Abu'l-Reyhan Muhammed Bin Ahmet El-Biruni El-Harizmi (973 -
1051)

O, sadece Türk ve İslam dünyasının değil, dünyanın en büyük bilim
adamlarından biri sayılmaktadır
Yaşadığı çağa damgasını vurup " Biruni Asrı" denmesine sebep olan zekâ
harikası bilgin 973 yılında Harizm'in merkezi Kâs'ta doğdu. Esas adı Ebû
Reyhan b. Muhammed'dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor
şartlarda, odunsatarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha
sahipti. Birçok kOnuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil
çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle
yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Bîrûnî'nin en iyi
bir eğitim alması için her imkânı sağladı.
Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakîm'den de dersler alan bilginimizin
öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi.
Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser
vermeye başladı. Fakat Me'mûnîlerin Kâs'ı alıp Hârizmşahları tarihten
silmeleriyle Bîrûnî'nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kâs'ı terketmek
zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü'lVefâ ile
buluşup rasat çalışmaları yaptı. Daha sonra hükümdar Ebü'lAbbas, sarayında
Bîrûnî'ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum,
hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet
başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.
Gazneli Mahmud Hindistan'ı alınca hocalarıyla Bîrûnî'yi de oraya götürdü.
Zira onun yanında da itibarı çok yüksekti. "Bîrûnî, sarayımızın en değerli
hazinesidir' derdi. Bu yüzden tedbirli hünkâr, liyakatını bildiği Bîrûnî'yi
Hazine Genel Müdürlüğü'ne tayin etti .O da orada Hint dil ve kültürünü
bütünüyle inceledi. Üstün dehasıyla kısa sürede Hintli bilginler üzerinde
şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Kendisine sağlanan siyasî ve ilmî
araştırmalarına devam etti. Bir devre adını veren, çağını aşan ilmî
hayatının zirvesine erişti. Sultan Mes'ud, kendisine ithaf ettiği Kanunu
Mes'ûdî adlı eseri için Bîrûnî'ye bir fil yükü gümüş para vermişse de o, bu
hediyeyi almadı.
Son eseri olan Kitabü's Saydele fi't Tıb'bı yazdığında 80 yaşını geçmişti.
Üstad diye saygıyla yâd edilen yalnız İslâm âleminin değil, tüm dünyada çağının
en büyük bilgini olan Bîrûnî, 1051 yılında Gazne'de hayata gözlerini yumdu.
Bîrûnî, "Elinden kalem düşmeyen, gözü kitaptan ayrılmayan, iman dolu kalbi
tefekkürden dûr olmayan, benzeri her asırda görülmeyen bilginler bilgini bir
dâhiydi. Arapça, Farsça, Ibrânîce, Rumca, Süryânice, Yunanca ve Çinçe
gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik,
Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve
Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi.
Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah'ın kevnî âyetlerini
anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah'a ulaşmak, Onu yüceltmek gâyesine
yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur ân âyetlerine başvurur, onların çeşitli
ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kurân'ın belâğat ve i'cazına
olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmî kaynaklara dayanma, deney
ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.
İbni Sinâ'yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmî metod ve yorumları,
günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkîk ve Kanûnı Mes'ûdî
adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmî seviyeye tâ o günden,
ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddî bir
araştırma âbidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk
duymaktadır.
Gazne'de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için
geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb'inden sevap
ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan
hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun
neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır
önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın
çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp
uymaktadır. Avrupa'da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.
Isaac Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru
25.000 mil olarak bulmuşlardır. Halbuki bu ölçüyü Bîrûnî, onlardan tam 700
yıl önce Pakistan'da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da
ilerideymişiz.
Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint
tıbbını incelemiş, Sultan Mes'ud'un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin
hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun
sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.
Daha o çağda Ümit Burnu'nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey
Avrupa'dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb'dan beş asır önce Amerika
kıtasından, Japonya'nın varlığından ilk defa sözeden O'dur.
Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton'dan
asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların
kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.
Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve
hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler
yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem'in tarihlerini
yazdı. Bîrûnî, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi.
Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler
Tarihi, kurucusu sayılan Bîrûnî'ye çok şey borçludur.
Bîrûnî, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı
havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah'a dayandırdı. Tabiat
olaylarından sözederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve
cisimlere takılıp kalmadı.
Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir
âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini
birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini
söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile
getirmiş ve "Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah'a tövbe
ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah'tan yardım dilerim.
Bâtıl şeylerden korunmak için de Allah'tan hidayet isterim. İyilik O'nun
elindedir!" demiştir.
