IX. İŞGALLERİN VE PARÇALAMA GİRİŞİMLERİNİN DOĞURDUĞU TEPKİLER
| 9A. Protestolar, Mitingler |
| 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi sonrasındaki işgaller halk arasında büyük bir üzüntüye yol açmış ve aydınların önderliğinde kurulan yerel nitelikli örgütler, bu işgalleri protesto etmek amacıyla yurdun çeşitli yerlerinde gösteriler ve protesto mitingleri düzenlemeye başlamışlardı. Mustafa Kemal Paşa da Samsun'a çıktıktan sonra, bu mitingler konusunda kamuoyunu yönlendirmeye özen göstermiştir. Özellikle İzmir'in işgali, Anadolu'nun bir çok köşesinde düzenlenen mitinglerle kınanmıştı. Bu mitingler arasında en önemlileri; 15 Mayıs 1919 tarihinde Aydın, Burdur, Denizli, Konya; 17 Mayıs'ta Eskişehir ve Kütahya; 18 Mayıs'ta Bursa, Erzurum, Havza,Tire; 19 Mayıs'ta İstanbul-Fatih ve 23 Mayıs'ta Sultanahmet ; 26 Mayıs'ta Ankara'da yapılan mitinglerdir. Türkler açısından İstanbul kadar önemli bir kent olan İzmir'in işgali, Kuva-yı Milliye'nin kuruluşu ve gelişimi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Yalnızca miting ve protesto gösterileriyle sonuca ulaşılamayacağı anlaşılınca da, önce yerel daha sonra da ulusal nitelikte kongreler düzenlenmesi konusu gündeme getirilmişti. Bu protesto mitinglerinin, halkta işgale karşı direniş gösterilmesi konusunda yararlı olduğu söylenebilir. Kısa bir süre içinde Anadolu'ya dalga dalga yayılan bu hareketler, gelecekteki büyük fırtınanın ilk esintileri olmuştu. Bu yüzdendir ki Mustafa Kemal Amasya Genelgesi'nde; "Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır." savını öne sürmüştü. |
| 9B1. Kars, Ardahan ve Oltu Kongreleri |
|
Ulusun birliğini ve yurdun bütünlüğünü korumak kaygısı içinde
olan aydınlar, öncelikle kendi yörelerinde bu birlik ve bütünlüğün
sağlanması gerektiğinin bilincinde olduklarından, yerel amaçlı
kongreler düzenleyerek, işgaller konusunda halkın bilinçlendirilmesine
çalışmışlardır. Başka bir deyişle, "Anadolu'nun
hemen her köşesinde önce çoban ateşleri gibi" yanmaya
başlayan yerel hareketlerden daha sonraları, "Kuva-yı
Milliye" adı ile bilinen büyük bir
güç doğmuştur. Osmanlı kaynaklarında Elviye-i Selâse (Üç Doğu ili) diye adlandırılan Kars, Ardahan ve Batum yörelerinin Türk illeri olarak kalmasını sağlamak amacıyla, 5 Kasım 1918 tarihinde Kars İslâm Şûrası ile başlayan bir dizi toplantı ve kongre yapılmıştır. Bunlardan sonuncusu 21 Şubat 1920 tarihinde yapılan Oltu İslâm Terakki Fırkası Kongresi'dir. Ermenilerin bölgede yarattıkları şiddet eylemlerine karşı çalışmaları düzenlemek bakımından yararlı işler yapmıştır. |
| 9B2. Doğu Anadolu Kongreleri |
|
Mondros Ateşkesi'nde üstü kapalı olarak sözü edildiği gibi, Doğu
Anadolu illerinin, bir olup-bitti ile Ermenistan'a
verileceğinden çekinen aydınlar ve yörenin ileri gelenleri, önce bölgeyi
korumak amacıyla yerel dernekler kurmuşlar ve daha sonra da, bunların
öncülüğünde kongreler düzenleyerek, etkin çözüm yolları arayışı
içine girmişlerdi. Bu kongreler arasında en önemli olanları hakkında
kısaca bilgi vermekte yarar vardır. a) Erzurum Kogresi b) Sivas Kongresi c) Trabzon Kongreleri |
| 9B2a. Erzurum Kongresi |
|
Amasya Genelgesi'nde, İstanbul Hükümeti'nin
şiddetle eleştirilmesi, İçişleri Bakanı
Ali Kemal'i çok rahatsız etmişti. Bu
nedenle, valiliklere 23 Haziran 1919
tarihinde gönderdiği gizli şifrede Mustafa
Kemal Paşa'nın görevinden alınmış
olduğunu belirterek, Paşa ile hiçbir resmi yazışmaya girilmemesini
emretmişti. Mustafa Kemal'in Erzurum'a gidişine kadar; İstanbul ile
arasındaki gerginlikte bir yumuşama olmadı. Bunun üzerine, 30
Haziran 1919'da Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı),
kendisine padişahın bir emrini iletti. Bu emirde, Paşa'ya
rapor olarak Anadolu'nun bir köşesinde dinlenmesi öneriliyordu.
