BU DERS NOTLARI  DERSTE ANLATILANLARA YARDIMCI OLMASI AMACIYLA VERİLMİŞTİR !!!

 

TÜRK     İNKILABI

 

 

Atatürk’e göre; Çağdaş  uygarlığa   ulaşma  yolunda, her  engeli  aşmak  gereklidir.Atatürk,milletimizin  kalkınmasının  ancak  bu yolla  olacağını  düşünmektedir.Bu  sebeple  Atatürk  İnkılapları,  çağı  yakalamak  ve ilerlemek  şeklinde  özetlenebilir.

Türk  toplumunu ,  aklın,mantığın,bilimin  ve tekniğin  verileri  doğrultusunda   çağın  gerektirdiği , çağdaş  batı  uygarlığı  seviyesine  çıkarmaktır.

Mustafa  Kemal  çalışmalarını  1923 – 1938  döneminde  genelde  bu  alanda  odaklaştırmıştır.

 

 

YASAL  ALANDA  İNKILAPLAR

 

 

1- SALTANATIN  KALDIRILMASI             : 1  KASIM  1922

 

TBMM   , 1 Kasım  1922’de Saltanat ve  Halifeliği  birbirinden  ayırarak, saltanatı  kaldırmıştır.

Aslında  Saltanatın  işlevi   23  Nisan  1920’de   TBMM’  nin  açılmasıyla  zaten  sona  ermişti.

Mustafa  Kemal  savaş  yıllarında  ulusal  birlik  ve  beraberliği  bozmamak  için,  kamuoyunun  hazır  olmadığı  düşüncesiyle ,  asla  zamanlama  yanılgısına  düşmemiş  aceleci  davranmayıp  bu  nedenle  saltanatı  kaldırmamıştı.Saltanat  şeklen  İstanbul’da  varlığını  sürdürmüştür.

Mustafa  Kemal, Anlaşma  Devletlerinin  Londra  Konferansında  olduğu  gibi  Lozan dada    aynı  oyunu  oynamaları (Barış  görüşmelerine  İstanbul  Hükümetini de  çağırarak  Türk  tarafında  iki başlılık  yaratmak  ve  bu  şekilde  güçsüz  duruma  düşürmek)  üzerine  Mustafa  Kemal  bu  durumu  fırsat  bilerek  Saltanatı kaldırmaya  karar  vermiştir.

Lozan  Barış  görüşmelerine  İstanbul  Hükümetinin de   çağrılması  saltanatın  kaldırılmasını  zlandırıcı  bir  rol  oynamıştır.

Saltanatın  Kaldırılmasıyla            ;

623  yıldır devam  den  Osmanlı  Saltanatı  sona  ermiştir.

Laikliğe  geçişin  ilk  aşaması  gerçekleştirildi.

TBMM,  ülkenin  tek  temsilcisi  haline  geldi.

İtilaf Devletlerinin  ikilik  çıkarma  planları  sonuçsuz  kaldı.

Cumhuriyetin  ilanı  için  zemin  hazırlandı.

Birinci  Meclisin  yaptığı  tek  İnkılaptır.

Demokratikleşme  yolunda  önemli  bir  adım  atılmış  oldu.

Saltanat  kaldırıldıktan  sonra Halifelik  Osmanlı  soyundan  gelen    Abdülmecit  Efendiye  verildi.

 

A Ç I K L A M A                :

 

Saltanatın  kaldırıldığı,  Refet (Bele) Paşa  tarafından  Yıldız  sarayında  bulunan   Vahdettin e  bildirilmiştir.

4 Kasım  1922’de  TBMM  Hükümeti  İstanbul’un  idaresine  el  koymuştur.

16  Kasım  1922de  vahdettin  Halife  Ünvanı  ile  İşgal Orduları  Başkomutanı  Harington’a  sığınma  mektubu  yazmıştır.

17 Kasım  1922’de  Vahdettin,  Malaya  adlı  İngiliz  Harp  gemisiyle  Malta’ya  kaçmıştır.

Vahdettin  tahttan  ve  Halifelikten  vazgeçmediğini  belirtmiş  ve  ayrıca  Türkleri  İslam  alemine  şikayet  eden  bir  mesaj  yayınlamıştır.

Bunun  üzerine  Vahdettin,Halifelikten  çıkarılarak yerine  Abdülmecit  Efendi  getirilmiştir.Halifelik  müessese  olarak  varlığını  bir  süre  sürdürmüş,  3  Mart  1924  tarihinde  gereksiz  görülerek  kaldırılmıştır.

 

2-ANKARA’NIN  BAŞKENT  OLMASI      :   13  EKİM  1923

 

Ankara , Temsil  Heyetinin  bu  şehre  gelmesinden  itibaren  Milli  Mücadelenin  fiili  merkeziydi.

