|
Birinci Dünya Savaşı
Sırasında Doğu Anadolu'da Ermeni Faaliyetleri Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına dahil olduğunda açtığı ilk cephelerden birisi Doğu Cephesi idi. Bu cephede Rus birlikleri içerisinde 150.000 Ermeni gönüllüsü vardı ve bunların çoğu Avrupa sınırından transfer edilmişti. Gönüllülerin görevleri, Rus düzenli birliklerine destek olmak ve bu bölgede onlara öncülük etmekti1. Gönüllü birliklerinin başında 1890 yılından itibaren Anadoluda birçok isyan olayına karışmış Ermeni çete reisleri vardı. Bunlar, Osmanlı Devleti ile kesin bir şekilde yollarını ayırmış, siyasi suçlu durumunda olan ve aranan Ermenilerdi. Bu çeteler aşırı Ermeni milliyetçisi idiler, katı bir Türk düşmanlıkları vardı ve düzenli bir askeri eğitim almamışlardı.Bunlara göre bağımsız Ermenistanın kurulabilmesi için Doğu Anadolu Bölgesindeki Türklerin temizlenmesi şarttı. Çeteler, savaş başlar başlamaz bu düşüncelerini ortaya koymaya başladılar2. Rus komutanları bile bu Ermenilerin taşkınlıklarını önleyemiyorlardı. Van kıtaları komutanı General Nikolayev 1 Temmuz 1915te Kafkas Orduları Komutanına gönderdiği telgrafında, Ermeni gönüllülerinden şikâyet ederek, devamlı yağma hareketinde bulunduklarını ve her türlü cinayeti işlemekten zevk aldıklarını, bunların önüne geçmek için Vanda divan-ı harp kurulduğunu, disiplin birlikleri teşkil edildiğini ve artık gönüllü birlikler alınmamasını istedi3.
1916 yılında Antranik ve çetesi Van ve Bitlis çevresinde yakmadık köy bırakmadılar, on binlerce insanın katlettiler. Antranikin emrinde çalışan Arşak adlı Ermeni çete reisi de birliğiyle Erzurum ve Erzincanda yapılanları Bayburd ve İspir kazalarında yaptı4. Bu çete gruplarına Avrupa ve Amerikadaki Ermenilerden devamlı yardım geliyordu. 1915 yılı ortalarında Amerikadaki Taşnaklar bu çetelere 4.700 ruble göndermişlerdi5.
İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli anlaşmalarla Doğu Anadolu Bölgesi Rusyaya terk edilmişti. Rusya, Ermenilere burada bağımsız bir Ermenistan kuracağını vaat ederken, gizliden gizliye bu bölgenin Ruslaştırılmasına çalışıyordu.
Rusların 1914-1915 yılında Kafkasyanın Müslümanlardan temizlenmesi ve sürülmesi işini6, 1916 yılından itibaren bu çeteler Doğu Anadolunun işgal edilmiş bölgesinde uygulamaya başladılar. Rusyada 1917 yılının Şubat ayından itibaren yeni gelişmelerin olması ve ihtilalin ortaya çıkması Rus askerlerini savaş konusunda isteksiz hale getirdi ve bunların yerini Ermeni çeteleri doldurmaya başladılar. Uluslar arası alanda yeni bir durum
* Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Müdürü 1 Hovannisian, Armenia on the Road to Independence, s. 44. 2 Chalebian, General Andranik, s. 227-228. 3 Azmi Süslü, Ruslara Göre Ermenilerin Türklere Yaptığı Mezalim, Ankara, 1987, s. 27. 4 Arşiv Belgelerine Göre Kafkasyada ve Anadoluda Ermeni Mezalimi I (1906-1918), Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müd., Ankara, 1995, s. 273-330. 5 ATBD. sayı: 76, Belge No: 1645. 6 Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, s. 109-110. aramaya başladılar. Akla ilk gelen de savaşın başından beri Osmanlı Devletine karşı savaşan Ermenilerdi. Kafkasyada İngilizler, Kilikyada Fransızlar hazır askerleri durumundaki Ermenileri silah ve teçhizat yönünden desteklediler. Bu durum Ermenilerin dikkatini Rusyadan İngiltereye ve Fransaya çevirdi. Bundan sonraki aşamada İngilizler Doğu Anadoluda büyük Ermenistanın kurulması görevini üstlendiler. Bu sebeplerden dolayı Kafkasya ve Doğu Anadoluda Türklere karşı yapılan katliama göz yumdukları gibi destek de oldular.