Mustafa Kemal buna da uymayınca, Harbiye Nazırı padişah adına İstanbul'a
dönmesini emretti. Mustafa Kemal Paşa 8/9
Temmuz gecesi Sarayla telgraf başında sert bir tartışmaya girdi.
İstanbul'a geri dönmesi bunu yapmazsa resmi görevinin biteceği
konusunda bir kere daha uyarıldı. Sonuçta, Mustafa
Kemal'in görevinden alındığı duyurulunca, Paşa da bu karardan
hemen sonra, askerlikten istifa ettiğini ve artık Anadolu'da
"kutsal amaç için her türlü özveri ile çalışmak üzere
milletin bağrında bir ferdi mücahit (sıradan bir savaşçı) gibi çalışacağını"
açıkladı. Yine aynı gün İngiliz albayı
Rawlinson, ertesi günü toplanacak olan kongrenin zor kullanılarak dağıtılacağı
tehdidinde bulundu ve bu hareketi nedeniyle, Paşa tarafından nazikçe
kovuldu. İstanbul Hükümeti, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir
Paşa'ya, Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklaması için emir verdiyse de,
Kazım Paşa, herşeyin bilincinde olduğundan, Mustafa Kemal'i
tutuklamak bir yana, karşısında selam durarak, "Ben
ve Kolordum emrinizdeyiz. Bundan sonra dahi ne emriniz varsa, yerine
getirmeyi bir şeref bilirim." diyerek
ona bağlılığını bildirdi.
Bu gelişmelerden sonra, 23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Bu yerel kongre, Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (Doğu illerinin haklarını koruma derneği) tarafından düzenlendi. Böyle bir kongreye gidilmesinin nedeni; Mondros Mütarekesi'nin öngördüğü Doğu Vilayetleri'nin Ermenistan'a verilmesini önlemekti. Kongre; Bitlis, Erzurum, Sivas, Trabzon ve Van illerinden gelen 54 delege ile toplandı. Kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi ve yalnız Doğu Anadolu ile ilgili değil, bütün yurdu ilgilendiren aşağıdaki kararlar alındı:
Önemi:
|
| 9B2b. Sivas Kongresi |
|
Mustafa Kemal
Paşa'nın, Anadolu'da Kuva-yı Milliye'yi güçlendirme ve Temsilciler
Kurulu'nun denetimine sokma çabaları, İstanbul Hükümeti'ni rahatsız
etmiştir. Bu nedenle Hükümet, 30 Temmuz
1919 tarihinde 15. Kolordu Komutanlığı'na Paşa'nın tutuklanması için
yeni bir emir göndermiştir. Ancak bunu,
ne ciddiye alacak ne de uygulayacak birisi bulunamamıştır. Mustafa
Kemal Paşa, Erzurum'dan ayrıldıktan sonra, 2
Eylül'de kongreye katılmak üzere geldiği
Sivas'ta büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Damat
Ferit Hükümeti'nin kongreyi engellemesi ve Mustafa Kemal Paşa'yı
tutuklaması konusunda Harput (Elazığ) valisi Ali Galip'e verdiği
emir, Paşa'nın aldığı önlemler üzerine başarısızlığa uğramıştır.