Kurtuluş  savaşının  kazanılmasından  sonra  yeni  Türk  Devletinin   başkentinin  neresi  olacağı  TBMM’de  tartışılmaya  başlandı.

Milletvekillerinin  bazıları , başkentin    İstanbul  olmasını  savunurken  bir  kısmı da   Ankara’nın  başkent  olması  gerektiğini  ileri  sürüyordu.

İsmet  Paşa,  Ankara’nın  başkent  olması  ile  ilgili  tek  maddelik  bir  kanun  teklifini  meclise  sundu.Bu  teklif  kabul  edilerek  Ankara  13  Ekim  1923’te  Yeni  Türk  Devleti’nin  başkenti  ilan  edildi.

 

 

Ankara’nın  Başkent  Olmasında ;

 

Türkiye’nin  orta  yerinde  bulunması  ve  Askeri  -  Siyasi  yönden  güvenli  bir  konumda  bulunması.

Ülkenin  her  tarafıyla  ulaşım  ve  haberleşme  imkanlarına  sahip  olması

Ülkenin  her  tarafına  hizmet  götürmeye  elverişli  bir  konumda  bulunması.

TBMM’nin   Ankara’da  açılması  ve  Kurtuluş  Savaşının  idari  merkezi  olması.

 

 

1924  Anayasasında  Türkiye’nin  İdari  Teşkilatı  Şu  Şekilde  Belirlenmiştir

Ankara  (   Merkez   )

İdari  Birim                         Yönetici 

                                                     İl                                       Vali

                                                     İlçe                                   Kaymakam                            Þ    1924  ANAYASA    SINDA

                                                     Bucak                              Bucak  Müdürü

                                                     Köy                                 Köy  Muhtarı

   1930  yılında  yapılan  Belediye  Yasası  ile  yerel  yönetim  esasları  belirlenmiştir.

 

3- CUMHURİYETİN   İLANI                         :  29  EKİM  1923

 

Cumhur             , halk  anlamına  gelir.

Cumhuriyet       ,Ulusal  egemenliğe  dayanan ,  yöneticileri  halkın    oyu  ile  seçilen  devlet  rejimlerine  denir.

 

Cumhuriyetin  İlanını  Gerektiren  Sebepler  Şunlardır       :

 

Erzurum  ve  Sivas  Kongrelerinde  “  Ulusal  İradeye “  dayalı  bir  yönetimden  üstü  kapalı  bir  şekilde  söz  edilmişti.

23 Nisan  1920’de TBMM’ nin  açılması  ile  Ulusal  Egemenliğe  dayalı bir  yönetime  geçilmiştir.Ancak  devletin  adı  konmamıştır.

1 Kasım  1922’de  Saltanat  kaldırılmış ,ancak  rejimin  adı  ve  devlet başkanının  belirtilmediğinden sıkıntılar  iyice  artmıştır.Bu  olumsuz  durumun  giderilmesi  gerekiyordu.

Mecliste  hala Halifeyi  devletin başkanı  olarak  görmek  isteyen  milletvekillerinin  bulunması

Yeni  Türk  Devletinin dışarıda  rejimi  ve devlet  başkanı  belli  olmayan  bir  ülke  olarak  geçmesi  doğru  değildir.

II:  TBMM  ,  11  Ağustos  1923’ te  açılarak çalışmalarına  başlamıştır.II.  Meclis  dönemi  İnkılapların  en  yoğun  yapıldığı  dönemdir.

1921 Anayasasında  kabul  edilen  “Meclis  Hükümeti”  sistemi  ile    bakanlar  ,  meclis  içinden  tek tek oylanarak seçilmekte  idi.Bu  durum  meclis  çalışmalarının  aksamasına  neden  oluyordu.Ve  27 Ekim 1923’te  Fethi  Okyar  başkanlığındaki  hükümetin  istifa  etmesi  ile  sonbahar  bunalı  diye  adlandırılan  bir  hükümet  bunalımı  ortaya  çıkmıştır.Ve  yeni  hükümet  bir  türlü  kurulamamıştır.Bu  bunalım  bu  konuda  önlem  almayı  zorunlu  hale  getirmiştir.

Mustafa  Kemal  yukarıdaki  sorunlara  son vermek   için  Kanun  tasarısı  hazırladı.Mecliste  yapılan  görüşmeler  sonunda  tasarı  kabul  edildi. Ve  eni  Türk  Devletinin  adı  29  Ekim  1923’  te    Türkiye  Cumhuriyeti  şeklinde  belirlenmiş  oldu.

