Ali Şir Nevai (Ali Şîr Nevâî) Çağatay sahasında bilgin ve devlet
adamı.
1441de Heratta doğdu.
1441 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Timur Han'ın meliklerinden Sultan Ebu Saidin vezirlerinden olan babası
Kiçkine Bahşi, Ali Şir Nevainin terbiye ve eğitimine çok önem verdi.
Timur (1336 - 14 Şubat 1405) 1336'da Keş'de (Özbeksitan
topraklarındaki Semarknad'ın 50 mil güneyindedir.) doğdu. Türkler
kendisine, Aksak Timur derlerdi (Sol ayağı doğuştan sakat olduğu için).
Barlas aşiretinin liderlerinden Emir Turagay ile Tekina Hatunun oğluydu.
...Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Sultan Hüseyin Baykara ile okuldaders arkadaşıydı. İkisinden hangisi
devlet idaresine geçerse, diğerini unutmamak üzere aralarında
sözleşmişlerdi. Ali Şir, bir müddet Horasanda, sonra da Semerkantta tahsil
ile meşgul oldu. Bir hayli zaman sonra, Hüseyin Baykara Heratta tahta
geçti. Verdiği sözü yerine getirmek için Ali Şiri arattırdı. Semerkantta
olduğunu öğrendi. Maveraünnehir meliki Ahmed Mirzaya yazarak Ali Şirin
kendisine gönderilmesini istedi. Ali Şir, Sultan Ahmedin yardımıyla Herata
geldi. Hüseyin Baykara tarafından yakın ilgi ile karşılanarak önce
mühürdarlığa, sonra da vezirliğe tayin edildi. Ali Şir, boş vakitlerini
kitab okuma, inceleme ve araştırma yapmakla geçirdi. Bu sebepten çevresi
alimler ve edipler cemiyeti haline gelmiş idi. Edip ve şairler ile bütün
ilim, sanat, hüner sahiplerine yardım ederdi. Böylece maarif ve sanayinin
gelişmesine yardımcı oldu.
Sultan Hüseyin kendisini çok severdi. Hatta, Heratta bulunmadığı zamanlar,
yerine Ali Şir vekalet eder, onun namına fermanlar çıkarırdı. Bir müddet
sonra siyasetten usanıp, istifa etmek istemiş ise de Sultan razı olmamış,
ısrarı üzerine Esterabad valiliğine tayin etmiş idi. Ali Şir Nevai orada da
çok durmayıp vazifeden ayrılarak kendisini ilim ve sanata verdi (1490).
Sultan ona daima ihsanlarda bulunurdu. Şehzadeler de Ali Şirin meclisinden
eksik olmazlardı. 1501 (H. 906) yılında vefat etti. Mezarı Herattadır.
Ali Şir Nevai, devlet ve siyaset adamlığı yanında her şeyden önce bir şair
ve alimdi. O devirde örnek gösterilen İran edebiyatını Türk geleneklerine
uygun hale getirmeye çalıştı. Türkçe'ye büyük hizmetlerde bulundu. Ayrıca
güzel sanatların hemen hepsi ile meşgul olmuş; hattat, nakkaş ve benzeri
sanatçıları korumuştur.
Ali Şir, tarih, edebiyat ve lisanda söz sahibi idi. Türkçe ve Farsça şiir
yazmasının yanında Arapçayı pek iyi öğrenmişti. Şiirlerini Türkçe ve Farisi
yazdığı için Züllisaneyn (iki dil sahibi) ismiyle tanınır. Meşhur alim Molla
Cami onunla şiir sohbetleri yapardı. Molla Cami, İran insanının yetişip
aydınlanması için eser yazarken, Ali Şir Nevai de ona paralel olarak Türk
insanının yetişmesi için çalıştı. Gerçekte her iki edebiyatçı ve alim de,
inanç ve fikir yönünden aynı şeylere yer vermişlerdir.
Ali Şir Nevai, Kaşgarlı Mahmuddan sonra Türk diline hizmet eden en büyük
Türk edebiyatçısıdır. Muhakemet-ül-Lugateyn (iki dilin muhakemesi) adlı
eserinde Türkçe ile Farsça'yı karşılaştırmış ve birçok yerlerde Türkçe'nin
üstünlüğünü göstermiştir. Bu eserini Türkçe'yi bırakıp, Farsça'yı üstün
görenleri uyarmak için yazmıştır. Kendisinden sonra gelen birçok şairi
etkilemiş, ona nazire yapan, onun görüşlerini savunan pek çok şair
görülmüştür. Türkçe şiirlerinde Nevai, Farisi şiirlerinde Fani mahlasını
kullanmıştır.