Bolşevik İhtilalini takiben Sovyet hükümeti ilhaksız barış istemiş, bunun sonucu olarak Rus-Kafkas cephesindeki dağılma hızlanmıştı. Dağılma ile birlikte Rus cephesinin gerisinde milli kıtalar ortaya çıkmış, Ermeni ve Gürcü birliklerinin oluşturulmasına başlanmıştı. Rus makamları siyasi emellerle Ermeni birlikleri vücuda getirmeye çalışıyorlardı. Rus ve Ermeni subayları kumandasında ve Rus silahları ile teçhiz edilmiş olan bu birliklerin, Rus mıntıkasında göreve başlamaları, Türk ve İslâm ahalisi için endişe verici idi7.
Rusyada meydana gelen ihtilal sonunda, Kafkaslarda oluşan boşluğun etkisiyle, Ermeni, Gürcü ve Azeriler 14 Kasım 1917 tarihinde merkezi Tiflis olan Mavera-yı Kafkas Hükümetini kurdular. Bu hükümet kendisini Rusyanın bir parçası sayıyordu ve hükümeti oluşturan milletler arasında da bir görüş birliği yoktu. Gürcüler, Ermeniler ve Azeriler her biri milli teşkilatlarını kurmuş ve milli amaçlarını gerçekleştirme yolunu tutmuşlardı. Ermeniler ve Gürcüler kısa süre içerisinde askeri teşkilatlarını tamamlama fırsatı buldular. Zira onlara hem Sovyet idareciler hem de İtilaf Devletleri yardımcı olmaya başlamışlardı 8.
Rusyada ihtilali başarıyla sona erdiren Bolşevikler, ihtilalin ertesi günü 26 Ekim 1917de Barış Bildirgesi yayınladılar. Buna göre, savaşan bütün devletler hemen harbe son vermeli, mütareke akdetmeli, hiçbir arazi parçası ilhak etmeksizin ve harp tazminatı ödemeksizin, demokratik ve adil bir barış akdetmeliydiler.
Bolşevikler bu barış teklifinden bir sonuç alamayınca İttifak Devletlerine müracaat ettiler. Osmanlı ve Rus delegeleri 18 Aralık 1917de Erzincanda bir mütareke akd ettiler. Bu mütareke ile 29 Ekim 1914 tarihinde başlamış olan Osmanlı Rus Harbi sona ermiş oluyordu9. Erzincan Mütarekesinden sonra barış görüşmeleri 9 Ocak 1918 tarihinde Brest-Litovskta başladı. Görüşmeler 3 Mart 1918de imzalanan anlaşma ile sona erdi. Barış ile birlikte, İttifak Devletleri ile Rusya arasındaki savaş resmen sona erdi. Osmanlı Devleti bu barış ile 1877-78 harbinde Ruslara bıraktığı Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum)u elde etmişti10. Brest-Litovsk Kafkasyada önemli bazı siyasi gelişmelerin başlangıç noktası oldu. Bu barışın etkisiyle, 1918 baharında önemli siyasi ve askeri gelişmelere sahne olan Kafkasya, tüm Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmeye başladı ve bu ilgi
7 Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Ankara, 1990, s. 301-302. 8 İzzet Öztoprak, Maverayı Kafkas Hükûmeti, Sekizinci Askeri Tarih Semineri Bildirileri, I, Ankara, 2003, s.127- 128. 9 Kurat, Türkiye ve Rusya, s. 332-333. 10 Brest-Litovsk barışı ve görüşmeleri hakkında geniş bilgi için bkz. Selami Kılıç, Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu (Brest-Litovsk Barışı ve Müzakereleri), İstanbul, 1998. kültürel bağlarını koparmak istemiyor, bu yüzden Kafkasyadaki olayları yakından takip ederek yönlendirmek istiyordu11 .Sovyet idarecileri de Kafkasyadan vazgeçmek niyetinde değillerdi. Daha Brest- Litovskta barış görüşmeleri devam ederken, 13 Ocak 1918de Petrogradta, Pravda Gazetesinde Lenin, Stalin, Bonç-Brueviç ve Gobunof imzalı 13 Nolu Dekret diye bilinen bildiri yayınlandı. Bu bildiride şu noktalar üzerinde duruluyordu:
Ermeni istiklâli için teminât-ı evveliye.
Petersburgdan; Ahali komiserleri meclisi âtidaki kararnameyi neşrediyor: Rusya ve Türkiyedeki Ermeniler bağımsızlıklarını alana kadar onlara yardım edeceğiz. Bu ancak şu şekilde olabilir:
1- Kıtaat-ı askeriyenin derhal Ermenistan-ı Türki hududunun öte tarafına çekilmesi, Ermenistan ahalisinin emniyet-i şahsiye ve mâliyesini temin maksadıyla hemen Ermeni ahaliden bir meclis kuvvetinin teşkili.
2- Memalik-i muhtelifiye hicret etmiş veya dağılmış bulunan Ermenistan-ı Türki dahilindeki Ermenilerin bilâ mani memleketlerine iadesi.
3- Osmanlı Hükümeti tarafından zorla hicret ettirilen Ermenilerin Ermenistan-ı Türki içerisindeki yerlerine iadesi. Ahali komiserleri Türklerle yaptıkları barış görüşmelerinde bunu şart koşmaktadır.
