böylece Anayasa laikleştirildi.
5 Aralık 1934 : Kadınlara Milletvekili seçme seçilme hakkı tanındı.
1934 yılında : Seçmen yaşı 18 den 22’ ye çıkarıldı.
5 Şubat 1937 : Atatürk’ ün altı temel ilkesi Anayasaya girdi.Laiklik Anayasa’ ya girmiş oldu.
5 Şubat 1937 : Anayasaya topraksız köylüyü topraklandırmak için hüküm konmuştur.
UYARI 1 :1921 ve 1924 Anayasalarında Var Olan Ortak Özellikler
· Milli Egemenlik , TBMM nin üstünlüğü , Tek Meclis ve Kuvvetler Birliği ilkeleri.
UYARI 2 :1924 Anayasası 1960 İhtilaline kadar sürmüş , sonuçta 1961 Anayasası 1960 askeri ihtilali sonucunda hazırlanıp kabul edilmiştir.
1961 ANAYASASI :
· 1960 İhtilali sonrasında halkoyuna sunularak kabul edilen Anayasadır.
· Güçler Ayrılığı ilkesi kabul edilmiştir.
· İki meclis ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemi benimsendi.
· Cumhurbaşkanı , 7 yılık bir süre için TBMM tarafından bir kez seçilecektir.
· Anayasa Mahkemesi kuruldu.
1982 ANAYASASI :
1980 İhtilali sonrası Halk Oyuna sunularak kabul edilmiştir.
Tek Meclis Sistemi kabul edilmiştir.
Seçimlerin 5 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.
C- MEDENİ KANUNUN KABULÜ : 17 ŞUBAT 1926
Hukuk , Bireyler arasında hak ve özgürlükleri belirleyen , toplum yaşamını düzenleyen kurallardır.
Osmanlılar , Şer-i ve Örfi hukuk kurallarından yararlanmışlardır.
Osmanlıların son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’ nin ilk yıllarında , bireyler arsındaki ilişkileri düzenleyen Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanan “Mecelle” adı verilen bir yasa geçerli idi. Bu yasa suni mezhebinin Hanefi kurallarına göre hazırlandığı için toplumun tüm kesimlerinin gereksinimlerine yanıt veremiyordu.
Ve ..... 17 ŞUBAT 1926 da İsviçre’den Alınan Medeni Kanun Kabul Edildi :
4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Neden İsviçre Medeni Kanunu Örnek Alınmıştır ?
Çünkü ;
Avrupa’daki Medeni Kanunlar içersinde en yenisi olması ve daha gelişmiş olması
Çeşitli sorunlara pratik ve akılcı çözümler bulması
Anlatımın sade ve anlaşılır olması
Türk Toplumunun sosyal yapısına uygun olması ve gereksinimlerine yanıt verecek düzeyde bulunması.
Medeni Kanunun Getirdiği Yenilikler Şunlardır :
Hukuk Birliği sağlanmıştır.
Tek eşle evlilik kabul edilmiştir.Birden fazla kadınla evlenme yasaklanmıştır (Monogami).
Evlenmede resmi nikah zorunluluğu getirilmiştir.
Çok küçük yaşta evlenmeler yasaklanmıştır.
Boşanmada kadın ve erkeğe eşitlik sağlanmıştır.
Mirasta eşitlik sağlanmıştır.
Boşanma halinde kadın hakları güvence altına alınmıştır ( nafaka ).
Kadınlara istediği mesleğe girebilmeleri hakkı sağlanmıştır.
Mahkemelerde kadınların şahitliğine eşitlik sağlanmıştır.
Hukuk yapısı çağdaş, laik ve demokratik şekle dönüştürülmüştür.
Patrikhanelerin din dışı işlerle uğraşmaları yasaklanmıştır.
Medeni Kanun Dışında Avrupa dan Alınan Diğer Kanunlar Şunlardır :
v BORÇLAR KANUNU &nb