11. yüzyılın ilk yarısının en ünlü astronom ve matematikçisi, Felsefe ve
coğrafya alanlarında da çalışmalar yaptı. Sayılar kuramı, Hint hesabı, ay ve
güneş tutulmaları, matematik coğrafya, enlem ve boylam tayini, kuyruklu
yıldızlar, küre geometrisi gibi konularda yazılmış 113 kadar eseri (toplam
sayfası 13.000 'u geçer) bilinir. Geometride, açıyı üçe bölme problemini de
içeren cetvel ve pergel ile çözülemeyen bir grup problem vardır ki, bunlar
matematik tarihinde "Biruni problemleri" olarak bilinir.
Daire içine çizilmiş 9 kenarlı düzgün poligonun bir kenarının uzunluğunu
özgün bir yöntemle hesapladı. Pi sayısının hesabı üzerine çalıştı, sinüsler
teoremini kendine özgü bir yöntemle kanıtladı.
El Biruni
Trigonometriye sekant, cosecant ve cotangent fonksiyonlarını eklemiştir.
Diğer bir eserinde jeodeziyle ilgili temel bilgiler verdiği için bu bilimin
kurucusu sayılmaktadır. Ayrıca, madenlerin yoğunluklarını az bir hata ile
bulmuştur.(Fe=7.82 ;gerçek değer Fe=7.86).
Yerçekimi kanununun İngiliz bilimadamı Newton tarafından keşfedilmiştir.
Ancak, bu olay için, ilk defa fikir ortaya atıp incelemelerde bulunan
Biruni’dir.
Biruni; Dünya dönüyorsa ağaçlar, taşlar vb. yerlerinden neden fırlamıyor?
diye soranlara; "Bu dünyanın dönmesi olayını çürütmez. Çünkü herşey
dünyanın merkezine düşüyor. Bu da gösterir ki, merkezde bir çekicilik vardır
ve bu yerçekimi, yeryüzündeki nesnelerin dışarı fırlamasına mani olmaktadır"
demektedir. Bu konuyu bilim tarihçisi Carl L. Boyer, A History of
Mathematics adlı kitabında belirtmektedir.
Biruni' nin eserlerini bilimin objektive yaklaşımıyla inceleyen bilim
adamlarının ve bilim tarihçilerinin görüşü Biruni' nin bilim dünyasına yol
gösterecek, metodu ve kavrayış özelliklerinden gereği gibi yararlanılması
yönündedir. Amerika'lı bilim tarihçisi George Sarton 11. asra Biruni asrı
demektedir. Biruni, salt kuramsal felsefeye ve gizemciliğe karşı çıkmıştır.
Biruni "Makale fi istihrâc-i Kadr-al-ard bi rasadı inhitat-ul ufk an Kulel-ul
cibâl (Dağ başlarından yapılan ufuk alçalması gözlemi yardımı ile yer
boyutlarının belirtilmesi) hakkında makalesinde yer yarı çapının hesabını
açıklar. Biruni'nin kullandığı yöntem şudur.
'Düz bir ovada, A noktasından uzaktan ölçme yöntemi ile HH' yüksekliğini 313
m. olarak ölçtü (şekil 1). Bu yükseklikte ufuk alçalması 34' dakika olarak
ölçülmüştü.
OAH' dik üçgeninden bağıntısı ile
( a = 34', h = 318 m. )
yer yarı çapı için R = 6243.537 km. bulunmuştur.
Diğer taraftan India adlı yapıtında yer yarı çapını,
R = 6324.66 km.
olarak vermektedir. Bu değer ise gerçek yarı çap değerine çok yakındır.
Biruni, "Tahdidü nihayâti'l-amâ-kinli-tashih-i mesareti'l-mesakin" adlı
yapıtında Hindistan ve Afganistan'daki jeoloji gözlemlerini, jeodezi ve
geometriye ait problemlerden bahseder.
Bu yapıtta, ayrıca trigonometrik fonksiyonlarda, daima yarı çapın birim
alınmasıyla bazı güçlüklerin önlenmesini sağlayan bir yöntem
geliştirilmiştir. Biruni "Makaalid-el-ilm-el Hey'e mâ Yuhdes fi basit el
küre (Astronomide küresel şekilleri tanımlayan anahtarlar) adlı yapıtında
trigonometrik teoremlerin ispat şekilleri ile ilgilenmiştir
Hatta, Maraga rasathanesi kurucusu, ünlü bilgin Nasıreddin-el Tusi "Kıtâ-ı
Şekl-el Katta" adlı yapıtında, Biruni'nin trigonometrik teoremlerinin kendi
ispat şeklinden daha iyi olduğunu yazmakladır
Çok yönlü, Orta Asya'da bilim rönesansında büyük katkısı olan, büyük Türk
bilgini Biruni'nin maalesef hiç bir yapıtı Türkçe'ye çevrilmemiştir.