4- Ermenilerin demokrat seçimler sonunda geçici bir meclis kurmaları.
5- Ermenistan-ı Türki dahilindeki kıtaatın çektirilmesi için İstefan Şaumyan (Kafkasya Umur-ı Hariciye Komiseri) Ermenistan-ı Türki ahalisine ibraz etmelidir.
6- Ermenistanın hududu, komşuları ile yapacağı görüşmeler sonunda tespit edilecektir.12.
Bu dekret Rusların, Ermenileri silahlandırdıktan sonra Türk topraklarından çekileceklerini ortaya koymaktaydı. Bu decreti takiben Doğu Anadoluda Ermenilerin Müslüman ahaliye karşı zulümleri daha da artmıştır.
Erzincan Mütarekesinden sonra, cepheyi boşaltan Rus kuvvetlerinin yerini, Ermeni birlikleri almaya başladı. Bu birliklerden başka, iç asayişi korumak bahanesiyle Ermeni milis teşkilatı da kurulmuştu. Mahalli idarelere Rus askeri makamlar tarafından Ermeni memurlar tayin edildi. Böylece Brest-Letovsk Barışına göre Doğu Anadoludan Rus kuvvetlerinin çekilmesinden sonra bölgede bir Ermeni Devleti kurulması için ciddi hazırlıklar başlatılmıştı. Lenin ve Ermeni Bolşevikler, Rus askerleri tamamıyla çekilmeden
11 Selami Kılıç, Unutulmuş Barış: Brest-Litovsk-Mart 1918- Yankıları Türk ve Dünya Tarihindeki Önemi, Osmanlı, c. II, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 1999, s. 634. 12 BOA.BEO. Sadaret Evrakı (A.VRK.) 817/40 (La Sivil Gazetesinin 18 Kanunısani 1918 tarihli nüshasından); Gürün, Ermeni Dosyası, s. 233; Kurat, Türkiye ve Rusya, s. 336-337. 13 İ. Ethem Atnur, Osmanlı Yönetiminden Sovyet Yönetimine Kadar Nahçıvan (1918-1922), Ankara, 2001, s. 9. Erzincan Mütarekesine göre, Trabzondan başlayan bir hat üzerinden Van- Başkaleye kadar olan bölge her iki tarafça da ihlâl edilmeyecekti. Fakat bu bölgede Ermeni çeteler türeyince durum değişti. Enver Paşa 17 Aralık 1917de 3. Ordu Komutanı Vehip Paşaya gönderdiği bir telgrafta, işgal altındaki arazide Ermeni çetelerinin Müslüman ahaliye karşı fırsat buldukça mezalimler yaptığından bu konuda Rus ordusu komutanlığına gerekli tedbirlerin alınması için müracaatta bulunmasını istemişti14.
Daha savaşın başında, Kuzey İran-Van Harekâtının sorumlusu General Nazarbekov kumandasında Erivan, Van-Erzincan bölgelerini içine alan bir Ermeni ordusu kurulmuştu. Bu ordu üç tugaydan meydana geliyordu. Birinci Tugay 1914-1915 yıllarında Ermeni gönüllüleri ile Osmanlı Devletine karşı savaşan General Dro (Drestamet Kanayan), ikinci tugay Albay Silikyan, üçüncüsü ise General Antranike bağlı idi15. Bu üç tugay Erzincan Mütarekesinden önce bölgede katliamlara başlamışlardı.
Ermenilerin yaptığı katliamlar Tanin Gazetesinin 13 Mart 1918 tarihli nüshasında şu şekilde yer alıyordu:... Rusya ile mütareke akdedildiği günden ve Rusyanın muhtelif aksamına mensup Rus askerleri, Şarki Anadoluda işgal ettikleri araziyi birer birer bırakıp çekilmeye başladıktan beri, Şarki Anadolu vilayetlerimizde Rus askeri kıyafetine giren ve Rus askerlerinin bırakıp gittikleri esliha ve mühimmatı elde eden Ermeni çeteleri, umumi bir sistem dahilinde pek feci mezalim ikaına girişmişlerdir. Bu mezalim içinde nevi vardır: köyleri kamilen tahrip etmek, çoluk-çocuk, kadın-erkek, ihtiyar rast geldikleri insanları en feci suretlerle katl eylemek, yahut bunları sürülerle toplayıp, öteye beriye doldurarak ateşle yakmak, çocukları benzine buladıktan sonra ateşe vermek, hetk-i ırz, gasb-ı mal, hülasa katl ve tahrip namına ne kadar fecayi ve mezalim varsa hiçbir şey ihmal edilmemiştir... Her şey isbat ediyor ki, Şarki Anadolu vilayetlerimizde yaşayan Müslümanlar, en müfteris bir hırs ve kin ile galeyan eden Ermeni çetelerinin şu birkaç hafta zarfında taşıp kuduran zulümleri altında pek feci günler geçirmişler ve pek kanlı akıbetlere uğramışlardır16.