 

 

Cumhuriyetin  İlanının  Sonuçları ;

 

Devletin  ve  rejimin  adı  belirlenmiş  oldu.

Devlet Başkanlığı  sorunu  çözümlendi (Aynı  gün  Mustafa  Kemal  Cumhurbaşkanı  seçilmiştir ) .

Meclis  Hükümeti  sisteminden Kabine  Hükümetine  geçilmiştir.Böylece  Cumhurbaşkanı  başbakanı  atayacak  , başbakan  bakanları  seçecek  ve  Cumhurbaşkanı da   kurulan bu  hükümeti  meclisin onayına  sunacaktı.Böylece  uyumlu  ve  eşgüdümlü  hükümetlerin  kurulup  çalışması  sağlanmıştır.

Yapılacak  devrimler  için  elverişli  bir  ortam  yaratılmıştır.

Demokratikleşme  için  önemli  bir  adım  atılmıştır.Cumhuriyetin  ilanı  ile  Halifelik  yanlıları  ile savaşım  iyice  su  yüzüne  çıkmış  buda  halifeliğin  kaldırılması  sorununu  gündeme  getirmiştir.

 

UYARI  1:             İlk   Cumhurbaşkanı                         :Mustafa  KEMAL

                               İlk  Başbakan                                     :İsmet ( İnönü )  Bey

                               İlk Meclis Başkanı                            :Ali  Fethi ( Okyar ) Bey’ dir.

 

UYARI  2:Cumhuriyet  Atatürk Devrimlerinin  temelidir.

                    Cumhuriyet  Atatürk’ün  Temel  Devrimi  ,  Cumhuriyetçilik   ise  Temel  İlkesidir.

                    Cumhuriyeti  bir  tarlaya , Atatürk  Devrimlerini  de tarlaya  ekilen  tohuma  benzetebiliriz.Nasıl ki  toprak olmadan          

                     tohumun filizlenip  yaşam  bulması  olanaksızsa , Cumhuriyette tıpkı  öyledir.

 

4-  HALİFELİĞİN  KALDIRILMASI              :  3  MART  1924

 

 

Halifelik ,Hz.  Muhammet’in   ölümüyle   ortaya  çıkan  dinsel  bir  kurumdur.

Tarihsel  Süreçte  Halifelik           

632 – 661  ®           Dört Halife Devri

661 – 750 ®           Emeviler

750 – 1258               ®           Abbasiler

1258 – 1517             ®           Memlükler

1517 – 1924             ®           Osmanlılar

Halifelik  Osmanlılara  1517  yılında  Yavuz  Sultan  Selim’in  sır  Seferinde  geçmiştir.

Osmanlıların    Halife  Ünvanlı   ilk    padişahı  Yavuz  Sultan  Selim’dir

Son  Halifesi  ise  Osmanlı  soyundan  gelen  Abdülmecit  Efendidir ( halife  ünvanlı son Osmanlı   padişahı ise  Vahdettin’dir).

Mart  1924  tarihinde  kaldırılmıştır.

 

Halifeliğin  Kaldırılma  Nedenleri

 

Saltanatın  kaldırılması  sırasında  Halifelik  Makamı ,  saltanattan  ayrılmış  ve  TBMM  Osmanlı  soyundan  gelen  Abdülmecit  Efendiyi  Halife  seçmişti.

Ancak  bir  süre  sonra meydana  gelen  olumsuz  gelişmeler  Halifeliğin  kaldırılmasını  zorunlu  hale  getirmiştir.

 

Bu  Gelişmeler  Şunlardır   ,

 

ü Abdülmecit  Efendinin  TBMM’ye  karşı  olanlarla  işbirliği  içersine  girmesi

ü Bazı TBMM üyelerinin  Halifeyi  meclisin  üzerindeymiş  gibi  görmeleri

ü Halifeliğin  eski  rejim  taraftarlarının  sığınacağı  merkez  haline  gelmesi

ü Abdülmecit’in  halife gibi  değil  Padişah  gibi  davranması,gösterişli  Cuma namazları  düzenleyerek  yeni  rejim  aleyhinde  propaganda  yapması  ve  fırsat  buldukça Osmanlı  hanedanlığından söz  etmesi.

ü Çeşitli  dış  güçlerin  halifeliğin korunması  konusunda  İsmet Paşaya  baskı  yapmaları.

ü Halifeliğin  ümmet fikrine  dayanması , yeni  Türk devletinin  ise  Ulusçuluk ve  Laikleşme  temellerine  Cumhuriyet  rejimini  benimsemesi   ve  bu  iki  fikrin  birbirinden  ayrı  olması.