Kurulacak Bilim Tarihi Araştırma Merkezinin bilim tarihimizle ilgili
değerleri ve eserleri ortaya çıkartmasını beklemekten başka bir şey
elimizden gelmemekledir.
Biruni nin Bilim Hakkındaki Düşünceleri
Biruni'ye göre ilim hazzı yani hak ve hakikati araştırma zevki en yüksek
zevkler arasındadır. Bu hususta kendisi şöyle demektedir: "ilim adamına yani
ilim hizmetçisine lazım ve kaçınılamaz olan şey, ilmin bütün sahalarında
yeterli bir seviyede olamasa bile , ilimler arasında bir ayrım yapmamak her
birini hakkını vermektir. Çünkü ilim güzeldir lezzeti de kalıcıdır.
Araştırma boyunca bu lezzet sürer gider. Araştırma bitince lezzette son
bulur. İlim adamı kendinden önce gelen alimlere hor gözle bakmamalı ; tevazu
ile eserlerine yaklaşıp , istifade etmelidir. Böylece en doğru ve sağlam
bilgilere ulaşacak , kusurlu , hatalı bilgilerden uzak durmuş olacaktır.
İlmin ilerlemesi ve gelişmesi için şunlar lüzumludur:
- İlmi düşünceye serbestlik tanınmalı yani ilimde söz sahibi olanlar fikir
hürriyetine sahip olmalı.
- İlmi çalışmalar açık ve sağlam metotlara dayanmalı.
- İlim; batıl düşüncelerden ,sihir ve hurafelerden arındırılmış olmalı.
- Gerçek ilim adamlarının çalışma zevk , şevk ve gayretlerini arttıran
teşvik tedbirleri alınmalı.
- İlmin ilerlemesi için gerekli her türlü maddi , sosyal ,teknik şartlar
ve imkanlar hazırlanmalı.
- İlme , ilmi eserlere ve ilim adamlarına hürmet edilmeli itibarları
sağlanmalı.
- İnsanların dikkat ve alakalarını ilmi konulara çekme çalışmaları
yapılmalı.
- Devletin ileri gelen adamları ilmin gelişmesi için gereken tedbirleri
tespit edip hemen bunları tatbik etmeli.
Biruni beşeri manevi ilimler sahasındaki incelemelerinde bir takım
prensipleri esas alıyordu. Bu hususları şöyle demektedir:"Bu ilimlerle meşgul
olacaklar önce kalplerini bozuk itikat , kötü huy ve saplantılardan
temizlemelidir. İnsanların çoğu manevi hastalıklara yakalanmıştır. Bu
hastalıklar sahibini hak ve hakikati göremez hale getirir , kalbi kör kulağı
sağır eder. Taassup , başkalarına üstün gelme , nefsin , kötü arzu ve heveslerin
peşi sıra gitme ,makam, mevki sevdası peşinde ola , ve benzeri kötü huylar ilim
adamına yakışmaz. Bu sebeple de herkes ilim adamı olamaz. İlim yolu çetin bir
yoldur. Fakat ele geçmesi de imkansız değildir. Hak ve hakikati araştırırken
mümkün olan en yakın , en sahih , en sağlam bilgilere tutunulmalıdır. Bu
yapılırken de sahalarının otoritelerine ve ye eserlerine baş vurulur. Yani
herkesi sözüne ve eserine değil de , otorite olan alimlerin söz ve eserlerine
müracaat edilir. Tespiti mümkün olan hakikatler ortaya çıkarılır."
Biruni muhtelif ilimlere dair 1037 senesine kadar 113 eser yazmıştır. Daha
sonra vefat edene kadar 12 sene zarfında ise , 83 eser telif etmiştir.
Biruni'nin eserlerini incelediğimizde , onun esaslı bir din kültürü almış ve
aldığı bu din ilimleri kültürünü tam anlamıyla hazmetmiş , bütün hayatına ve
çalışmalarına sirayet ettirmiş olduğu görülmektedir. Biruni'nin dehasını ve
ilmi başarılarının sırrını esasında onun bu yönünde aramak lazımdır.