14 Enis Şahin, Türkiye ve Maverâ-yı Kafkasya İlişkileri İçerisinde Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları (1917-1918), Ankara, 2002, s. 173. 15 Hovannisian, Armenia on the Road to Independence, s. 114. 16 Tanin, 13 Mart 1334/1918, No: 3324; Şahin, Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları, s. 175-176. 17 ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1850. 18 ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1851. 19 ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1857. İngilizlerin tutumları ise, Ermeni olayları ile ilgili durumu daha da zorlaştırıyordu. Ekim İhtilâlinden sonra bazı Ermeni liderleri İngiliz hükümetine müracaat ederek, Türklere karşı mücadelelerinde destek istiyorlardı. Bu, İngilizlerin Kafkasya politikaları için önemli bir fırsattı ve bunu değerlendirmek istiyorlardı. Zira savaş diğer cephelerde devam ediyordu20. İngilizler, Türkiye ve İran Ermeni nüfusu arasında savaşın sebep olduğu tahribatı ortadan kaldırmak ve yardımda bulunabilmek için 1915 Ocak ayında Ermenistan Kızıl Haç ve Göçmen Teşkilatını kurmuşlar ve başına Lord Bryceı getirmişlerdi. Bu teşkilat aynı zamanda Rus sınırında savaşan Ermeni gönüllülerine de sıhhi destek sağlayacaktı21. Ermeni gönüllü birliklerinin en önemli liderlerinden Antranik, İngilizlerin bu desteğine güvendiğinden Şubat İhtilâli sonrasında 29 Mayıs 1917de Tiflisteki Amerikan Temsilcisi Willoughby Smith ile görüşmüştü. Smith, Antranike Rus İhtilalinin başarısı durumunda Erzurum ve Bitlisi nasıl elde tutacağını sormuştu. Antranik, Kıbrıstan İskenderuna çıkacak İngiliz birliklerinin doğuya ilerlemesini, Müttefiklerin Türkiye Ermenilerinden oluşan bir birlik kurmalarını teklif etmiş, böylece Türklerin iki güç arasında ezileceklerini planlamıştı. Smith, Antranikin teklifini Moskovada bulunan Rus, Fransız ve İngiliz askeri ataşelerine anlattı. Antranikin planı tasdik edildi. Ruslar erzak ve elbise vermeyi, İngilizler ve Amerikalılar para yardımında bulunmayı ve Ermeni askerlerinin ailelerini koruyacaklarını taahhüt ettiler. Ayrıca Ruslar Antranike madalyalar ve generallik rütbesi verdiler. Londrada bulunan ve Ermenileri uluslar arası alanda temsil eden Bogos Nubar Paşa da Antranike gönderdiği telgrafla, bütün güçleriyle Van, Bitlis ve Erzurumu savunması gerektiğini ve maddi desteği garanti ettiğini bildirdi. Rus hükümeti Taşnakları aşarak direk olarak Antranik ile görüşmeye başladı22. Bu durum Taşnak idarecilerini rahatsız etti. Böylece Ermeni çeteleri ile Erivan idarecilerinin arası açılmaya başlıyordu. Bu problem Batum Antlaşması ile daha açık bir şekil alacaktır. Çünkü çeteler Batum Antlaşması hükümlerini kabul etmeyeceklerdi.
Savaş boyunca Vilâyât-ı Şarkiyyeye yerleşmiş olan Ermenilerin ihtilâlden sonra durumları kritik bir hal almıştı. Bırakın Kafkasya sınırında kalmayı Erivanda bile kalmaları şüpheli idi. Türklere karşı bu Ermenileri kim koruyabilirdi? Ermeniler gelecekleri konusunda endişeli idiler. Rusya onları kullandıktan sonra Tatar ve Kazakları bu bölgelere yerleştirmeye başlamıştı. Bu şartlar altında Ermenileri ancak diğer İtilaf Devletleri koruyabilirdi. Bu yüzden İngiliz idareciler Ermenistanın bağımsızlığı konusunda cömertçe açıklama yaptılar, onların savaştaki çabalarının karşılığının verilmesi gerektiğini söylediler. İngilizler Ermeni birliklerinin İran, Mezopotamya ve Kafkasyada savaşmalarını istediler. Bogos Nubar Ermenilerin Kafkasyada savaşmaları gerektiğini ve Ermenistan sınırında 35.000 Ermeninin bulunduğunu, diğer bölgelerdeki Ermenilerin gelmesiyle bu sayının
20 Sonyel, The Great War and The Tragedy of Anatolia, Ankara, 2000, s. 157. 21 Akaby Nassibian, Britain and the Armenian Question (1915-1923) New York, 1984. s. 62-63. 22 Chalebian, Andranik , s.306, Hovannisan, Armenia on the Road to Indepedence, s. 82. 23 Nassibian, Britain and Armenian Question , s. 97-98. Dahiliye Nezareti, Irak Ordusu Kumandanı Halil Paşayı ve Musul Valiliğini 1918 yılı Mart ayında uyararak, Bogos Nubarın riyasetindeki Ermeni komitesinin Ermeni çetelere yaptığı yardıma karşı tedbir alınmasını istiyordu (BOA.DH. ŞFR. 85/256).