ü Halifeliğin  Ulusal  Egemenlik  fikrine  ters  düşmesi

ü Orduda  görevli  üst  düzey  subayların halifenin  tutum  ve  davranışlarından  rahatsız  olmaları

ü Halifelik  Kurumunun  Cumhuriyet  yönetimine  ve  devrimlere  zarar  verebileceği  endişesi

ü Devrimlerin  yapılabilmesi  için  Halifelik  engelinin  aşılması  gerekliliği

ü Ve  nihayet  3  Mart  1924  tarihinde  Halifelik  Makamı  kaldırıldı.

 

Halifeliğin  Kaldırılmasının Sonuçları

 

·    Laikliğe  geçişin  en  önemli  aşaması  gerçekleştirildi

·    İnkılapların  gerçekleşmesini  engelleyen  en  önemli  güç  ortadan  kalktı.

·    Ümmetçilik  arayışları  sona  erdi  ve  ulusal  egemenlik  daha da  pekiştirildi.

·    Geriye  dönüş , eski  rejime  dönüş    yolları kapatılmış  tıkanmış  oldu.

 

Halifeliğin  Kaldırılmasıyla  Birlikte  Gelişen  Olaylar

 

·      Şeriye ve Evkaf  Vekaleti (Şeriat  İşleri ve Vakıflar  Bakanlığı)  kaldırılmış. Bunların yerine  Diyanet  İşleri  Başkanlığı  ve  Vakıflar  Genel  Müdürlüğü  kurulmuştur.

·      Erkan-ı  Harbiye  Vekaleti  kaldırılıp ,  yerine  Milli   Savunma  Bakanlığı  ve  Genel  Kurmay  Başkanlığı  kurulmuştur.(Bundaki  amaç  ordunun  siyasete  karışmasının önlenmek  istenmesidir.)

·      Tevhid-i  Tedrisat  Kanunu (Öğretimin  Birleştirilmesi )  çıkarılarak ,  eğitim  ve  öğretimde  birleşme  sağlanmış ve  laikleşme  yolunda  adımlar  atılmıştır.

·      Osmanlı  ailesine  dahil  tüm  kişilerin  gelecekte  halifelik  ve  Saltanat  iddiasında  bulunmalarını  engellemek  içim  Osmanlı Ailesinden  olanların  tümü  yurt  dışına  çıkarılmıştır.

 

 

5-ÇOK  PARTİLİ  REJİM  DENEMELERİ  VE  KURULAN  SİYASİ  PARTİLER               :

 

 

A-CUMHURİYET  HALK  FIRKASI               :9  EYLÜL 1923

 

Birinci  TBMM  farklı  kesimlerden  ve  düşüncelerden   oluşan   milletvekillerinden oluşuyordu.Farklı  düşüncelere  sahip  milletvekilleri  zamanla  kendileri  gibi  düşünen  milletvekilleri  bir  arya  gelerek  çeşitli  gruplar  kurdular.

Bu  Gruplar  Şunlardır     :

ü Halk  Zümresi                    :Sosyalist  düşünce  eğilimli  kişilerden  oluşmuştur.

ü Tesanüt(Dayanışma) Grubu            :Eski  İttahat  ve  Terakkicilerden  oluşuyordu.

ü İstiklal  Grubu                                   :Mustafa  Kemal’e  yakın  gençlerden  oluşuyordu.

ü Islahat Grubu                                     :Tutucu  ve  eski  düzenin  devamını  savunanlardan oluşuyordu.

·    Bu  gruplar  mecliste  farklı siyasi  düşüncelerin  doğmasına , dolayısıyla Kurtuluş  Savaşı  yıllarında   meclis  çalışmaların  yavaşlamasına  neden  oluyordu.Mustafa  Kemal  bu  olumsuz  durumu  ortadan  kaldırmak  için  önce  bu  grupları   birleştirmeyi  denedi.Bunu  başaramayınca  kendisi  gibi  düşünenlerle  birlikte  “Anadolu  ve  Rumeli  Müdafaa-i  Hukuk Grubunu” kurdu.

·    9 Eylül  1923’te Atatürk’ün  emriyle  bu  grup Halk  Fırkası  adını  almıştır.Bu  parti  Atatürk  tarafından  kurulan  ilk  partidir.

·    Cumhuriyetin  ilanından  sonra  10 Kasım 1924’te  Cumhuriyet  Halk  Partisi    adını  almıştır.

Böylece  Cumhuriyet Döneminin  ilk  siyasi  partisi  kurulmuş  oldu.

 

UYARI           1:Bu  Partinin  ilk  kongresi  olarak  , Anadolu  ve  Rumeli  Müdafaa-i  Hukuk  Cemiyetinin  temeli  kurulduğu  için   Sivas  Kongresi  kabul  edilmiştir.İkinci  Kongresi  ise  15 – 20  Ekim  1927  tarihleri  arasında  gerçekleşen  ve  Nutkun  okunduğu  kongredir.M.Kemal  nutku  günde  6 saatten  36  saatte  okumuştur.