4 Eylül 1919'da Sivas Lisesi binasinda açılan kongreye, Batı Anadolu'yu temsil eden bazı delegeler de katılmışlardır. Kongre'de Amerikan mandası konusunda şiddetli tartışmalar olmuş ve sonuçta, Amerikan mandası kesin olarak reddedilmiştir. Dokuz kişiden oluşan Temsilciler Kurulu'nun üye sayısı, Batı Anadolu temsilcilerinin de katılmasıyla onbeşe yükselmiştir. Sivas Kongresi'nda aşağıdaki kararlar alınmıştır:
Önemi :
|
| 9B2c. Trabzon Kongreleri |
| 12 Şubat 1919 tarihinde kurulan Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti'nin öncülüğünde, 13 Şubat 1919 tarihinde bir İl Kongresi düzenlenmiştir. Bu kongrede 11 kişilik bir yönetim Kurulu seçilmiştir. Kongrede, Trabzon ilinde nüfus ve coğrafi yönlerden Rum ve Ermeniler'in çoğunlukta olmadıklarının kanıtlanması, bu amaçla İstanbul ve Paris'e bir kurul gönderilmesi, çalışmaların yürütülmesi için gerekli maddi kaynakları sağlamak üzere, her kazanın ödeme gücüne göre belli bir yardımda bulunması gibi konular üzerinde durulmuştur. TMHM Derneği'nin ikinci kongresi ise, 28 Mayıs 1919 tarihinde toplanmış olup, bu kongrede, Yunan ordusunun İzmir'e çıkarılması ve ileride Trabzon ilinin de bir işgale uğraması olasılığına karşı, ne gibi önlemler alınacağı konuları üzerinde durulmuştur. Kongre, Ermenilere verilmesi tehlikesi ile karşı karşıya bulunan, Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput (Elazığ) ve Sivas illeri ile işbirliği edilmesine karar vermiştir. Bu doğrultuda çalışacak olan kongre başkanlığına seçilen Servet ve İzzet Beyler, daha sonra toplanan Erzurum Kongresi'ne katılacaklardı. |
| 9B3. Batı Anadolu Kongreleri |
Mondros Ateşkesi'nden hemen sonra, başta İzmir olmak üzere, Batı
Anadolu'nun, Yunanistan ya da İtalya'ya verilebileceği kaygıları üzerine
örgütlenmeye gidilmesi gündeme getirilmişti. Bu amaçla, 6
Kasım 1918'de tüccardan Moralızade Halit
ve Nail Beyler'in de içinde yer aldıkları, İzmir
Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti
kurulmuştu. Bu derneğin öncülüğünde 17-19
Mart 1919 tarihinde toplanan Büyük Müdafaa-i
Hukuk Kongresi'nden yaklaşık iki ay sonra da İzmir işgal edilmişti.
Bu olaydan kısa bir süre sonra, Batı Anadolu'da çok ciddi bir örgütlenmeye
gidilmiş ve toplanan kongre sayısı10'u bulmuştur. Bu kongreler hakkında
kısaca bilgi vermekte yarar vardır.
|
| 9B3a.
İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti Kongresi (17-19 Mart 1919) |
| Bu kongre 17-19 Mart 1919 tarhleri arasında İzmir'de Millî Sinema'da toplanmış olup, kongreye 37 belediye başkanı, 37 müftü olmak üzere 165 delege katılmıştır. Kongre Başkanlığı'na İzmir Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa seçilmiştir. Kurtuluş Savaşı öncesinde toplanan ve en fazla katılımın olduğu yerel bir kongredir. Kongrede, bir işgal karşısında "silahlı direnişe geçilmesi", yolunda karar alınmıştır. Batı Anadolu'daki nüfusun büyük çoğunluğunun Türk olduğu, kanıtlanmaya çalışılmış ve bölgenin Türkler'de kalmasını sağlamak amacıyla bir dizi önlemler alınması yoluna gidilmiştir. Bunlardan birisi de, o günlerde toplantılarını Paris'te sürdürmekte olan Birinci Dünya Savaşı galiplerinin yaptıkları Konferansa bir kurul gönderilmesine karar verilmesidir. Kongre, 19 Martta bu devletleri İstanbul'daki temsilcilerine birer telgraf çekerek, bölgedeki nüfusun yüzde seksen çoğunluğunun Türk olduğunu belirtmiş ve Türklerin haklarının korunmasını istemiştir. Bu kongre, Padişah ve Sadrazamlık makamlarına da bildiriler göndererek ,Batı Anadolu'da yaşayan Türkler'in güvenliklerinin sağlanmasını istemiştir. Kongrenin düzenleyicileri ve üyeleri arasında İttihatçılar'ın çoğunlukta olması nedeniyle, Hürriyet ve İtilaf Partisi yandaşları bu kongreye katılmaktan vazgeçtiklerini açıklamışlardır. Bu durum da, ulusal bütünlüğe büyük bir gereksinim olduğu o günlerde, parti kavgalarının hangi boyutlara vardığını göstermektedir. Böylesine zor bir dönemde parti uzlaşmazlıklarının bir yana bırakılamamasının olumsuz sonuçları, ulusal bütünlüğe büyük zarar vermiştir.Tarih, bu gibi olumsuzlukların sayısız örnekleriyle doludur. Bu nedenle, toplumların tarihten çıkarması gereken en önemli derslerden biri de; bir ulusun varolma-yokolma savaşımının yapıldığı günlerde; birey, topluluk, sınıf, din, mezhep, parti çıkarlarının bir yana bırakılmasını kabul etmek, bütün gücü ulusal çıkarlar etrafında birleştirmek olmalıdır. İşte çalışmalarını kısaca açıklamaya çaba gösterdiğimiz bu örgütler, pek çok engellemelere karşın önemli bir işlevi yerine getirebilmişlerdir. |
| 9B3b. Balıkesir Kongreleri |
|
Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcında Balıkesir'de toplanan
kongrelerin sayısı beşi bulmuştur. Bu kongreler, Balıkesir ve çevresinde
Kuva-yı Milliye'nin kurulması konusunda önemli bir işleve sahip olmuşlardır.Kongreleri
düzenleyenler arsında, eski İttihatçılar'ın varlığı dikkati çekmektedir.