Ermenilerin Doğu Anadoluda ve Kafkasyada yaptıkları katliamın anlaşılabilmesi için Ermeni çetelerinin yaklaşımlarının bilinmesinde fayda vardır. Her şeyden önce Taşnaklar askerlerine halkı soymayı, Türklerden nefret etmeyi, Türkleri yok etmeyi, vahşiliklerle birleşen fedai ruhunu aşıladılar24. Gönüllü hareketinin karakteristik özelliği, kana susamış fedailer Antranik, Hamazsp, Dro, Garo ve diğerlerinin idare ettikleri harekette gözlemlenebilir. Bunların müfrezeleri Türk milletinin kadın, çocuk, yaşlı ve hasta halkını öldürmekte pek cesurdular. Beyazidte yaptığı katliamları bir Ermeni çetesi olan Vahram şöyle anlatıyor: Basargeçerde yaşlarına bakmadan Türkleri öldürdüm. Bunları durumlarına bakmadan yok etmek gerekir25.
Bu düşüncede olan Ermeni çeteleri, 1917 Ekim İhtilâlinden Doğu Anadoludan çekilişlerine yani 1918 yılı Nisanına kadar olan dönemde bölgede akla gelmedik katliamlar yaptılar. Erzincan, Erzurum, Van, Kars, Sarıkamış tamamıyla tahrip edildi, burada sakin Müslümanlar katledildi. III. Ordu Komutanı Vehip Paşanın Müslüman halka Ermenilerin yaptığı katliamların önlenmesi konusunda Rus ordusu kumandanı Odişelidzeye yaptığı müracaatlar sonuç vermemişti. Bu sırada Brest-Litovsktaki barış görüşmeleri de Rusların anlaşmaz tutumları sebebiyle kesilince Türk birlikleri 12 Şubat 1918de Rus Ermeni birliklerinin işgali altındaki bölgelerin kurtarılması için harekete geçti. 18 Aralık 1917 tarihinde imzalanan Erzincan Mütarekesinden sonra, 3. Ordu I. Kafkas Kolordusu Komutanlığına getirilen Kazım Karabekir Paşa, Doğunun kurtarılması ile görevlendirilmişti. 13 Şubatta Erzincan ve Mamahatun kurtarıldı26, 14 Şubatta Bayburd, Trabzon ve Gümüşhane, 5 Nisanda Sarıkamış, 7 Nisanda Van, 14 Nisanda Batum, 25 Nisanda Kars Osmanlı orduları tarafından istirdad edildi27.
Kazım Karabekir Paşa, 12 Şubat 1918de ordu komutanlıklarına gönderdiği şifre telgrafta, Erzincana girdiğinde gördüğü durumu anlatıyor, bin beş yüze yakın kadın ve çocuğun öldürüldüğünü, altı yüz elli Müslümanın çalıştırılmak bahanesiyle şehir dışına çıkarılarak aynı akıbete uğratıldığını, küçük köylerde ve kasabalarda Ermenilerin bir kulübe bile bırakmadan tahribat yaptığını, öldürülenler arasında sütten kesilmemiş bebeklerin ve doksan yaşında ihtiyarların bulunduğunu belirtiyordu28.
24Myasnikyan, Ermenistan Kızılordusu, Khorurdian Hayastan, 29 Kasım 1921, (internet service. http://www.Karabagh. org., 3. 4. 2001. 25 A. Lalayan, Karşı İhtilâl Daşnaksütyun ve Emperyalist Savaş (1914-1918), (http://www.Karabagh. org. Staggering Facts, 3.4.2001). 26 Ati, 15 Şubat 1334, No: 46. 27 Kazım Karabekir, Doğunun Kurtuluşu, Erzincan ve Erzurumun Kurtuluşu, Sarıkamış, Kars ve Ötesi, Yayına Hazırlayan: Enver Konukçu, Erzurum, 1990, s. 156-165. 28 ATBD. Sayı: 86 (Nisan 1987), Belge No: 2061.