Hayrat ve iyilikleri de çok olup, bir çok medreseler ve binalar
yaptırmıştır. Büyük bir kütüphanesi olup, bu kütüphaneden pek çok kişi
istifade etmiştir.
Eserleri
Ali Şir Nevainin dördü Türkçe, biri Farsça olmak üzere beş divanı vardır.
Türkçe divanlarının genel adı Hazain-ül-Maanidir. Türkçe divanlar,
sırasıyla; 1) Garaib-üs-Sıgar: Çocukluğunda yazmış olduğu şiirlerden meydana
gelmiştir. 2) Nevadir-üş-Şebab: Gençliğinde yazdığı şiirleri ihtiva
etmektedir. 3) Bedayi-ül-Vasat: Olgunluk devresine ait şiirleri bu eserde
toplamıştır. 4) Fevaid-ül-Kiber: Yaşlılığında söylemiş olduğu şiirlere
ayrılmıştır.
Ali Şir Nevainin diğer eserleri şunlardır: 1) Hayret-ül-Ebrar: İslam
ahlakı, tasavvuf, iman, adalet, doğruluk, ilim, cehalet, yiğitlik, edeb gibi
konular üzerine yazılmış, manzum makale ve hikayelerden müteşekkil bir
mesnevidir. 2) Ferhad ve Şirin. 3) Leyla ve Mecnun: Nevainin üçüncü
mesnevisidir. Bu mesnevi, Nizaminin ve Hüsrev-i Dehlevinin izinde yazılmış
olmakla beraber, olayların psikolojisi, tasviri ve sosyal hayat içinde
işleyişi bakımından tamamiyle orijinal, milli ve mahalli bir eser
görünüşündedir. Hikayede şahısların ve olayların tasviri, kelimelerle
yapılan bir tablo halinde, adeta Orta Asya hayatını ortaya sermektedir. 4)
Seba-i Seyyare: Bu mesnevi, meşhur Sasani Hükümdarı Behram-ı Gurun
hikayesidir. Daha çocukken babası tarafından Medainden çıkarılan ve
babasının ölümünden sonra çıkan taht kavgaları arasında, bir ordu ile
Medaine gelerek hükümdar olan Behram-ı Gurun yaptığı savaşlar, av
maceraları bu mesnevinin mevzuunu teşkil etmektedir. 5) Sedd-i İskenderi: Bu
mesnevi, Zülkarneyn aleyhisselamın hayatını, fetihlerini, kahramanlıklarını
ve adaletini anlatan bir İskendernamedir. Beş mesnevisinden meydana gelen
Hamsesi ile Türk edebiyatında ilk hamse yazan da Ali Şir Nevaidir. 6)
Lisan-üt-Tayr: Büyük alim Feridüddin-i Attarın Mantık-ut-Tayrına nazire
olarak yazılmış, 3500 beytten meydana gelen tasavvufi bir eserdir. 7)
Muhakemet-ül-Lügateyn, 8) Mecalis-ün-Nefais: Bu eser, Türk edebiyatında ilk
defa Ali Şir Nevai tarafından yazılan bir şairler tezkeresidir ve pek çok
şair tarafından örnek alınmıştır. 9) Mizan-ül-Evzan: Türkçe olup, bu eserde,
Orta Asya Türk nazım şekilleri hakkında bilgiler ve örnekler verilmektedir.
10) Nesaim-ül-Mehabbe: Orta Asyada yaşayan velilerin hayat ve menkıbelerini
anlatan bir Tezkiret-ül-Evliyadır. Tasavvufun Türkler arasında nasıl
karşılandığı, büyük velilerin Türklerden nasıl saygı ve sevgi gördüğü, Türk
tasavvufu hakkında bilgiler veren bu eserde, özellikle halk psikolojisi
bakımından önemli çizgiler vardır. 11) Nazm-ül-Cevahir (Türkçe), 12)
Hamset-ül-Mütehayyirin, 13) Tuhfet-ül-Müluk (Farisi), 14) Münşeat (Türkçe),
15) Sirac-ül-Müslimin, 16) Tarih-ül-Enbiya (Türkçe), 17) Mahbub-ül-Kulub
fil-Ahlak, 18) Seyf-ül-Hadi ve Rekabet-ül-Münadi.