 

UYARI           2:Bu  parti  12  Eylül  1980  askeri  harekatından  sonra  kapatılmış  sonra  yeniden  açılmıştır.

 

 

B-TERAKKİPERVER CUMHURİYET  FIRKASI        :17  KASIM  1924

 

Cumhuriyet  döneminin  ilk  muhalefet  partisidir

17 Kasım 1924  tarihinde   Kazım  Karabekir,Dr.  Adnan  Adıvar , Rauf  Orbay ,Ali Fuat  Cebesoy   ve  Refet  Bele  tarafından  kurulmuştur.

Bu  Parti Cumhuriyet  Halk  Partisinden  farklı  olarak ,  ekonomide   devletçilik  yerine  Liberalizmi  savunuyordu.

Parti  kurulduktan  kısa  bir  süre  sonra  ,  Cumhuriyet  ve İnkılaplara  karşı  olanlar  ile  halifeliğin  geri  getirilmesini   isteyenler  bu  partide  toplanmaya  başladılar.

Parti  kurucuları  Parti  üzerindeki  otoritelerini  kaybetmeye  başlayınca ,  ülkede  gerilim  artmaya   ve  Cumhuriyet  karşıtlarının  cesaretlenmesine  neden  oldu.

Gerginliğin  artması  sonucu,  bazı  doğu  illerinde  İnkılaplara  karşı  olanlar  tarafından  Şeyh  Sait  önderliğinde  bir  ayaklanma  çıkardılar.Partiye  mensup  bazı   kişilerinde  ayaklanmaların  çıkmasında  rolleri   olduğu  anlaşılınca   parti   3  Haziran  1925  tarihinde  hükümet  tarafından  kapatılmıştır.

 

ŞEYH  SAİT  İSYANI         :13  ŞUBAT  1925

 

İsyanın  Nedenleri              :

 

İnkılapları  içine  sindiremeyen  gerici  ve  tutucu  çevrenin , cahil  halkı  Cumhuriyete  karşı  kışkırtması.

Bu  sırada  İngiltere  ile  Türkiye   arasında  görüşülmekte  olan  Musul  meselesi  sırasında  , İngiltere’nin  Musul  ve  Kerkük Petrollerini  Türkiye’ye  bırakmamak  için  , Güneydoğudaki  halkı  kışkırtarak  Türk  ordusunu  ayaklanmalarla  yıpratarak , Türk  Ordusunun  Musul’a  askeri  harekat düzenlemesini  engellemek  istemesi.

Terakkiperver  Cumhuriyet  Halk  Partisini  kuranların  hükümete  karşı  başlattıkları   sert  muhalefetin  rejim  karşıtlarını  cesaretlendirmesi.

Saltanat  ve  Hilafet  yanlılarının    yeni  rejime  karşı   tepki  duymaları.

Şeyh  Sait  adında  birisi  cahil  halkın  dini  duygularını  kullanarak   din  elden  gidiyor  propagandası  ile Diyarbakır’ da  isyan  başlatmıştır.İsyan  kısa  sürede  Erzurum , Elazığ , Muş , Bitlis  gibi  diğer  illere de  yayıldı.

İsyancıların  amacı  ,  yeni  rejimi  yıkarak  eski  rejimi  yeniden  kurmaktı.

 

Ayaklanmaya  Karşı  Şu  Önlemler  Alınmıştır         :

 

Ayaklanmayı  önlemede  başarılı   olamayan  Fethi  Okyar  kabinesi  görevden  alındı  ,  İsmet  Paşa  Hükümeti  kuruldu.

Takrir-i  Sükun  adında  düzeni  ve  güveni  yeniden  sağlama  yasası  çıkarıldı.Bu  yasa  ile  asayişin  sağlanması  ,  rejimin  kökleşmesi   ve  vatanın  tehlikelerden  korunması  amaçlanıyor  ve  rejimin  eleştirilmesi  yasaklanıyordu.

 

NOT                :Takrir-i Sükun  Yasası ,Şeyh  Sait  İsyanının  başlaması  ile  önce  4 Mart 1925 ‘te  iki  yıllık  süreyle  çıkarılmış     daha  sonra da   süresi  iki  yıl  daha  uzatılarak  1929  yılında  kaldırılmıştır.

İstiklal  Mahkemeleri   yeniden  kuruldu.

Doğu  Anadolu  ‘da   bölgesel  seferberlik  ilan  edildi.