Türk birlikleri Erzuruma yaklaştıkça Ermeniler katliamlarını arttırdılar. Antranik çetelerin kaçmalarına mani olamıyordu, Köprüköye yerleştirdiği makineli tüfek bile firarileri durduramadı. Antranik ve Ermeni subaylar iki gün daha şehirde dayanarak mümkün olan tahripleri yaptıktan sonra şehrin boşaltılmasına karar verdiler. Hürriyet mücahitleri Ermeni eşkıyası 11 Mart akşamı Erzurumu terk etti29. Arkalarında yanan, harab olmuş bir şehir, 9.500 kadın, çocuk, ihtiyar ölü bırakarak kaçmışlardı. Şehirde bir tek ağaç bile bırakılmamıştı30. Katliamlar Erzincan ve Erzuruma münhasır kalmadı, çekiliş güzergâhındaki bütün köy ve kasabalar yakılmıştı. Erzurumdaki durumu görgü şahidi Kantarcızâde Mustafa şöyle anlatıyor:
Türk ordusu 11 Mart Çarşamba günü şehre girmişti. Erzurumun yılmaz koçaklarının başına geçen zalimler, Dervişağa mahallesinde, karşı karşıya olan Mürsel Paşanın ve Ezirmikli Osman Ağanın evlerine yüzlerce insan doldurarak, evlere ateş verilmiş, içinde mazlum insanlar cayır cayır yanıyordu. Bir taraftan küme küme insanları Kavak Kapusu denilen yani Ardahan Kapısında istasyon Köprüsüne ve Kazan Deresine ve Mahallebaşında Sabunhaneye ve Kavak Mahallesinde muhtelif evlere götürüp mâsum halkı boğazlıyorlar ve şişliyorlar ve baltalıyorlardı .
Yeğenağa Mahallesinde Şeyh Ahmed Efendinin hanesinde 450 kişilik mâsum halka ateş verilmiş ve kapu pencerelerinden mermiler ve bombalar atarak haneyi ber hava ettikten sonra mâsumlar kâmilen yangınlar ve topraklar altında kalmışlardı. Hacı Ahmed Hanında 1373 cenaze şehitleri kafalarından balta ile vurulmuş yüzlerinden tanınmayan ve kanlar içersinde yatan şehitler arasında 94 kadın ve çocuk da vardı...Bu fecaât şehirde böyle devam ederken, köylerde ve kazalarda ve yol üzeri, fırsat bulabildikleri yerlerde aynı vahşeti icra ediyorlardı.
Şehri işgal ve istirdad eden fırka kumandanları tarafından, şehrin polis müdür vekâletliğini idare etmem emir buyuruldu. Bu emir ve vazifeyi deruhte ederek 185 fahri ve gönüllü polis kadrosu yaparak şehrin vezaif-i emniyetini temin eylemiştim. Erzurum dahilinde yaptığım, bu fecâyiin kurbanı olanların miktarı 9562 nüfustan ibaretti. Kaza ve köylerinde tahminen bunun iki katı tahakkuk etmişti. Yaralanıp hastaneye sevk ettiğim 212 nüfustu. Bu durumdan şehre giren Türk ordusu ve kumandan hüngür hüngür ağlamışlardı31.
Bu katliamların sorumlularından olan Antranik, 27 Şubat 1918de Kafkas Ordusu Komutanı General Odişelitzeye şu raporu gönderdi:
29 Twerdo Khlebef, Notes of Superior Russian Officer on the Atrocities of Erzurum, 1919 (BOA.B.E.O. A.VRK. S. 40/10). 30 Halil Kemal Türközü, Osmanlı ve Sovyet Belgeleri, Ermeni Mezalimi, Ankara, 1982, s. 78. 31Yavuz Aslan, Erzurumda Ermeni Mezalimi Hakkında Kantarcızâde Hacı Mustafanın Hatıraları, Atatürk Üni. Atatürk İlkeleri ve İnk. Tar. Enst. Dergisi, Cilt 1, sayı: 6, Erzurum, 1993, s. 91-92.
Erzurumda görülen firarları Sarıkamışta da müdafaa etmenin imkansız olduğu kanaatini verdi...32.
Erzurumun kısa bir süre içerisinde hiçbir savunma olmadan çetelerin firari yüzünden düşmesi, Antranikin Rus ordusundan istifasına sebep oldu, general elbisesini çıkararak çete reisi elbisesini giydi. General Nazarbekova elçiler göndererek Gümrüye gelmek istediğini ve Zengezur Bölgesinde Türklere karşı çarpışabileceğini bildirdi. Nazarbekov bu planı uygun bularak Antranikin Gümrüye gelmesini kabul etti. 10 Nisan 1918de 400 seçilmiş Türk Ermenisinden oluşan Özel Hareket Birliğini kurdu. Bu birliğin amacı Rus sınırlarını korumak ve Türklerin Kafkasyaya girmelerini önlemekti33.