El Biruninin Eserleri
El Biruni'nin Eserleri halen Batı bilim dünyasındakaynak eser olarak
kullanılmaktadır.Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrû-nî'ye Armağan adıyla
bilginimize tah-sis etti.Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî'yianmak için
sempozyumlar, kongrelerdüzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO'nun 25 dilde
çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî'ye ayırdı. Kapak
fotoğrafının altına,"1000 yıl önce Orta Asya'da yaşayanevrensel dehâ Bîrûnî;
Asrtonom, Tarih-çi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog,Şair, Mütefekkir,
Matematikçi, Coğraf-yacı ve Hümanist" diye yazılarak tanı-tıldı.Eserleri;Biruni,
toplam 180 kadar Eser kaleme aldı.
En meşhurları şunlardır:
- EI-Asâr'il-Bâkiye an'il-Kurûni'I-Hâli-ye: (Boş geçen asırlardan kalan
eser-ler.)
- EI-Kanûn'ül-Mes'ûdî; En büyük ese-ridir. Astronomiden coğrafyaya
kadarbirçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır.
- Kitab'üt-Tahkîk Mâ li'I-Hind: HindTarihi, dini, ilmi ve coğrafyası
hakkın=da geniş bilgi verir.
- Tahdîd'ü Nihâyeti'l-Emâkin li Tas-hîh-i Mesâfet'il-Mesâkin: Meskenler
ara-sındaki mesafeyi düzeltmek için mekân-ların sonunu sınırlama. Bu
eseriyle Bîrû-nî, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi'nintemelini atmış, ilk
harcını koymuştu.
- Kitabü'I-Cemâhir fî Ma'rifet-i Cevâ-hir: Cevherlerin bilinmesine dair
kitap.
- Kitabü't-Tefhim fî Evâili Sıbaâti't-Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş.
- Kitâbü's-Saydele fî Tıp: Eczacılık Kitabı. (İlaçların, şifalı otların
adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.)
Asar-ül-Bakiyye: Biruni bu eserini 28 yaşında yazmıştır.
Arapça telif eser olup , Cürcan hükümdarı Kabus bin Yaşgir'e ithaf edilmiştir.
1878-1879 senesinde İngilizce'ye tercüme edilen eser 1923 yılında tekrar
basılmıştır. Eser beynelmilel bir kronoloji, takvim, tarih, kültür ve astronomi
konularını ihtiva etmekte olup, ilmi değerini günümüzde bile sürdürmektedir.
Bu eserinde Harezm şehrinde yaptığı 7,5 m çapındaki duvar rubu' tahtası ile
ölçtüğü ekliptik meylini vermektedir.
| |
Sene |
Ekliptiğin Meyli |
| Batlamyus |
? |
23º50' |
| El-Me'mun astronomları |
832 |
23º33'39'' |
| Sabit bin Kurre |
875 |
23º33'30'' |
| El-Battani |
880 |
23º27' |
| El-Biruni |
995 |
23º27' |
| Techo Brahe |
1790 |
23º30' |
| Bradley |
1750 |
23º28,8' |
| Modern Ölçüler |
1950 |
23º26,7' |
Bu tabloda da anlaşıldığı gibi Biruni'nin bulduğu değer bu günkü ölçülere çok
yakındır.
Tahkiku ma lil-Hind: Bu eserini Gazneli Mahmut ile birlikte
gittiği Hint seferinde Hint dini , kültürü ve felsefesi , sanskritçeyi
öğrenip yerinde tetkik etme suretiyle hazırlamıştır.
Tahdidu Nihayet-il-Emakin li-tashih-il-Mesakin: 1015 senesinde
tamamladığı bu eserde matemetiki coğrafyanın inceleme metotları anlatılmıştır.
Harezm, Hindistan ve Afganistan'da yaptığı rasatları ile jeoloji ve jeodeziye
ait meselelerden bahsetmekte; trigonometri ile ilgili yeni kavramlar ve yorumlar
getirmektedir. Bu eseri ile Biruni jeodezi ilminin kurucusu sayılmaktadır.
El-Kanun-ül-Mes'udi: Astronomik coğrafya demek olan bu eser
, Biruni'nin en büyük eseridir. Bu eseri ciddi, ehemmiyeti haiz bir
matematik ansiklopedisi mahiyetinde olup, devrinin bir çok yenilik ve
keşiflerini ihtiva etmektedir.
Kitab-üt-Tefhim fi Evaili Sanaat-it-Tencim, Kitab-ül Cevahir fi Ma'rifet-il-Cevahir:
Bu eseri kıymetli taşlar ve madenlerden bahsetmektedir. Biruni izafi
yoğunlukları "mahruti aleti" dediği ve en eski piknometre diyebileceğimiz bir
alet vasıtasıyla tayin etmekteydi. Onun sıcak ve soğuk su arasındaki ağırlık
farkını daha o vakit 0,041677 olarak tespite muvaffak olduğu bilinirse,
kendisinin ne mahir bir ilim adamı olduğu ortaya çıkar. Altının, zümrüdün,
kuvarsın izafi kesafetini Biruni daha o zamanlar tayin etmiştir.