 

 

Ayaklanmanın   Sonuçları               :

 

 

Zorlu  uğraşlar  sonucunda  isyan  15  Nisan  1925  tarihinde kesin  olarak  bastırılmıştır.

İsyanı  çıkaranlar  çok  sert  biçimde  cezalandırılmışlardır.

İlk  çok  partili  rejim  denemesi  başarısız  olmuş ,  kurulan  Terakkiperver    Cumhuriyet  Fırkası  kapatılmıştır.

Musul  sorununun  lehimize  çözümlenmesi  engellenmiş  oldu.Türkiye  Musul’a  planladığı  askeri  harekatı  gerçekleştiremedi.Ve  böylece  İngilizler  amaçlarına   ulaşmış  yani  Musul  ve  Kerkük’ü  almışlardır.

Mustafa  Kemal’i  iç  politikada  devrimler  açısından  olumsuz  ,  dış  politikada  Musul  gibi  önemli  bir  yeri  kaybetmesine  yol  açarak  başarısız  kılmıştır.

 

UYARI   :Şeyh  Sait  Ayaklanmasının   görünür  nedeni  dinsel  olmasına  karşılık  ,  özde  yatan  temel  nedeni  siyasaldır.

                ®Güneydoğuda  bir  Kürt Devletinin  kurulması  amaçlanmıştır.

                ®Türkiye’nin  Musul  Petrolleri  üzerindeki  bağı  koparılmak  istenmiştir.

 

MUSTAFA  KEMAL’E  SUİKAST  GİRİŞİMİ              : 16 HAZİRAN  1926

Cumhuriyet  Rejimine  ve  İnkılaplara  karşı  olanlarla  eski  İttihatçılar  ,  Mustafa  Kemal’i  İzmir’e  yapacağı  gezi  sırasında  öldürmeyi  planladılarsa da    gezinin  bir gün  ertelenmesiyle   çirkin  emellerine  ulaşmamışlardır.

 

Olay  ,  Giritli  kayıkçı  Şevki’nin   ilgililere  durumu  bildirmesiyle  önlenmiş  , suikastçılar  yakalanmış  ve  İstiklal  Mahkemelerinde  yargılanmışlardır.

 

Mustafa  Kemal  bu olay  üzerine  şunu  söylemiştir    “ Benim  naciz  vücudum , bir gün  elbet  toprak  olacaktır.Fakat  Türkiye  Cumhuriyeti  ilelebet  payidar  kalacaktır (yaşayacaktır ).”

 

 

SERBEST   CUMHURİYET  FIRKASI           :12  AĞUSTOS  1930

 

Parti  Kurulmadan  Önce  Yaşanan  Gelişmeler         :

 

Ülkede  tek  parti  olarak  Cumhuriyet  Halk  Partisi  kalmıştı.Bu  durum  Hükümetin  denetlenmesini  ve  eleştirilmesini  engelliyordu.

Değişik  kesimlerin  görüşleri  TBMM’ de  temsil  edilmeli  ve  Demokrasi  tam  olarak  hayata  geçirilmeli  idi.

1929  da  dünyada  yaşanan  ekonomik  bunalımdan  etkilenen  Türkiye’yi  kurtaracak  yeni  kadroların  iktidara  gelmesini  sağlamak  gerekiyordu.

Bu  gelişmeleri  ve  durumları  iyi  değerlendiren  Mustafa  Kemal  yeni  bir  siyasi  partinin  kurulması  gerektiğini  düşünüyordu. Ve  Mustafa  Kemal’in  isteğiyle    Fethi  (Okyar )  Bey   ,  Serbest  Cumhuriyet  Fırkasını    kurdu.

 

Bu  Parti       ;

-Ekonomide  liberalizmi  benimsemişti.

-Seçimlerin  tek  dereceli  olmasını  istiyordu

-Vergilerin  çok  yüksek  olduğunu  savunuyordu.

 

·      Parti  kurucuları  Cumhuriyete  ve  Laikliğe    bağlı  olmalarına  rağmen  , kısa  sürede  laiklik   ve  cumhuriyet  düşmanları  partiye  toplanmaya  başladılar.Durumun  kötüye  gittiğini  ve  kontrolün  yönetimin  denetiminden  çıktığını  gören  Fethi  Bey  ve   partinin  diğer  kurucuları  aldıkları  bir  kararla  17  Kasım  1930’  da  partiyi  kapattılar.

 

UYARI   : Serbest  Cumhuriyet  Fırkasının  kapatılmasıyla  birlikte  Atatürk  döneminde  çok  partili  siyasi  hayata  geçiş denemeleri de  sona  ermiştir.