Osmanlı Hükümeti 15 Mart 1918 tarihinde, Rusların tahliye ettikleri bölgelerde Ermeni çeteleri tarafından yapılan mezalim hakkında inceleme yapmak ve delilleri toplamak üzere bir tahkik heyeti oluşturdu. Heyet Trabzon, Erzincan ve Erzurumda incelemelerde bulundu34. Bu heyetin incelemelerine ait rapor 22 Mart 1918 tarihinde Dahiliye Nezaretine gönderildi. Erzurumda 3. Ordu Karargâhında Heyet-i Teftişiye Müdür- i Umumisi Hamid Bey tarafından gönderilen bu telgrafta, Erzurum ve Erzincan şehirlerinin kısmen merkez köyleri ile kaza merkezinin ekserisi tamamen tahrip edildiği, tahribatın kısmen Ruslar tarafından ve ekseriyetle bunların ayrılmasını müteakip Ermeniler tarafından icrâ olunduğu, Erzincanda Rusların ayrıldığı tarih olan 23 Ocaktan sonra erkek, kadın, çocuk olmak üzere 1.300 kişinin feci şekilde katl olunduğu, Erzurumda da Rusların ayrıldığı tarih olan 12 Şubattan itibaren katlin başladığı kurtuluşa kadar devam ettiği, şimdiye kadar sokaklarda ve mezarlar arasında bulunan naaşların adedi 2.500ü aştığı, bu rakamlara önceden yapılanların dahil olmadığı, kaçan Ermenilerin güzergâhında olan ve firara muvaffak olamayan köylülerin tamamen feci şekilde imha edildiği, ölenlerin sayısını tesbit etmenin şimdilik mümkün olmadığı, halka yardım edilmesi gerektiği belirtiliyordu 35.
Bu heyet dışında Doğu Anadoluya gönderilen gözlemci heyetler de vardı. Bunlardan birisi, tarihçi Ahmet Refik, Alman savaş muhabiri Paul Weitz, Avusturyalı gazeteci Dr. Stefan Steiner, Yüzbaşı Fahri Bey ve Almanyanın eski Erzurum Konsolosu Edgar Andersten oluşuyordu. Bu heyet, 17 Nisan-20 Mayıs 1918 tarihleri arasında doğu vilayetlerini dolaştı36. Heyette bulunan Ahmet Refik Bey bu seyahatle ilgili anılarında Doğu Anadolunun işgal sonrası durumunu gözler önüne sermektedir37. Ayrıca İstanbula gönderdiği raporlarla da durumu başkente bildirmiştir:
Erzurumdan Karargâh-ı Umumi İkinci Şube Müdürü Seyfi Beyefendiye,
32 ATBD. Sayı: 81 (Aralık 1982), Belge No: 1871. 33 Chalebian, General Andranik, s. 360, 371. 34 BOA. DH. ŞFR. 86/133; DH.ŞFR. 88/12; DH. ŞFR 88/196. 35 DH. İ. UM. 20-18/12-15, lef. 3-4. 36 Paul Weitz, Stefan Steiner ve Edgar Andersin bu seyahat ile ilgili notları hakkında bkz. Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya, İstanbul, 2003, ss.107-136; ATBD. Sayı:81 (Aralık 1982), Belge No: 1880. 37 Ahmet Refik Altınay, Kafkas Yollarında, Haz: Yunus Zeyrek, Ankara, 1981.
beyinlerine tesadüf olunuyor. Ermenilerin, içlerini bu suretle yüzlerce İslâm doldurarak yaktıkları konaklar müteaddittir. Mezalimi idare edenler Antranik Paşa ile Fransız Miralayı Moreldir. Erzurum dahilinde toplanan cenazelerin miktarı dört bindir. Bu meyanda birçok kadın ve çocuk da dahildir. Ermenilerin yalnız Ilıcalarda katlettikleri erkek, kadın ve çocuğun miktarı iki bine yakındır. Ermeniler ahaliyi evlere doldurup yaktıkları gibi yol yaptırmak bahanesiyle şehir haricinde de katletmişlerdir. Erzurumdan bu suretle gaip olan 111 kişidir. Bu telefat beyanında köyler dahil değildir. Muhabirler mezalim yerlerini vali beyle beraber yarım saat kadar gezdiler. İki üç gün sonra Kars-Batum tarikiyle avdet-ediyoruz. Erzurumda mezalim sahnelerinin harap yerlerin fotoğraflarını aldırdım. Bervech-i malumat arz olunur. 8 Mayıs 1334. Karargâh-ı Umumi İkinci Şubeye Memur Yüzbaşı Ahmet Refik38.
1914-1919 yılları arasında Doğu Anadoluda Ermeniler tarafından Van, Bitlis, Muş, Trabzon, Erzurum, Sarıkamış ve Kars çevresinde toplam 363.141 kişinin öldürüldüğü Osmanlı Devleti yetkilileri tarafından tespit edilmişti39.
