VII.DİRENİŞ VE KURTULUŞ YOLLARI, ÖRGÜTLENMELER

7A. Bölgesel Amaçlı Dernekler 
Osmanlı Devleti hükümetlerinin, yurdun bütünlüğünü sağlayamamaları, işgal olaylarını önleyememeleri ve özellikle de işbirlikçi azınlıkların yarattığı güvensizlik ortamını giderememeleri Türk aydınlarını, örgütlenmeye yöneltmişti. Aydınların girişimleri, Mondros Ateşkesi'nin hemen ardından uygulanmaya konulmuş ve çok sayıda yerel amaçlı örgütler kurulmuştu. Bu örgütlerin amacı, kendi bölgelerinde meydana gelebilmesi olası görünen bir işgal eylemine karşı, o yöre halkını aydınlatmak ve toplu bir direniş anlayışı uyandırabilmekti. Bu girişimin başında eski İttihatçılar baş sırayı almakta idiler. İlk sırada eski İttihatçılar'ın yer almasının belki de en önemli nedeni; bu aydınların milliyetçilik duygularınıdan da öte, Osmanlı Devleti'ni Birinci Dünya Savaşı'na sokmaktan duydukları sorumluluk hatta suçluluk düşüncesi olabilir. Ancak nedeni ne olursa olsun, bu örgütlerin, işgale karşı direniş eylemlerinin gerçekleştirilmesinde büyük katkıları olduğu inkar edilemez. Bu örgütler, Kurtuluş Savaşı öncesinde Kuvay-ı Milliye'nin temelini oluşturmuşlar ve düzenli orduya geçilinceye kadar işgalci güçlerle savaşmışlardır. Bu denli önemli olan yerel amaçlı örgütlerin kısaca incelenmesinde yarar vardır.

1. İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti (İMHOC)

  İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti,İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla İzmir'de kuruldu(1 Aralık 1918). İçlerinde eski İttihatçıların da bulunduğu bu cemiyet, daha çok barışçı yollardan Batılı devletlerle ilişki kurarak, Türklerin amaçlarını anlatmaya çalıştı. En önemli çalışması ise, 17-19 Mart 1919 tarihinde topladığı İzmir Müdafaa-i Hukuk Osmaniye Cemiyeti Büyük Kongresi oldu. Batı Anadolu'nun pek çok yerinden bu kongreye katılan müftüler, belediye başkanları ve öteki aydınlar, işgale karşı alınması gereken önlemleri görüştüler. Bu kongre, Kurtuluş Savaşı öncesinde Anadolu'da toplanan en  fazla katılımın olduğu yerel nitelikli ilk kongredir. İzmir'in işgaline karşı silahlı direniş kararı da, ilk defa bu kongrede alındı ve amacı açıklayan bildiriler yayımlandı. Bu bildirilerde, İzmir başta olmak üzere Batı Anadolu'daki nüfusun büyük çoğunluğunun Türk olduğu anımsatılarak, bölgenin Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin engellenmesi istendi. Böyle bir işgalin gerçekleşmesi durumunda ise, silahlı direnişe geçileceği vurgulandı. Kongreye katılanlar, İzmir'in işgalinden sonra kendi yörelerinde örgütlenmeleri sürdürdüler. Bu kongreyi düzenleyen İMHOC üyelerinin büyük çoğunluğu, İzmir'in işgalinden sonra da çalışmalarına başka yerlerde devam ettiler. Bu kongre, Batı Anadolu'da ulusal direniş anlayışının ve kuvay-ı milliye ruhunun uyanması açısından son derecede etkili olmuştur.

   İzmir'de kurulan dernekler arasında ,İMHOC'nin  yanı sıra ; İzmir Redd-i İlhak Heyet-i Milliyesi, İstihlas-ı Vatan Cemiyeti, Menteşeliler Müdafaa-i Vatan Cemiyeti, Aydın Vilayeti Muavenet-i Hayriye Cemiyeti de sayılabilir. Ayrıca hemen her ilde, benzeri yerel örgütler, ya da bunların şubeleri kurularak işgale karşı nasıl bir tavır alınacağı saptanmaya çalışılmıştır.
 
2. Adana Müdafaa-i Hukuk-u Milliye (Kilikyalılar) Cemiyeti

   Adana başta olmak üzere, Kilikya denilen bölgede yer alan illerin, Fransızlar'a verileceği yolundaki haberler ve bölgede Ermeniler'in yarattığı güvensizlik ortamında, Türkler'in haklarını korumak amacıyla kurulmuştur(21 Aralık 1918).

3. Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi

   Trakya ve yöresinin Yunanistan'a katılmasını önlemek ve gerekirse burayı silahla savunmak amacıyla İstanbul'da kurulmuştur(2 Kasım 1918).
 
4. Trabzon ve Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti

   Trabzon ve yöresindeki Rum çetelerine karşı merkezi hükümetin başarısız olması ve bölgede Rum Pontus Devleti'nin kurulacağı yolundaki iddialar üzerine kuruldu. Derneğin amacı, Trabzon ve yöresindeki topraklarda Türk egemenliğinin sürdürülmesiydi.
 
5. Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti

   Doğu illerinin Ermenistan'a katılmasını engellemek, bölgedeki Ermeni çetelerinin Müslümanlara yönelik yoketme eylemlerini durdurmak ve bölgede dayanışma sağlamak amacıyla kuruldu. Mustafa Kemal Paşa'nın, Erzurum Kongresi'nde, Heyet-i Temsiliye başkanı seçilmesinden sonra, etkinliğini arttıran bu dernek, kısa süre sonra yerel amaçlarının ötesine geçerek, genel anlamda vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını sağlamaya yönelik bir çaba içine girmiştir. 

7B. Ulusal Birliğe Yönelme Çabaları: "Milli Kongre" ve "Milli Blok"
    İstanbul'da Göz Doktoru Esat (Işık) Paşa başkanlığında, 29 Kasım 1918'de toplandı. Bu kongreye elli dolayında kuruluş katıldı. Milli Kongre, yurt çapındaki bütün ulusal  güçleri birleştirmeyi ve böylelikle Türk yurdunun bütünlüğünü ve bu topraklarda yaşayan insanların haklarını savunmayı amaçlamıştı. Milli Kongre, bu amacı sağlamak için, yabancı ülkelere çeşitli kurullar göndermeyi, yayınlar yapmayı ve halk arasında dayanışma sağlamayı öngörmüştür. Başkanı olan Esat Paşa'nın tutuklanması nedeniyle, istenilen düzeyde etkili olamadı. Etkinliği, İstanbul Meclis-i Mebusan'ın açılmasıyla sona erdi. Millî Blok ise, İttihat ve Terakki'nin eski ileri gelenlerinden ve o sıralarda Ayan Meclisi Başkanı olan Ahmet Rıza ve arkadaşları tarafından 1919 Martı'nda kurulmuştur. Üyeleri arasında bazı Paşalar ve siyasilerin yanı sıra, gazeteciler de bulunmakta idi. Amaçları bakımından Millî Kongreye benzemekte olup, bu kesim ABD ile işbirliği yapılmasından yana görünüyordu. Ancak kuruluşundan bir ay bile geçmeden, Saray veHükümetin yanı sıra, İngiliz ve Fransızlar'dan gördüğü baskı ve tepkiler üzerine hiçbir etkinlik gösteremeden dağılmıştır. 
7C. Barış İçin Destek Aramaya Yönelik Çabalar
   Mondros Ateşkesi sonrasında, ABD Başkanı Woodrow Wilson'ın İlkeleri doğrultusunda adaletli bir barış yapabilmek ve Osmanlı topraklarında yaşayan Türkler'in haklarını koruyabilmek için, destek sağlamak amacıyla çeşitli dernek ve örgütler kurulmuştu.bu örgütler arasında şunlar sayılabilir.

1. Wilson Prensipleri Cemiyeti

Wilson'un ilkelerinde öngördüğü gibi bir barış anlaşması yapılmasını sağlamak konusunda, ABD'nin desteğini kazanmak amacıyla , 4 Aralık 1918'de kurulmuştu. Kurucuları arasında; Halide Edib (Adıvar), Ahmet Emin (Yalman) gibi yazarların yanı sıra üniversite öğretim üyeleri, ünlü gazeteciler, siyasiler ve başka aydınlar bulunuyordu. Derneğin gerçek amacı, yeni kurulacak olan Türkiye'nin Amerikan mandası altına verilmesiydi. Ancak bu amaç; başlangıçta açıkça belirtilmemiş, Amerika'nın ekonomik ve siyasi yardımının sağlanması şeklinde, üstü kapalı olarak ifade edilmişti. Amerikan mandasının sağlanması konusu, uzun bir süre Türk aydınlarının gündeminde kalmıştır. Erzurum Kongresi'nde her türlü manda ve himayeye karşı bir tutum alınmasına karşılık, asıl tartışmalar Sivas Kongresi sırasında yaşanmıştır. Sivas Kongresi, manda konusunu kesin olarak reddetmiş, ancak "bağımsızlığa gölge düşürmemek koşuluyla ,herhangi bir yabancı bir devletin yardımının kabul edilebileceği" yolunda bir karar alarak, adeta mandacıları da tatmin etmek yoluna gitmişti.