 

MENEMEN  OLAYI            :23  ARALIK  1930

 

 

Cumhuriyete  ve  İnkılaplara  karşı  olanlar  ,  Serbest  Cumhuriyet  Fırkasının  kapatılması  üzerine İzmir  Menemen’de ,  Derviş  Mehmet  öncülüğünde  ayaklandılar.

Amaçları,  dinsel  kurallara  dayalı  devlet  düzeni  kurmaktı.Bu  ayaklanmayı  bastırmak  isteyen  Yedek Subay  Asteğmen  Kubilay’ı  şehit  ettiler.

İsyan  kısa  sürede  bastırıldı ve  isyancılar  Divan-ı Harpte  yargılanıp  idam  edildiler.

 

 

ÇOK PARTİLİ  REJİM  DENEMELERİ  VE   SONUÇLARI     :

 

Şeyh  Sait  isyanı  ve  Menemen  olayları   Rejim  Karşıtı  ayaklanmalardır.

Türkiye’de  henüz    laik  düzenin  yerleşmesi  için  vaktin  erken  olduğu  gerçeği  ortaya  çıkmıştır.

Türk  Ulusunun  çok  partili  siyasi  hayata  hazır  olmadığı  görülmüştür.

 

HUKUK  ALANINDA  YAPILAN  İNKILAPLAR

 

 

Anayasa  ,Bir  devletin  yönetim  biçimini  belirleyen  yasama , yürütme  ve  yargı  güçlerinin  nasıl  kullanılacağını  gösteren  ,  vatandaşların  temel  hakları  ve  görevlerini  belirten  temel  Kanuna  denir.    

 

Türkiye  tarihinde  ilk  Anayasa ,1876  Meşrutiyet  Anayasası r. Yani  Kanun-u Esasi dir.

 

A-   1921  ANAYASASI  -TEŞKİLATI    ESASİYE : 20  OCAK  1921

Yeni  Türk  Devleti’nin  ilk  Anayasasıdır.Teşkilat-ı  Esasiye    adıyla  kabul  edilmiştir.

I.  İnönü  Savaşından  sonra   kabul  edilmiştir.

1921  Anayasası  Kurtuluş  Savaşının  olağanüstü koşullarını  yansıtan  ,  23  maddeden  oluşan  kısa  ,  özlü  bir  anayasadır.

Yasama ,  yürütme   ve  yargı  gücü  tek  elde  yani  Mecliste  toplanmıştır.Güçler  Birliği  ilkesi   kabul  edilmiştir.

Meclis  Başkanı  aynı  zamanda  Başbakanlık  görevini de  üstlenmiştir.Ayrıca  başbakanlık  makamı  yoktur.

Meclis  Hükümeti  Sistemi  vardır.Bu  sistemde ;  meclis , bakanları  tek  tek  oy  çokluğu  esasına  göre  seçmektedir.Cumhuriyetin  ilanından  sonra  Kabine  Hükümeti  sistemine  geçildi.

Din  ve  Şeriat   işlerini  yürütmek  TBMM’  nin  görevleri  arasında  yer  aldığından 1921   Anayasa sı  laik  değildir.

1921  Anayasasına Cumhuriyetin  İlanından  sonra  yani  29  Ekim  19232’ te  Türk devleti  bir Cumhuriyettir  maddesi  konmuştur.

1921  Anayasası İnsan  Haklarına  hiç  yer vermemiştir.Çünkü  o  dönemde  ülke  işgal  altındaydı.Önce  ülkenin  işgalden  kurtarılması  gerekiyordu.

B-   1924  ANAYASASININ  KABÜLÜ         :  10  NİSAN  1924

 

Türkiye , Cumhuriyetle  yönetilir.

Güçler Birliği  kabul  edilmiştir.(1921  Anayasasına  göre  daha  yumuşaktır.

Resmi dili ® Türkçe                 Başkenti ® Ankara                          Dini ® İslam        dır.

Halkın  yenilikleri  tepki  ile  karşılamaması    nedeniyle   din  belirtilmiştir.

    Cumhurbaşkanı  , Meclis  tarafından  4  yıl  için  bir  kereden  fazla  seçilebilir.

Seçmen  yaşı  ,  18’dir . Her  40.000  kişi  bir  milletvekili  seçecektir.

Seçimler  4  yılda  bir  yapılır.

Danıştay   kurulacaktır.

 

 

1924  Anayasasında  Yapılan  Önemli  Değişiklikler               ;

 

10  Nisan  1928          :Anayasadan  Devletin  Dini  İslam dır    maddesi  çıkarıldı . Böylece  Anayasa  laikleştirildi.

5 Aralık   1934           : Kadınlara  Milletvekili  seçme  seçilme  hakkı  tanındı.

1934      yılında           : Seçmen  yaşı  18 den  22’ ye  çıkarıldı.