Bu kongrelerde eşrafın yanı sıra din adamlarının da katkısının
sağlanması, halkın da kongrelere karşı ilgi duymasına ve yardımda
bulunmasına neden olmuştur. Kongreler, TBMM açılıncaya kadar batı
Anadolu'da Kuva-yı Milliye'nin kurulmasında ve yönetilmesinde etkili
olmuşlardır. Bu nedenle, kısaca incelemekte yarar vardır.
Birinci Balıkesir Kongresi (28 Haziran 1919) 28 Haziran 1919'da toplanmış ve kongre başkanlığına eski İttihatçı mutasarrıflardan Hacim Muhittin (Çarıklı) seçilmiştir. Kongrenin engellenmesi için, İstanbul hükümeti Balıkesir Mutasarrıfı Hilmi (Ergeneli)'ye emir vermişse de, kendisi de ulusal direnişten yana olan Hilmi Bey, bu emre uymamıştır. Bu kongrede , Balıkesir'de bir Heyet-i Merkeziye kurulması, bu kurulda kazaların ayrı ayrı temsil edilmeleri, cephelerde çarpışacak güçlerin hangi kazalar tarafından beslenecekleri, cephelerin insan ve malî kaynaklarının nasıl karşılanacağı gibi konular üzerinde durulmuştur. İkinci Balıkesir Kongresi (26-30 Temmuz 1919) Batı Anadolu'da ,Yunan işgalinin genişlemeye başlaması üzerine gelişen olayları görüşmek üzere, 26-30 Temmuz 1919 tarihleri arasında ikinci bir kongre toplanmıştır. Kongrenin toplanma gerekçesinde; "Balıkesir'de Yunan saldırılarına karşı, savunma ve savaşımları birleştirmektir." denilmekte oluşu, kongrenin yerel niteliğini de ortaya koymaktadır. Kongre başkanlığı'na yine, Hacim Muhittin Bey seçilmiştir. Kongre, her ne şekilde olursa olsun siyasetle uğraşmadığını açıklamış ve temel amacın ; "Yunanlıların bölgeden atılması olduğunu" ilan etmiştir. Kongre, bölgede yaşayan 1884-1893 doğumluların silah altına alınmasına, genel seferberlik ilanına, şehit ve yaralı ailelerine yardım edilmesine, Ayvalık, Akhisar ve Soma'da üç Menzil Müfettişliği kurulmasına, her kazanın yapacağı yardım miktarı konusunda karar almış ve "Redd-i İlhak" adının, "Harekât-ı Milliye Redd-i İlhak Heyet-i Merkeziyesi" olarak değiştirilmesini uygun görmüştür. Kongreye katılanların yalnızca 7'si memur kökenli olup, geriye kalan 41 delege "Eşraf"tan diye imza atmıştır. Batı Anadolu kongrelerinin hemen hepsinde, eşraf ve sivil aydınların ön planda oldukları dikkati çeken önemli bir noktadır. İkinci Balıkesir Kongresi, Kuzeybatı Anadolu'da, Kuva-yı Milliye'nin birleştirilmesi bakımından önemli bir adım olmuştur. Üçüncü Balıkesir Kongresi (16-22 Eylül 1919) 16-22 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanmış olup, kongre başkanlığa yine Hacim Muhittin Bey seçilmiştir. Kongrede, Ayvalık Cephesi Komutanlığı'na Mehmet Bey, Akhisar Cephesi Komutanlığı'na Emin Bey , Soma Cephesi Komutanlığı'na da Celâl (Bayar) seçilmişlerdir. Kongre, Sivas Kongresi'ne bir gözlemci göndermeyi kabul etmiştir. Böylelikle, Heyet-i Temsiliye ile Kongre arasında olumlu bir ilişki başlamıştır. Kongrede, Menzil Müfettişlikleri için de seçimler yapılmıştır. Dördüncü Balıkesir Kongresi (19-29 Kasım 1919) 19-29 Kasım 1919 tarihleri arasında toplanmış olup, bu kongrede Redd-i İlhak Cemiyeti adının, "Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" olarak değiştirilmesi uygun görülmüştür. Bu değişiklik bile Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi ile Heyet-i Temsiliye arasındaki ilişkinin olumlu yönde geliştiğini gösteren önemli bir işaret olmuştur. Beşinci Balıkesir Kongresi (10-22 Mart 1920) 10-22 Mart 1920 tarihleri arasında toplanmıştır. Kongre başkanlığına, Hacim Muhittin Bey milletvekili olarak İstanbul'da bulunduğundan, Uşak delegesi İbrahim (Tahtakılıç) seçilmiştir. Kongreye; Balıkesir- Saruhan (Manisa), Bursa, Bilecik ve buralara bağlı kaza ve bucaklardan delegeler katılmışlardır. Kongrede, dört müfettişlik için seçim yapılmıştır. Heyet-i Milliye bütçesinin 300.000 Lira olması kabul edilmiş ve yöneticilerle, savaşçıların maaşları yeniden belirlenmiştir. Bu kongrenin yapıldığı günlerde, Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal ile Batı Anadolu Heyet-i Milliyeleri arasında sıkı bir işbirliği kurulmuş bulunuyordu. Çünkü Batı Anadolu Kongreleri'ne başkanlık eden Hacim Muhittin Bey de, İstanbul Meclis-i Mebusanı'na Balıkesir'den milletvekili seçildikten sonra,15 Ocak 1920 tarihinde Ankara'ya gelerek, Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal ile bir görüşme yapmış ve İstanbul 'daki mecliste nasıl hareket edileceği konusunda uzlaşmaya varmış bulunuyordu. |
| 9B3c. Nazilli Kongreleri |
|
Yunan işgalinin önemli hedefleri arasında bulunan Nazilli'de de iki
önemli kongre toplanmıştır.bu kongreleri kısaca incelemekte yarar
vardır.
Birinci Nazilli Kongresi (6-9 Ağustos1919) 6-9 Ağustos 1919 tarihleri arasında Nazilli'de toplanmıştır. Kongrenin amacı; "Osmanlı memleketlerinin Yunan saldırılarından korunması için; siyasi , idari ve fiili savunma ve hükümetin yapacağı girişimlere yardımcı olmak" şeklinde açıklanmıştır. Bu amacından da anlaşılacağı gibi kongre, İstanbul hükümetine karşı daha ılımlı davranmıştır. Kongre Başkanlığı'na, Karacasu'dan Mustafa Talat Efendi seçilmiştir. Kongre; Nazilli'de kurulması öngörülen Heyet-i Milliye Genel Merkezi için 45 üye seçilmesini kabul etmiş; Aydın, Denizli, Burdur, Antalya, Muğla, Isparta illerinde Heyet-i Merkeziye şubeleri açılmasını kararlaştırmıştır. Kongreye bütünüyle "Eşraf" egemendir. Kongrede ;"Gönüllü ve Silah Toplama", "İrşadiye (Propaganda)", "İstihbarat (Bilgi Toplama)", "Fedakârlara ve Göçmenlere Yardım", "Ulaştırma", "Mübayaa (Alım-Satım)", "Sağlık" şubeleri olmak üzere yedi şube kurulmasına karar verilmiştir. Kongre, maddi kaynakların belirlenmesi ve savaşanlara maaş verilmesi, şehit ve yaralı ailelerine yardım edilmesi gibi konularda ayrıntılı kararlar almıştır. İkinci Nazilli Kongresi (19-23 Eylül 1919) 19-23 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanmıştır. Kongre Başkanlığı'na Antalya delegesi Nuri Bey seçilmiş, 30 Heyet-i Milliye şubesinin temsil edildiği kongreye 52 delege katılmıştır. Alaşehir Kongresi kararlarının tümü, kongre tarafından kabul edilmiştir. Bedelli askerlik için ödenecek ücret, yeni şubeler açılması, "Maliye", "Teşkilat (Örgüt)", "İstihbarat (Bilgi Toplama)", "Sıhhıye (Sağlık)", "Teftişat (Denetleme)" gibi yeni idari birimlerin açılmasına karar verilmiştir. Sivas Kongresi'nin, "Damat Ferit istifa etmediği takdirde, İstanbul hükümeti ile ilişkilerin kesilmesi yolundaki kararına, şimdilik uyulmayacağı " belirtilmiş ve bu karar , Mustafa Kemal'in tepki göstermesine neden olmuştur. Çünkü; Sivas Kongresi, Anadolu ve Rumeli'deki bütün ulusal örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirdiğini açıklamıştı. İkinci Nazilli Kongresi'nin böyle bir açıklamada bulunması, bu kararı benimsememesi olarak algılanmış ve bu durumun da, ulusal bütünlüğe aykırı olacağı düşünülmüştü. Nazilli'nin, Sivas Kongresi kararları karşısındaki soğuk tutumu, İstanbul hükümeti ile ilişkilerini koparmak konusundaki kaygılarından ileri gelmekte idi. Çünkü Nazilli, "ateş hattı"nın tam ortasında bulunmakta ve zaman zaman da Yunanlılar tarafından işgal edilmekte idi. |
| 9B3d. Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919) |
| 16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında, Alaşehir eşrafından Mustafa Bey'in evinde toplanmıştır. Batı Anadolu'da işbirliğinin sağlanması konusunda en önemli kongredir. Kongre Başkanlığı'na, Hacim Muhittin (Çarıklı) seçilmiş olup, bu kongreye; Aydın, Balıkesir, Denizli, Manisa, Nazilli, Uşak ve Afyonkarahisar illeriyle, bunlara bağlı kazalardan 43 delegenin katılımı ile toplanmıştır. Kongreye katılanlardan 26 delegenin eşraftan olması, bu kongrenin de toplumsal tabanını anlamak bakımından önemlidir. İstanbul hükümeti kongrenin dağıtılması için Albay Kâzım (Özalp)'a emir vermiş, ancak, Kuva-yı Milliyeci Albay bu emri yerine getirmemiştir. Kongre, "Afyonkarahisar- İnegöl çizgisi batısındaki düşmanı memleketten çıkarıncaya kadar, savaşın sürdürülmesi için gerekli teşkilatı yapmak" konusunda karar almıştır. Kongre, geçici ve zorunlu olmak koşuluyla bölgenin Amerika, Fransa va İngiltere tarafından işgaline ılımlı bakmakta idi. Yunanlıların kesin olarak bölgeden atılması kabul edilmiştir. Kongrede, Heyet-i Temsiliye'ye benzer görevleri ve yetkileri olan bir "Encümen-i Müdiran (Müdürler Kurulu)" seçilmiştir. Kongre tarafından genel seferberlik ilan edilmiş, ayrıntılı bir örgütlenmeye gidilerek, Harekât-ı Milliye Teşkilat Talimatnamesi hazırlanmıştır. Savaşanlara ve yöneticilere maaş verilmesi, genel bir bütçe yapılması, nöbetleşe askerlik yönteminin kabul edilmesi, Alay, Tabur ve Bölük Komutanlarının "Eşraftan seçilmesi zorunluluğu", her birimin maddi katkılarının ne olacağı gibi konularda kararlar alınmıştır. Kongre, Kuva-yı Milliye Genel Komutanlığı'na emekli Albay Kara Vasıf Bey'in seçilmesini onaylamıştır.(Oysa daha sonra yapılan Sivas Kongresi bu göreve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa'yı seçecekti.) Mustafa Kemal de kongreye bir başarı telgrafı göndererek, yardıma hazır oldukları mesajını vermiştir. Kongre kararlarından bir adet de Mustafa Kemal'e gönderilmiştir. Bu kongre,Tarihçi Prof.Dr.Şerafettin Turan'ın değerlendirmesinegöre;" Batı Anadolu'da birliğin sağlanması bakımından Sivas Kongresi'ni anımsatmaktadır." |
| 9B3e. Uşak ve Afyonkarahisar Kongreleri ve Batı Anadolu'nun TBMM Yönetimine Bağlanması |
|
Bu dönemde Uşak'ta da 1919 Ekim ayı içinde bir kongre yapıldığı
ve kurucuları arasında Emekli Albay Kara
Vasıf Bey'in de bulunduğu öne sürülmüştür. Ancak bu kongre
ile ilgili bilgiler, sınırlı ve yeterince tatmin edici değildir.