Osmanlı Hükümeti Doğu Anadoludaki durumla ilgili araştırma yaparken İstanbul basını da Ermenilerin yaptığı katliamı sayfalarında duyuruyordu. Sabah, Ati, Tanin, İkdam gazeteleri sayfalarında bu olaylara yer verdiler. Ati Gazetesinin 20 Şubat 1918 tarihli 51 sayılı nüshasında şunlar yazıyordu:
Vilâyât-ı Şarkiyede Vazifemiz
Rus askerleri tarafından boşaltılan Vilâyât-ı Şarkyede Ermeniler çoluk çocuk demeden katliama başlamışlardır. Ordumuz bunları def etmek için uğraşmaktadır. Bundan üç sene evvel yine birkaç şaki Osmanlı ordusunu arkadan vurmak için silahlanmıştı. Bugün olduğu gibi o zaman da onları tenkil ettik. Bu esnada hükümete iki iş düşüyor. Biri her vatandaşının hayatını korumak ve diğeri de bu topraklarda asayişi sağlamak.40
Rus generalleri de Ermenilerin yaptıklarından şikâyetçi olmuşlardı. General Odişelidze bile Ermenilerin yaptıkları ile ilgili şunları yazmıştı: Ermeni kıtaatı Erzurum ve Erzincanda gerek askeri nokta-i nazarından gerek sakin ahaliye karşı vaki olan hareketleri nokta-i nazarından son derece fena hareket etmişlerdir. Hatta Ermenilerin pek ziyade lehinde bir Rus zabiti olan Kafkas hududu kumandanı General Lebevinski bizzat Ermenler tarafından söylenen ihbarat üzerine Ermeni kıtaatı ümerâsının harekatından şüphe etmiş ve Erzurumun sukutu hakkında bir tahkikat
38ATBD. Sayı: 83, Belge No: 1941. Yapılan diğer incelemelerle ilgili raporlar ve katliamın belgeleri yayınlanmıştır: Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, sayı: 81-85; Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslarda ve Anadoluda Ermeni Mezalimi I-IV, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müd., Ankara, 1995; Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri, I- II, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müd, Ankara, 2001; Enver Konukçu, Ermenilerin Yeşilyayladaki Türk Soykırımı (11-12 Mart 1918), Ankara, 1990. Görgü şahitleri ile ilgili çalışmalar da vardır: Gürsoy Solmaz, Yaşayanların Dilinden Erzurum, Sarıkamış, Karsta Ermeni Zulmü (1918-1920), Van, 1995. 39 Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri, I, s. 375-377. 40 Ati, 20 Şubat 1334/1918 , sayı: 51. Aynı gazetenin 84 nolu 25 Mart 1918 tarihli sayısında Ermenilerin Erzurum, Hınıs, Köprüköy ve Hasankalede yaptıkları anlatılıyordu. 41 İkdam, 8 Şubat 1335, No: 7901. Doğu Anadoluyu boşaltmış olan Ermeni çeteleri, Kafkasyada Karabağ, Zengezur ve Nahçıvan bölgesine geldiler. Doğu Anadoludaki çalışmaları burada da devam ettirmek istediler. Fakat 4 Haziran 1918de Türklerle Ermeniler arasında Batum Antlaşmasının imzalanması bu çetelerin durumunu zorlaştırdı. Antranik bu antlaşmayı kabul etmeyerek Erivandan farklı bir yol takip etti. Antranike göre Ermenistanın sınırları içerisinde Erzurum, Van, Muş ve Bitlis bölgeleri de bulunmalıydı. Bu anlaşma sonunda Kafkas Ermenileri ile Türkiye Ermenileri arasında önemli problemler ortaya çıktı. Kafkasya Ermenileri çetelerin kendileri için sürekli problem çıkardığından ve huzuru bozduğundan şikâyet ediyorlardı42. Mondros Mütarekesinin 30 Ekim 1918de imzalanması, Osmanlı Ordularının Kafkasyadaki avantajlı durumunu bozacak, Ermeniler için yeni bir umut devresi başlatacaktır.
42 Chalebian, Andranik, s. 409. 1921 yılı Mayıs ayında Ermenistanda yayınlanan bir Ermeni bildirisinde, MilliMüdafaa Komitesinin (Taşnakların) siyasi mesleğinin esasını Tarbzon, Mamahatun, Diyarbakır, Musul memleketlerini de Ermeni egemenliğine alarak geniş topraklara sahip olma havasının teşkil ettiği ve bunlardan vazgeçmedikleri için emperyalistlerin propagadasına kapılarak Büyük Ermenistan hayali ile uğraştıkları ifade edilmiş; bunların milletlerin refah ve saadetinin topraklarını genişletmelerinde değil, birbilerine kardeşlik ve dostluk göstermeleri ile, birbirlerinin hukukuna riayetle kaim olabileceğini bilmeleri gerektiği belirtilmişti (Sabahattin Özel, Millî Mücadelede Trabzon, Ankara, 1991, s. 228)
|