Biruni bu eserinde bazı cisimlerin yoğunluklarını aşağıdaki şekilde tespit
etmiştir. Bu değerlerle bu gün tespit edilen değerler aşağı yukarı aynıdır.
Bu değerlere göre:
| Maddenin Cinsi |
Biruni'ye göre |
Bu günkü değerlere göre |
| Altın |
19,26 |
19,26 |
| Cıva |
3,741 |
13,59 |
| Kurşun |
11,40 |
11,35 |
| Bakır |
8,92 |
8,85 |
| Pirinç |
8,67 |
8,40 |
| Demir |
7,82 |
7,79 |
| Kalay |
7,22 |
7,29 |
Kitab-üs-Saydala: Tıp ve eczacılık konusunda yazdığı
ansiklopedik mahiyette bir eserdir. Eserde ilaçların ve otların isimleri;
Arapça, Farsça, Yunanca, Süryanice, Sanskritçe, Hintçe ve Türkçe olarak
kaydedilmiş özellikleri açıklanmıştır.
Biruni yalnız coğrafyaya ait olmak üzere müstakil eserlerde vermiştir. Çapı
6,8m kadar büyük bir yarım küre yaparak , coğrafi mevkilerin enlem ve
boylamlarını kendi incelemeleri ile tespit ederek, üzerine kaydetmiştir. Ne
yazık ki bu eser ziyan olmuştur.
Taksim-ül-Ekalim adlı bir coğrafya eser ile Tefhim'den alınan bir harita da
elde bulunmaktadır. Biruni mühendis ve coğrafyacı olduğu kadar da büyük bir
tarihçiydi. Onun Harezm tarihine dair Ahbar-ül-Harezm ve Meşahir-ül-Harezm
adındaki eserleri; Gazneliler tarihine dair, Tarihu Eyyam-is,Sultan Mahmud'u;
Manihailer ve karamitalılar tarihine dair, Tarih-ül-Mübayyeze vel-Karamita
adlı eserleri ile tarih tenkidine ait olduğu isminden anlaşılan Tenkit-üt-Tevarih
adlı bir eseri olduğu bilinmektedir.
Jeodeziye dair ilk eseri Biruni yazmıştır. Bu sahada yazılan eserler, ancak
8 asır sonra görülmüştür. Işık hızının varlığını ve bunun sesten kat kat
fazla olduğunu belirtmiştir.
Biruni 63 yaşındayken arkadaşına yazdığı bir mektupta büyüklü küçüklü 180 'i
bulan eserlerinin listesini vermektedir. Ne yazık ki bunlardan 22 tanesi
günümüze kadar gelebilmiştir.
Biruni bütün bu inceleme ve eserleriyle vardığı neticeleri, eski
Yunanlıların ve eski İslam alimlerinin ulaştığı sonuçlara nispetle daha
dakik ve daha doğru olmasını, İslam fetihleriyle medeniyet sahasının
genişlemesine bağlayarak, bundan dolayı Allahü tealaya hamd etmiştir.
Biruni bütün ömrünü ilme vermiş ve eserlerini pek azı müstesna Arapça olarak
yazmıştır. O devirde ve daha sonra çok zengin bir dil olan Arapça, edebi ve
ilmi bir dil olarak kullanılmıştır. Biruni ;"Eğer eselerimi kendi dilimde
yazacak olsam, bunlar çok saf Arap atlar sürüsü arasında zürafalar gibi
garip bir şey olurdu" demektedir. Dünyadaki bütün ilim tarihçilerinin tasdik
ettiği gibi o, en hassas manası ile dahi bir alimdi.
Biruni için ilmi araştırma ; fıtri bir arzu, tabi bir
ihtiyaç derecesindeydi. Başka şeylere itibar etmiyordu. Öyle ki Gazneli
Sultan Mes'ud 'un kendisine gönderdiği fil yükü gümüş liraya dönüp bakmamış
devlet hazinesine iade etmiştir.
Biruni ilmi araştırmalarda metot olarak hem teoriyi hem de tecrübeyi
birlikte esas alıyordu. Ayrıca tecrübeyi tekrar tekrar yapmak ve neticeye bu
yoldan ulaşmak ilmi çalışmanın temelini teşkil ediyordu. İlimde açıklıktan
yanaydı. Örtülü, kapalı ve müphem sözlerden nefret ediyordu