Karakol Cemiyeti'nin, Sosyalist Rusya ileri gelenleri ile bağlantı
kurdukları ve onlarla , Uşak Heyet-i Milliyesi adına bir anlaşma
yaptıkları, bu şekilde Sovyet yardımını sağlamayı planladıkları
anlaşılmaktadır. Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa
Kemal ve Kâzım
Karabekir tarafından tepki ile karşılanan bu anlaşma, daha sonra
işlerlik kazanmamıştır.
TBMM açıldıktan sonra da, Batı Anadolu'daki Kuva-yı Milliye kuruluşlarının
bir süre daha görevlerini sürdürmelerinde yarar görülmüştü. Bu
aşamada, 2 Ağustos 1920 tarihinde Afyonkarahisar'da toplanan ve TBMM
Başkanı Mustafa Kemal (Atatürk)'in de katıldığı Batı
Anadolu'da yapılan son kongre, Afyonkarahisar Kongresi'dir.TBMM Başkanı
Mustafa Kemal (Atatürk),TBMM'nin gizli oturumunda yaptığı konuşmada
bu kongre ile ilgili olarak Meclise bilgi verirken şunları söylemişti; |
| 9B4. Trakya Kongreleri |
|
Batı Trakya, Balkan Savaşları sırasından kaybedilmişti. Mondros
Ateşkesi'nden sonra Edirne'de kurulan Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk
Heyet-i Osmaniye'si, Doğu Trakya'da işgal tehdidi altına girince alınacak
önlemleri saptamak ve direnişi gerçekleştirmek için Temmuz
1919'dan Büyük Millet Meclisi'nin açılışının hemen sonrasına
kadar (9 Mayıs 1920) dördü Edirne'de biri de Lüleburgaz'da olmak üzere
beş kongre düzenlemiştir. Kongrelerin amacı; önceleri Doğu Trakya'nın işgalini önlemek iken, daha sonra Batı Trakya'ın da kurtarılmasını sağlamaya, hatta bunları birleştirerek özerk ya da bağımsız bir Trakya Devleti kurmaya yönelmiştir. Amacın, Doğu Trakya'nın işgal altına girmesinin önlenmesinin dışına taşması, Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Osmaniyesinin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Örgütü'ne katılımını 1920 Mayıs'ına kadar geciktirdiği gibi Temsilciler Kurulu ile olan ilişkilerinde de sorunlara yol açmıştır. Temsilciler Kurulu ile işbirliğini gerçekleştirmek yerine uzun süre İstanbul yönetimi ile ilişkiyi sürdürmüşlerdir. Trakya'daki kongreler ve örgütlenme sivillerin önderliğinde gerçekleştirilmiş, ancak Birinci Kolordu Komutanı Albay Cafer Tayyar Eğilmez de dernek ve kongre çalışmalarına bir üye olarak aktif bir biçimde katılmıştır. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Osmaniyesi ilk kongresini 10 Temmuz 1919'da yapmıştır. Bu, bir örgütlenme kongresidir. Asıl amaca yönelik kongreler, 16 Ekim 1919'daki Edirne Kongresi ile başlar. a) Edirne Kongresi (16 Ekim 1919) Sivas Kongresi'nde, 30 Ekim 1918 tarihinde işgal edilmemiş ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı toprakların birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak kabul edilip, bu kararı uygulamaya koymak amacıyla bütün Müdafaa-i Hukuk Örgütleri'nin, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Örgütü çatısı altında birleşmesi dolasıyla da Temsilciler Kurulu'na katılımı istenmişti. Batı Trakya, Mondros Ateşkesi sınırları dışında kalırken Doğu Trakya, ayrılmaz bütünün içine giriyordu. Bu nedenle de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Örgütü'ne katılımı gerekiyordu. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Osmaniyesi, Sivas Kongresi'ne delege göndermemesine rağmen, Sivas'ta alınan Müdafaa-i Hukuk Örgütleri'nin birleştirilmesi kararına bir anlamda uyacaktı. 