2. İngiliz Muhipleri (Dostları) Cemiyeti 

İngiltere yanlısı, Sadrazam Damat Ferit ve Hürriyet İtilaf Partisi ileri gelenlerinin destekledikleri , hatta içinde yer aldıkları bir dernektir. 20 Mayıs 1919'da kurulmuştur. Damat Ferit ve derneğin ileri gelenlerinden olan Sait Molla, yönetim kurulunda görev almamakla birlikte, derneğin en ateşli taraftarları arasında yer almışlardı. Dernek üyeleri arasında asker ve sivil kökenli politikacılar ve gazeteciler de yer almışlardı. Derneğin amacı ; İngiltere'nin desteğini alarak, bu devletin koruması altında bir Türk devletinin kurulmasını sağlamaktı. Ancak bu amaç, derneğin programında üstü kapalı olarak; "Uygar ulusların, özellikle soylu İngiliz kavminin bilimsel, yazınsal, toplumsal, ekonomik gelişmelerinden Osmanlıların yararlandırılması" şeklinde ifade edilmişti. Bu dernek, İngiliz amaçları doğrultusunda hareket etmiş ve eski İttihatçılara ve Kuva-yı Milliyecilere karşı şiddet kullanılmasından yana olmuştur. Bu nedenle, özellikle Temsilciler Kurulu Başkanı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından sert eleştirilere uğramıştır. Derneğin aynı zamanda gazeteci üyelerinden Refi Cevat (Ulunay), Refik Halit (Karay), Ali Kemal (bir ara İçişleri Bakanı olarak görev yaptı) gibi kimseler ile Kuva-yı Milliyeciler arasında şiddetli tartışmalar yaşanmıştır. 

7D. Saltanat Şurası'nın Toplanması: (26 Mayıs 1919)
   Sultan Vahdettin'in  isteği üzerine,devletin içinde bulunduğu sorunların görüşülmesi amacıyla toplanmıştır. Padişah Vahdettin'in açış konuşması ile başlayan toplantıya ; Sadrazam Damat Ferit, Bakanlar Kurulu ve  Ayan Meclisi Üyeleri, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay Başkanları, eski Bakan ve elçiler, Üniversite ve basından temsilciler ile bazı siyasi partilerin ve derneklerin temsilcilerinin katıldığı anlaşılmaktadır. Saltanat Şurası'nda, hükümetin izlemekte olduğu politikalar, İzmir'in işgali, Amerikan mandası, Doğu illeri ve Ermenistan sorunu gibi konular üzerinde durulmuştur. Başta Sultan Vahdettin olmak üzere, kongreye katılanların, Birinci Dünya Savaşı'nın yenilgisinin sorumluluğunu üzerilerine almak istemedikleri ve bu sorumluluğu İttihatçılar'a yükletmek için kamuoyu oluşturmak istedikleri söylenebilir. Ulusun varolma-yokolma  savaşının yaşandığı bu dönemde, ulusal çıkarların bir yana bırakılarak, en üst düzeyde yapılan bu parti kavgalarından kamuoyunun büyük ölçüde ve olumsuz yönde etkilendiği anlaşılmaktadır. Bu olumsuzlıkların yüksek faturası ise, daha sonraki günlerde çok ağır şekilde ödenecekti. Ayrıca bu Şura'da, 21 Aralık 1918'de kapatılan Meclis-i Mebusan yerine, bu işlevi görecek yeni bir meclisin oluşturulması  önerilmiştir. Ancak bu öneriye, ülkede güvenliğin yeterli düzeyde olmadığını ileri süren Hürriyet ve İtilaf Partisi yandaşları ve üyeleri karşı çıkmışlardır. Gerçekte ise bu kesim, İttihat ve Terakki yanlısı olanlarla bir siyasi mücadele içine girmekten ve bunu kaybetmekten çekindiği için, böyle bir yol izlemiştir. Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin,1919 yılı Kasımı'nda yapılacak olan seçimlerine katılmayarak, bu seçimleri boykot etmesi de, bu partinin  toplumsal tabanının ne denli zayıf olduğu ortaya koyan önemli bir kanıt sayılabilir.