Şubat  1937             : Atatürk’ ün  altı  temel  ilkesi  Anayasaya  girdi.Laiklik  Anayasa’  ya  girmiş  oldu.

Şubat  1937             : Anayasaya     topraksız  köylüyü  topraklandırmak  için  hüküm  konmuştur.

 

UYARI   1             :1921  ve  1924  Anayasalarında  Var  Olan Ortak  Özellikler

·      Milli  Egemenlik  , TBMM  nin  üstünlüğü  ,  Tek  Meclis  ve  Kuvvetler  Birliği   ilkeleri.

 

UYARI 2                               :1924  Anayasası  1960  İhtilaline  kadar  sürmüş  , sonuçta  1961  Anayasası  1960  askeri  ihtilali   sonucunda hazırlanıp  kabul  edilmiştir.

 

 

1961  ANAYASASI           :

 

·  1960  İhtilali   sonrasında  halkoyuna  sunularak  kabul  edilen  Anayasadır.

·  Güçler  Ayrılığı  ilkesi  kabul  edilmiştir.

·  İki  meclis  ( millet  meclisi  ve  Cumhuriyet  Senatosu)   sistemi  benimsendi.

·  Cumhurbaşkanı  ,  7  yılık  bir  süre  için  TBMM  tarafından  bir  kez  seçilecektir.

·  Anayasa  Mahkemesi   kuruldu.

 

 

1982  ANAYASASI           :

 

1980  İhtilali  sonrası  Halk  Oyuna  sunularak  kabul  edilmiştir.

Tek  Meclis  Sistemi    kabul  edilmiştir.

Seçimlerin   5  yılda  bir  yapılması  kararlaştırılmıştır.

C-   MEDENİ  KANUNUN  KABULÜ              : 17  ŞUBAT  1926

 

Hukuk , Bireyler  arasında  hak  ve  özgürlükleri  belirleyen ,  toplum  yaşamını  düzenleyen  kurallardır.

Osmanlılar ,  Şer-i  ve  Örfi  hukuk  kurallarından yararlanmışlardır.

Osmanlıların  son  dönemlerinde  ve  Türkiye  Cumhuriyeti’ nin  ilk  yıllarında ,  bireyler  arsındaki  ilişkileri  düzenleyen  Ahmet  Cevdet  Paşa  tarafından  hazırlanan  “Mecelle” adı  verilen  bir  yasa  geçerli  idi. Bu  yasa  suni   mezhebinin  Hanefi   kurallarına  göre  hazırlandığı  için  toplumun  tüm  kesimlerinin    gereksinimlerine  yanıt  veremiyordu.

 

Ve ..... 17 ŞUBAT  1926 da   İsviçre’den  Alınan  Medeni  Kanun  Kabul  Edildi :

4  Ekim  1926  tarihinde  yürürlüğe  girmiştir.

 

 

Neden  İsviçre  Medeni  Kanunu  Örnek  Alınmıştır   ?

Çünkü   ;

Avrupa’daki  Medeni  Kanunlar  içersinde  en  yenisi  olması  ve  daha  gelişmiş  olması

Çeşitli  sorunlara  pratik  ve  akılcı  çözümler  bulması

Anlatımın  sade  ve  anlaşılır  olması

Türk  Toplumunun  sosyal  yapısına  uygun  olması  ve  gereksinimlerine  yanıt  verecek  düzeyde  bulunması.

 

Medeni  Kanunun  Getirdiği  Yenilikler  Şunlardır    :

 

Hukuk  Birliği  sağlanmıştır.

Tek  eşle  evlilik  kabul  edilmiştir.Birden  fazla  kadınla  evlenme  yasaklanmıştır (Monogami).

Evlenmede  resmi  nikah  zorunluluğu  getirilmiştir.

Çok  küçük  yaşta evlenmeler  yasaklanmıştır.

Boşanmada kadın  ve  erkeğe  eşitlik  sağlanmıştır.

Mirasta  eşitlik  sağlanmıştır.

Boşanma  halinde  kadın  hakları  güvence  altına  alınmıştır ( nafaka ).

Kadınlara  istediği  mesleğe  girebilmeleri  hakkı  sağlanmıştır.

Mahkemelerde  kadınların  şahitliğine  eşitlik   sağlanmıştır.

Hukuk  yapısı  çağdaş, laik  ve  demokratik  şekle  dönüştürülmüştür.

Patrikhanelerin din  dışı  işlerle  uğraşmaları  yasaklanmıştır.

 

Medeni  Kanun  Dışında  Avrupa dan  Alınan Diğer  Kanunlar  Şunlardır          :

v BORÇLAR  KANUNU                   &nb