7 Ekim 1919'da yaptıkları toplantıda, kendi örgütlerini Müdafaa-i Hukuk'a katmak yerine, Müdafaa-i Hukuk'un Trakya yönetimini de üstlendiler. Adını "Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk" olarak değiştiren Edirne'deki bu örgütlenme tüzüğünde gerekli değişiklikleri yapmak amacıyla, 16 Ekim 1919'da bir kongre topladı. Kongrede, Sivas Kongresi kararları doğrultusunda bazı tüzük değişiklikleri ve yönetim kurulu üyelikleri seçimleri gerçekleştirilmiştir. b) İkinci Edirne Kongresi (15 Ocak 1920) Bu kongre hem bölgedeki asayişin sağlanması hem de toprakların işgale uğramasını önlemek için silahlı birliklerin kurulmasını sağlamak amacıyla, 15 Ocak 1920'de gerçekleştirilmiştir. Alınan karara göre şehirlerde "Bekçi", kırsal kesimde "Korucu" adı verilecek "Milli Müfreze" lerin kurulması ve bunların giderlerinin yerel yönetimlerce karşılanması kararlaştırılmıştır. c) Lüleburgaz Kongresi (31 Mart-2 Nisan 1920) Sivas Kongresi'nde İstanbul Hükümeti ile her türlü ilişkilerin kesilmesi kararı alınmıştı. Bu emre önceleri Trakya'da uyulmazken, Birinci Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Eğilmez Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal'in 9 Ocak 1920 tarihli emriyle, Edirne'de seferberlik ilan ettiği gibi İstanbul yönetimiyle ilişkileri kesip, Trakya ve Edirne'deki sivil idareyi Kolordu Komutanlığı'na bağladı. Bazı yörelerdeki idareci ve komutanların buna uymaması ve yeniden hükümeti kuran Damat Ferit'in olumsuz girişimleri, İstanbul'un işgal edilmesi, Trakya'nın Yunanlıla verileceği söylentileri, yeni bir kongreyi gerekli kıldı. 31 Mart 1920'de Lüleburgaz'da toplanan kongreye, Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti üyelerinden başka Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Gelibolu ve Çatalca'dan temsilciler bölge milletvekillerinden Şakir Kesebir, Galip Bahtiyar, Hayrettin Bell, ve I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar Eğilmez katıldı. Kongrede işgal söylentileri karşısında Anlaşma devletlerine muhtıra verilmesi, siyasi girişimlerde bulunulması, Trakya'nın işgali durumunda Merkez Heyeti'nin gerekli savunma önlemlerini alması kararlaştırıldı. Ankara'da toplanacak olan meclis'e temsilci gönderme konusunu da görüşen kongre, Ankara'ya Merkez Heyeti'nin belirleyeceği üç milletvekili göndermeyi de benimsemiştir. ç) Büyük Edirne Kongresi (9-13 Mayıs 1920) San Remo'da Osmanlı'ya imzalattıracakları barış anlaşmasının son rütuşlarını yapan Anlaşma Devletleri, Doğu Trakya'nın Yunanistan'a verilmesini kararlaştırmışlardı. Bu haber, Edirne Selimiye Camisi'nin avlusunda 8 Mayıs'ta düzenlenen büyük bir mitingle protesto edildiği gibi, 9 Mayıs'ta da Erkek Öğretmen Okulu salonunda 264 delegenin katılımıyla Büyük Edirne Kongresi'nin toplanmasına neden oldu. Bu geniş katılımlı kongreye, Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Kurulu üyeleri, Edirne ve Çatalca Genel Meclis üyeleri, her bucaktan birer temsilci ve müftüler katıldı. Kongrede, Doğu Trakya'nın Yunanistan'a verilmesi projesine karşı çıkılarak gerektiğinde toprakların silahla savunulması kararı alındı. Ayrıca büyük devletlerle görüşmelerde bulunmak ve Paris'te Osmanlı Heyeti'nden ayrı olarak yalnıza Trakya'yı savunmak üzere, Büyükelçi Galip Kemali Söylemezoğlu ile Galip Bahtiyar, Salih Cevdet ve Çorlulu Cezzarzade Ziya tam yetkili temsilci olarak görevlendirildi. Ankara'nın karşı çıkmasına rağmen bu heyet, Roma ve Paris'e gidecekse de bir sonuç alamamıştır. Trakya'daki örgütlenme ve savunma önlemleri de Yunanlılar'ın 20 Temmuz 1920'deki beş günlük saldırısı sırasında tüm bölgeyi ele geçirmeleri nedeniyle çökmüştür. I. Kolordu Komutanı Cafer Tayyar esir düşmüş, Kolordu'nun kalan birlikleri Bulgaristan'a çekilmek zorunda kalmıştır. |